Deklare ediyoruz: PKK yasağına karşıyız

  • Almanya’da 26 yıldır devam eden PKK yasağına karşı Saarbrücken’deki sivil toplum kuruluşları yaklaşık 7 aydır kampanya yürütüyor. Kampanya vekilinden gazetecisine, avukatından, akademisyenine STÖ temsilcisine geniş bir yelpaze destek veriyor.

ERKAN GÜLBAHÇE/SAARBRÜCKEN

Her fırsatta etkili ve farklı eylem ve etkinliklerle PKK yasağına karşı tepkilerini ortaya koyan Aktion 3. Welt Saar ve Saarländischer Flüchtlingsrat Aralık 2019’dan bu yana ise aynı amaçla bir kampanya yürütüyor. Almanya’nın Saaarland Eyaleti’nde çalışmalarını sürdüren Aktion 3. Welt Saar ve Saarländischer Flüchtlingsrat uzun yıllardır Kürt halkı ile dayanışma içinde. Saarländischer Flüchtlingsrat kurulduğu 2006 yılından itibaren Kürtler ile iletişimde, eylem ve etkinliklerine destek sunuyor. PKK yasağının kaldırılması için birçok kez açıklama yapmış bir kurum. Aktion 3. Welt Saar ise 1990’lı yılların başlarından itibaren Kürt halkının mücadelesinin yanında yer alıyor. Birçok defa Kürdistan’daki hak ihlallerini yerinde incelemek için Kuzey Kürdistan’a heyetler göndermiş ve hak ihlallerini raporlaştırmış. Saarland’daki birçok Kürt etkinliğinin organizesinde yer alan ve her fırsatta PKK’nin ‘terör örgütleri listesi’ne alınmasının yanlış olduğunu dile getiren bir kurum.

Sınırı geçince yasak!

Aktion 3. Welt Saar, Saarländischer Flüchtlingsrat ve bir  grup Alman siyasetçi 2018 ve 2019 Newroz etkinliklerinde üzerinde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fotoğrafı, ERNK, PKK, PYD, YPG, YPJ, KCK gibi Almanya’da yasaklı 11 sembolün yer aldığı pankartla Alman devletinin PKK yasağını protesto etmişti. Geçen sene iseyasağın 25. yılı vesilesiyle Almanya’da yasaklı sembollerin yer aldığı pankartla 25 defa Schengen’den Almanya’ya geçerek yasağı protesto eden kurum temsilcileri Lüksemburg’da serbest olan PKK sembollerinin Almanya’da yasak olmasının kabul edilemeyeceğini belirtmişlerdi. “Sınırın bir tarafında serbest olan semboller neden sınırın diğer tarafında yasak” diyerek, PKK yasağına tepkilerini ortaya koymuştu.

Vekilinden gazetecisine

PKK yasağının kaldırılması için birçok kez basın açıklaması yapan, basın aracılığıyla kamuoyu yaratmaya çalışan iki dernek insan hakları bildirgesinin BM İnsan Hakları Komisyonu tarafından kabul edilişinin yıldönümü olan 10 Aralık 2019’da ise PKK yasağının kaldırılması için bir kampanya başlatmıştı. Aktion 3. Welt Saar ve Saarländischer Flüchtlingsrat kampanyayı facebook sayfalarından (https://www.facebook.com/sfr.e.v) “Almanya’daki saçma PKK yasağının kaldırılması için birçok neden var. Sen de bize katıl, PKK yasağına neden karşı olduğunu bir cümle ile ifade et” diyerek duyurdu. Kampanyaya Almanya federal parlamento vekili, yazar, gazeteci, avukat, akademisyen ve birçok kurum temsilcisinin de yer aldığı geniş bir çevre destek sundu.

Kampanyanın organizatörleri Aktion 3. Welt Saar yöneticisi Roland Röder ve  Saarländischer Flüchtlingsrat e.V yöneticisi Andreas Ries sorularımızı yanıtladı.

Saarländischer Flüchtlingsrat e.V yöneticisi Andreas Ries

PKK yasağına karşı tepkinizi farklı eylem ve etkinliklerle şimdiye kadar birçok kez ortaya koydunuz. Kampanya fikri nasıl oluştu?

Andreas Ries: Bundan önce de PKK yasağına karşı bir çok eylem ve etkinlik gerçekleştirdik. Her alanda fırsat buldukça veya platformlarda PKK yasağına ilişkin konuşmalar talep ediyoruz. Gazetelere makaleler yazıyoruz. Dile getirdiğimiz ana tema ise; PKK yasağının vatandaşlık haklarına karşı büyük bir saldırı olduğunu, aynı zamanda Kürtlerin siyaset yapma haklarını elinden aldığını vurguluyoruz. Kurulduğumuz 2006’dan beri PKK yasağını kendimize kırmızı bir çizgi olarak belirledik. Ve bu yasağın anlamsız olduğunu derhal kardırılması gerektiğini dile getiriyoruz. Talebimizi her sene gerçekleştirdiğimiz aksiyonlar ile güncelleştiriyoruz.

