Demirtaş: İmralı’ya gazeteciler, aydınlar da gidebilirler!..

BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, bu dönemde gelişen Kürt sorununun demokratik çözümü sürecinin temel aktörlerden biri. Hem İmralı’da sayın Öcalan ile görüşmelerde, hem Ankara’da, hem de Kandil ve Avrupa’da görüşmeler yürütüyor. Bir birleri ile görüşemeyen bütün dinamikler ve aktörlerle görüşen biri. Bu açıdan gelinen sürece ilişkin düşünceleri oldukça önemli. Demirtaş dün Brüksel’deydi. Avrupa Parlamentosu’nda görüşmeler yaptı. Daha sonra da gelinen sürece ilişkin sorularımızı yanıtladı. Demirtaş ile yaptığımız sohbetten aldığım notları sizlere aktarayım:

Çözümün geldiği aşamayı değerlendiren Demirtaş; Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın başlattığı bu sürecin üç aşamalı olduğunu hatırlatarak, birinci aşamanın önemli aşamada başarıldığını söyledi. Demirtaş birinci aşamada tarafların gösterdiği performansta KCK’nin süreci çok olgun bir şekilde yürüttüğünü ve bu durumun da Ankara’ya birebir yansıdığını söyledi. Ama AKP cephesinde zaman zaman süreci zorlayan açıklamalar ve pratikler sözkonusu olduğunu söylüyor. Hükümetin barış diline ve üslubuna dikkat etmesi gerektiğine işaret eden Demirtaş; ancak operasyonların durdurulması, geri çekilme sürecini zorlamayacak bir durum; Meclis’teki komisyonu ile Akil İnsanlar çalışmalarının sürdürülmesinin ise olumlu olduğunu söyledi.
Öcalan’ın bu aşamada bir değerlendirme yapması gerektiğine işaret eden Demirtaş; bütün bu gelişmeleri BDP Heyeti olarak bir toplantının yapılması gerektiğini söylüyor. Bunun için gerekli girişimlerin yapıldığını söyleyen Demirtaş, yakın zamanda bu toplantının gerçekleşebileceğini söylüyor. Öcalan’ın koşullarının sürece ilişkin gelişmeleri daha sağlıklı takip etmesi için yeterli olmadığına da dikkat çeken Demirtaş; Öcalan’ın sadece BDP heyeti ile değil, sivil toplum örgütleri, oluşturulan komisyonlar, akademisyenler ve gazetecilerle de görüşmesi gerektiğini söylüyor.
“Peki AKP ne yapmalı bu süreçte?” diye sorunca yeni Anayasa, demokratikleşme paketlerinin hızla devreye girmesinin önemine vurgu yapıyor Demirtaş. Ayrıca Meclis’in bu süreçte uzun bir tatil yapmaması gerektiğini, sürecin seçim hesaplarına kurban edilmemesi gerektiği konusunda da uyarılarda bulundu. 2014’teki üç sandık konusunu yorumlayan Demirtaş, Anayasa referandumunun seçimlerden önce yapılması gerektiğini savunuyor. AKP’nin bu konudaki kaygısının “süreç” kaygısından çok parti için hesaplarının kaygısı güttüğünü vurguluyor.
Ankara’da yapılan konferansı da değerlendiren Demirtaş’ın görüşleri şöyle: “Konferansın katılımcıları ile Türkiye’de ilk defa böylesi bir konferans gerçekleşti. Çok farklı kesimler barış ve çözüm için bir araya geldi. İkincisi bu konferans sayın Öcalan’ın çağrısı üzerine biraraya geldi. Bu çok önemli bir nokta. Bu iki nokta düşünüldüğünde konferans başarılıydı.”
Yapılacak 4 konferansın Öcalan tarafından çok önemsendiğine işaret eden Demirtaş konferansların 2. Aşamanın demokratikleşme, anayasal ve yasal çözüm aşamasının en önemli siyasi mekanizması olduğunu söylüyor. Amed’deki Konferans 15-16 Haziran tarihleri öngörülüyor. Kürt hareketi ve örgütleri biraraya gelerek dünyaya ne istediklerini ortaya koyacaktır. Bu sürecin ciddiyetine denk bir kararlılıkla taleplerini ortaya koyacaktır. Diğer partilerde olan kesimler de gelip Kürtlerin taleplerini ortaya koyabilir. HÜDA PAR’dan diğer bütün siyasi partilere, şahsiyetlere davet var. Hatta CHP, AKP içindeki Kürt siyasetçilerin ise sağda solda spekülatif konuşmaları yerine Konferansa katılıp çözüm için düşüncelerini açıklamaları gerektiğini de söylüyor Demirtaş. Kürtler arası birlik için önemli bir aşama yakalandığını ise hem Güney Kürdistan’daki imza kampanyasına katılımlar hem de KNK 13. Genel Kurulu’yla ortaya çıktığını belirtiyor. Artık Kürt siyasal temsilcilerinin özellikle Sayın Öcalan, Sayın Barzani, Sayın Talabani ve diğer Kürt liderlerinin ortak bir fotoğrafta özgürce birarada olmasının zamanının geldiğini de söylüyor.
Demirtaş ile Aleviler ve sosyalistler üzerine de konuştuk. Alevilerin son dönemde yaptığı kongre ve kurultaylarda, sürecin öznesi ve aktörü olduğunu ortaya koykası önemli. Demirtaş’ın bu konudaki tespiti ise şu: “Alevilerin olmazsa olmaz koşulu CHP’den kopuştur. Türkiye solu, Kürtler ve Aleviler doğru buluşmalar sağlarsa siyasetin temel merkez gücü ortaya çıkıyor. Buradaki kritik nokta AKP’den beklentili olmak yerine Türkiye’deki bütün ezilenler biraraya gelirse aynı hareket etrafında bileşirse AKP ya demokratik değişim yaşayacak ya da gerileyecektir.” Bazı çevrelerin Aleviler ile Kürt hareketinin buluşmasını engellemek için spekülasyonlar yürüttüğünü de özellikle vurguluyor.
Demirtaş, Rojava’daki durum için ise herkesin daha duyarlı olması gerektiğini söylüyor. Rojava devriminin 21. Yüzyılın model halk devrimi olduğunu ve bu devrimi sahiplenmek gerektiğini söylüyor. BDP olarak da özeleştiri vererek Rojava devriminin gelişmesini sağlayacak politikalar geliştireceğini de sözlerine ekliyor. Paris Katliamı ve Roboskî konusunda kesinlikle bir tutum sahibi olduklarını söyleyen Demirtaş; devlet bu gerçeklerle yüzleşmeli. Özellikle Paris konusunda Fransız hükümeti ve Almanya devletinin daha açık bir tavır içine girmesi gerektiğini söyleyen Demirtaş; ne olursa olsun bu katliamları yapanların açığa çıkartılması gerektiğini söylüyor. Cezaevleri konusunda ise başta hasta tutsaklar olmak üzere birçok alanda çözüm içeren gelişmeler beklediklerini de sözlerine ekliyor.