DEJAVU

Erdoğan ve AKP tarihin akışına karşı kürek çekiyor.

Çözüm sürecini oyalama ve Kürdistan devrimini tasfiye etme, kendi tekçi diktasını kurma olarak kurgulayan AKP diktası tamamen deşifre olmuştur.

Seçim öncesi dönemde, Erdoğan her türlü kanunu-kuralı çiğneyerek yaptığı seçim kampanyasında ırkçı söylemlere sarıldıkça "MHP’ye oy kaptırmamak için öyle yapıyor, seçimden sonra düzelir" diyenler yanılmıştır.

Erdoğan, halkın açıkça reddettiği başkanlık sistemine karşı, halktan adeta intikam alırcasına bir darbe yapıyor. Sanki seçimler hiç yapılmamış gibi, halk Erdoğan ve AKP’ye hayır dememiş gibi, tek parti-tek adam diktasını gerçekleştirmektedir. MHP’nin de örtülü desteğiyle, 7 Haziran seçimlerinin sonuçları geçersiz kılınmaktadır. Daha da ileri giderek HDP’nin kapatılması, HDP liderlerinin, milletvekillerinin tutuklanması gündeme getirilmektedir. Seçimden önce başlayan saldırı ve katliamlar seçimden sonra da devam etmektedir.

HDP’de birleşen ve demokratik-siyasi çözüme inanmış çok farklı demokratik eğilimler "Biz’ler Meclise" dedi. Halk, AKP diktasının bütün saldırı ve katliamlarına rağmen HDP’yi destekleyip seçim barajını yerle bir etti. Seçimden sonra AKP ve devletten seçim sonuçlarına saygılı olması beklenirdi. Ama tam tersi oldu. İlk hafta ağzını açamayan Erdoğan, yeniden sahneye çıktı. Seçim sonuçlarını tanımadığını gösteren söz ve davranışlarıyla saldırıya geçti. MHP’nin de dolaylı desteğiyle, Erdoğan ve AKP yeni bir dikta yönetimi kurmak üzere halka karşı bir darbe teşebbüsüne girişti. Erdoğan ve AKP diktası halka rağmen iktidarda kalma çabasına girmiş bulunuyor. Haklarındaki yolsuzluk-hırsızlık dosyalarından, cinayet ve katliam suçlarından, IŞİD (DAİŞ) işbirlikçiliğinden yargılanmamak için her yola başvuruyorlar.

Halk "Biz’ler Meclise" demişti. Erdoğan diktası ise "Sizler ya zindana, ya mezara, ya da dağa!" diyor. Kendisinden önce defalarca denenmiş ret-inkar ve imha yöntemlerine sarılıyor. Emrindeki kanla dolu havuz medyasının psikolojik savaşı eşliğinde, tüm silahlı güçlerini sokakta ve dağda halkın üzerine sürüyor. Erdoğan bunları yaparken de "Yeni seçimler"den söz ediyor. Elbette ki halk "Benim oylarımı keyfinize göre, istediğiniz gibi geçersiz sayacaksanız, benim oylarıma saygınız yoksa, yeni seçime ne gerek var?" diyecektir.

Normal şartlarda, yeni bir seçimde HDP’nin oylarını daha da arttırması bekleniyor. En azından mevcut durumda köklü bir değişiklik beklenmiyor. İşte bu nedenle Erdoğan, 7 Haziran öncesi yapamadığını şimdi yapmak istiyor. Her türlü cinayet, katliam ve savaş tehdidiyle halkı korkutmaya çalışıyor. HDP liderlerini ve militanlarını tutuklamak, katletmek vb. her yolla HDP’yi zayıflatmaya çalışıyor. Bu da yetmezse sandıkları kaçırıp "gizli sayım" yapmaya hazırlanıyor. Kürtlere ve ezilenlere karşı savaş tercihini yapan bir AKP diktasında yapılacak seçimlerin ne meşruiyeti, ne de önemi kalır.

Zaten, 7 Haziran’da seçimi kaybetmiş ve hiçbir meşruiyeti kalmamış olan AKP şu anda hala iktidardadır. Medyayı susturmuş, içerde geniş tutuklamalara girişmiş, dışarıda da savaş saldırılarını başlatmıştır. Halkın geleceğini tehlikeye atan savaş oyunlarından medet ummaktadır. 12 yaşındaki Uğurlardan, Ceylanlardan sonra yeniden çocuk katliamını başlatmıştır. AKP’nin savaş konseptinin bir parçası olarak sokak infazlarına girişen polis, bir haftada 2’si çocuk 6 sivili katletti. Polisler son olarak daha önce onlarca çocuk ve gencin katledildiği Cizre’de Hasan Nerse’nin yaşamına son verdi. Üzerine açtıkları yaylım ateşiyle Nerse’yi yaralayan polisler, gencin elini kolunu bağlayarak başında durup ölmesini seyretti.

Özgürlük hareketini ve her türlü muhalefeti ezmek için yeni bir darbe girişimi gündemdedir. Halklarımızın direnişiyle bu darbe girişimi püskürtülebilir ve hırsız-soyguncu-darbeci sivil generaller bütün uşaklarıyla birlikte yargı önüne çıkarılabilir. "Savaş değil, siyasi müzakere ve çözüm istiyoruz" diyen halklarımızın mücadelesi bir kez daha ateş çemberinden geçiyor. Çözüm, barış ve özgürlük isteyen bütün ezilenlerin birliği ve mücadelesi çözüm yolunu açacaktır.

AKP şefleri, MHP ile, IŞİD ile elele Türk-İslam sentezinde buluştu. AKP, "Vesayete karşıyız" diye diye vesayeti sürdürmek için kanlı ve karanlık bir yola girmiş bulunuyor. Kendilerinden önceki özel savaş şeflerinin akıbetinden hiç ibret almamışlar. Artık gelecek nesiller, AKP şeflerinin ve emirlerindeki medya vb. her kılıktan özel savaşçıların akıbetinden ibret alacak.