Bu kampanya ile çevremizdekilerin PKK yasağına ilişkin düşüncelerini bir cümle ile açıklamalarını istiyoruz. Bunu yaparken kimliklerini ve fotoğraflarını da paylaşmalarını istiyoruz. Yani açıktan ‘Biz PKK yasağına karşıyız’ mesajı vermek istiyoruz. PKK yasağın karşı düşüncelerini yazan herkes içinde ne geliyorsa onu ifade ediyor, yasağa neden karşı olduklarını kendi pencelerinden açıklıyor.

Kampanyaya katılmaları için farklı çevrelere mektup yada e-mail gönderiyoruz. On kişiden ikisi cesaret gösterip ‘hayır’ diyebiliyor. Geri kalanlar herhangi bir cevap vermiyor. Yedi kişinin cevap vermemesi aslında PKK yasağının ne kadar zor bir konu olduğunu da bize gösteriyor. Bazı otonom ve sol gruplar da sadece düşüncelerini yayınlamak ama bunun yanında fotoğraflarını göstermek istemiyor, bu kampanyamıza uymadığı için kabul etmiyoruz. Acı bir gerçek, PKK yasağı toplumun içinde bir tabu.

Ne yazık ki halk resmi söyleme bakıyor. Resmi söylem de Kürtleri tehlikeli göstermeye çalışıyor. Eylem ve etkinliklerde çok sayıda güvenlik gücü görevlendirerek Kürtlerin ne kadar tehlikeli olduğunu anlatmaya çalışıyorlar. Bu durumda farklı bir resmin ortaya çıkmasına sebep oluyor. Çevremizdeki insanlarla konuşurken ‘Ben de PKK yasağına karşıyım ama…’ diye devam ediyor. Oysa PKK’nin akan kanın durması için kaç defa ateşkes yaptıklarını ya da ne kadar barışçıl olduklarını bilmiyorlar. İşte bu kampanyamız ile tam da bu duvarı yıkmak ve halkı doğru biçimde bilgilendirmek istiyoruz.

Aktion 3. Welt Saar yöneticisi Roland Röder

Almanya toplumunda PKK yasağına ilişkin yaklaşım size göre nasıl?

Roland Röder: Andreas’ın söylediği bir noktanın dışında her sözüne katılıyorum. Aslında insanlar PKK yasağını çok iyi biliyor. PKK yasağının yanlış olduğunu da biliyorlar. Ama bilmezlikten geliyorlar. İsteseler konu hakkında çok kolay bilgilere ulaşabilirler. Benim düşünceme göre insanlar bu konu ile ilgilenmek istemiyorlar. İlgilenmemelerinin nedeni zor ve kompleks bir konu olmasından kaynaklı. Alman yetkilileri, Kürtlere ideolojilerinden dolayı 1993 yılından beri mesafeli yaklaşıyor. Yani Kürtler kebap yaptıkları, halay çektikleri sürece problem yok. Ama siyasete bulaştıkları anda iş değişiyor.

Resmi söylem kamuoyunda Kürtlerin tehlikeli, ilgilenilmemesi gereken bir kesim olarak görülmesine neden oluyor. Alman resmi söylemi PKK’nin Almanya’da veya dünyanın farklı bir yerinde ‘tehlikeli’ olarak algılanmasına sebebiyet vermiştir. Her söylemde PKK ‘terör örgütü’ olarak lanse ediliyor. Ve bunun sonucunda ise toplumda da bir algı oluşuyor. Devletin bu propagandası da toplumda karşılık buluyor.

İnsanlarla konuştuğumuzda, Kürt kadının Ortadoğu özgülünde bakıldığında özellikle Rojava’da verdikleri mücadeleyi çok önemsediklerini ve bu mücadelelerinden dolayı takdir ettiklerini söylüyorlar. DAİŞ’e karşı verdikleri mücadeleden dolayı Kürt halkına minnettar olduklarını vurguluyorlar. Şengal’de Êzîdîleri katliamdan kurtaran insanlara sempati ile bakıyorlar. Ama Rojava’daki kadın hareketinin ve DAİŞ’e karşı verilen mücadelesinin arkasındaki gücü sorgulamak istemiyorlar. Bütün bu mücadelenin kaynağının PKK olduğunu kabullenmek istemiyorlar. Bunları sorgulayabilseler PKK’yi tanımış olacaklar.

Oysa, bu kadar büyük işler yapan PKK’nin önünde şapka çıkarıp eğilmek gerekiyor. PKK son yıllarda sadece Kürtler için mücadele etmedi. Avrupa için de mücadele etti, bizim için bedel ödedi. Yani bir insan bir iyilik yaptığında teşekkür etmek gerekiyor. Bunun için de bizim PKK’ye teşekkür etmemiz gerekiyor. Bu kampanyayı PKK’ye teşekkür olarak da görmek gerekiyor. Bu kampanya ile PKK yasağını kaldıramasak bile en azında PKK yasağını gündeme getirip basına yansıtmak istedik. PKK yasağı belki akademik çevreler tarafında tartışılıyor ama ne yazık ki halk tarafından tartışılmıyor. Bu kampanya ile PKK yasağının halk tarafında tartışılmasına katkı sunmak istedik.

Kampanyaya ilgi nasıl? Hedeflerinize ulaşabildiniz mi?

Andreas Ries: Her ne kadar farklı şehirlerden insanlardan görüş alsak da bu kampanya lokal bir kampanya. Kampanyaya başlarken önümüze koyduğumuz hedeflerimize ulaştık. 10 Aralıkta kampanyamızı başlattık. Hedefimiz, PKK yasağının 26. yılında 26 görüş alıp, 21 Mart Newroz günü sonlandırmaktı. Ancak öyle gözüküyor ki bu kampanyayı biraz daha uzatacağız. Kampanyaya yoğun bir ilgi var. “PKK yasağını ne kadar gündemden tutarsak o kadar iyi olur” diyerek, biraz daha sürdüreceğiz. Farklı kesimlerden insanlara fikirlerini belirtmeleri için hala çağrılar yapıyoruz. Yapmaya devam da edeceğiz. İsteyen herkes Saarländischer Flüchtlingsrat facebook sayfamıza girip bizimle iletişime geçip PKK yasağına ilişkin düşüncelerini paylaşabilir.

Roland Röder: Bu kampanyayı başlatırken farklı kesimlere ulaşmayı planlamıştık. Ya da daha önce hiçbir şekilde Kürt sorunu hakkında yorum yapmamış, Kürtler hakkında hiç fikir beyan etmemiş kurumlara ulaşıp PKK ve Kürt sorunu ile yüzleşmelerini sağlamak istedik. Bu konuda bir mesafe kat etsek de istediğimiz gibi bir sonuca ulaştığımızı söyleyemem. İnsanlar gerçek isimleri ve fotoğrafları ile fikirlerini açıklamaktan çekiniyorlar. Bir anlamda bedel ödemeye gelince biraz duraksıyorlar. Ulaştığımız kesimler düşüncelerini beyan etmeseler de bu sorun hakkında düşünecekler ve bu sorunun varlığını tekrardan hatırlayacaklar. Bu da önemli bir kazanım.

Bu kampanyada düşüncelerini belirtenlerin birçoğu; Rojava devrimi, Şengal’de Êzîdîlerin kurtarılması, DAİŞ’e karşı verdiği mücadele, PKK’nin kadına bakış açısı, Kobanê direnişindeki rolünden dolayı PKK yasağının kaldırılması gerektiğini vurguluyor.

Aslında Şengal, Kobanê ve DAİŞ ile mücadele verilen süreçte PKK yasağının yanlış olduğu tüm TV programlarında tartışılıyordu. Almanya’daki tüm partiler hatta Alman Hıristiyan Partisi (CDU) yetkilileri de bunu defalarca dile getirdi. Bu süreçte çok umutlanmıştım. “Şimdi değilse ne zaman PKK yasağı kaldırılacak” diye düşünüyordum. Ne yazık ki tüm olumlu havaya rağmen PKK yasağı kaldırılmadı. Türkiye, Avrupa ve Almanya’yı mültecilerle tehdit edince Almanya da geri adım attı. Olumlu havaya rağmen PKK yasağını kaldırmadı. Almanya, Türkiye ile var olan ekonomik ilişkileri Kürtlere tercih etti. Bir anlamda yine Kürtler, Erdoğan’ın tüm barbarlığına rağmen kirli pazarlıklara kurban edildi.

Bundan sonrası için ne gibi planlarınız var?

Roland Röder: Saarland Başbakanı ve aynı zamanda Saaarland Sosyal Bakanı olan Tobias Hans ile görüşmek gibi bir planımız var. Kampanya hakkında kendilerini bilgilendirmeyi planlıyoruz.

Andreas Ries: Demokratik Kürt Toplum Merkezi’nin yöneticilerini Saarland Parlamentosu’nun içişleri ve sosyal işleri komitesi ile bir araya getirmeyi planlıyoruz. Bu vesile ile Kürtlerin sesini Saarland Parlamentosu’na ulaştırmayı planlıyoruz. PKK yasağı konusunda da her daim bir eylemsellik içerisinde olacağız.

PKK, Almanya’da 1993 yılından bu yana yasaklı. Son dönemde Avrupa Adalet Divanı ve Belçika yargısı PKK lehine aldığı kararların Almanya’ya bir yansımasının olacağına inanıyor musunuz?

Andreas Ries: Üzülerek belirtmem gerekir ki Alman devleti PKK konusunda en katı tutum sergileyen devletlerin başında gelir. Almanya DDR’den sonra komünizme karşı çok ciddi bir reaksiyon gösteriyor. Alman devletinin PKK yasağını bu kadar sert savunmasının sebeplerinden bir tanesi de PKK’nin çıkış felsefesidir. Bir diğeri de Türkiye-Almanya ilişkileridir. Bismarck’tan bu yana Türkiye ve Almanya iyi ilişkiler içerisinde. Almanya yüzyıllardır muhalif örgütleri yasakladı. Bugün de bu geleneğini devam ettiriyor. Almanya bilinçli olarak muhalif oluşumları illegalize etme çabası içerisinde.

Yani Kürtler ile Alman devletinin ilişkilerini bu noktada görmek gerekiyor. Diğer Avrupa ülkelerinin Kürtlere karşı tutumunu Alman devleti ile karşılaştırmak bile çok doğru değil.

Realist olmak gerekiyor. Alman devleti PKK yasağı konusunda diretecektir. Ama bize düşen de bu yasağa karşı direnmek ve herkese sesimizi yükseltmektir. Bu eylemlerimizle PKK yasağını kaldıramasak dahi bu yasağı etkisizleştirebiliriz.

Roland Röder: Almanya var olduğu sürece PKK’yi düşüncelerinden dolayı kabul etmez. Ama bu eylemlerimizle bunları zorlamamız gerekiyor. Alman Komünist Partisi (KPD), 1957 yılında beri yasak. Bu yasak hala devam ediyor ama etkisi yok. Belki bir espri gibi olacak ama PKK’nin eski bir üyesi bakan olup bir Alman yetkili ile bile görüşse dahi Alman devleti tarafından PKK yasağı devam edecektir.

Bir anlamda bu eylemlerimizle Alman devletinin sınırlarını zorluyoruz ve sinirlerini ölçüyoruz. Nitekim PKK yasağına ilişkin açtığımız pankart ve etkinlikler için bizi sürekli ifadeye çağırıyorlar. Ancak şu ana kadar ifadeye gitmedik. Bakalım bir dava açılmasını bekliyoruz.

Mahkemelerin aldığı bu kararların uygulanabilmesi için kamuoyunun desteğinin olması gerekiyor. PKK ve Kürt halkına karşı dünya genelinde bir ilgisizlik var. Örneğin; 1980’lerde Güney Afrika Apartheid rejimine karşı olan ilgi Kürt halkının verdiği mücadeleye karşı yok. Hakeza dünya genlinde Kürt halkı ve PKK hakkında yeterince bilimsel makale ve kitap yazılmadı. Yani doküman niteliğinde belgeler çok eksik. Dünya genelinde sanatçıların Güney Afrika sorununa ilişkin çok ilgileri vardı. Şarkıları ile konserleri ile sürekli gündeme taşıyorlardı. Ama bu duyarlılığı Kürt halkına karşı pek göremiyoruz.

Toplumun içindeki bu dinamiklerin harekete geçmesi Mandela ve ANC’nin başarılı olmasını sağladı. PKK ve Öcalan konusunda uluslararası bir tepki olmadığı için yani toplumun gündemine giremediği için seslerini kimse duymuyor.

PKK yasağına karşı mücadeleye devam edeceğiz. Bundan sonra her yerde, her eylemde ve her platformda PKK yasağına karşı çıkabildiği kadar sesimizi yükselteceğiz.


Mahkemede görüşelim

Polis engeli ve uyarılarına rağmen kampanyayı yürüten iki kurumun yöneticileri PKK yasağına karşı mücadelelerini sürdürmekte kararlı olduklarını ifade ederek, “Yasağa karşı yürüttüğümüz tüm çalışmaların arkasındayız. Almanya Anayasayı Koruma Teşkilatı tarafından etkinliklerimizden ötürü defalarca ifade vermeye çağrıldık. Eğer ısrarla ‘semboller yasak’, ‘sembolleri taşımak suç’ diyorlarsa, o halde bizi mahkemeye versinler, mahkemede görüşelim” diyor.