Devlet mafya el ele!

MHP/AKP koalisyonu; başsavcı, emniyet müdürü, vali gibi toplumsal harmoniye doğrudan etki edebilecek makamları dönemin ihtiyaçlarını gözönünde bulundurularak yeniden düzenliyor. Türkiye’nin önemli illerinin valileri, emniyet müdürleri cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle değiştirildi.

Devlet Bahçeli’nin Alaattin Çakıcı’yı ziyareti sonrasında başlayan ve Sedat Peker’in Türkiye’yi terk etmesine kadar uzanan süreçte bunun bir parçası.

Türkiye devleti planlanan iç şiddeti yönetecek paramiliter ayağı yeniden düzenleniyor. AKP/MHP bloğunun iktidarda kalabilmek için vites yükseltmeye ihtiyacı var ve Sedat Peker bu duruma çok uygun bir isim değildi. Dönemin ihtiyaçları yeniden Susurlukçu bir yapıyı gerektiriyordu ve bu noktada geçmişte bu ekiple çok uyumlu çalışmış bir isim olarak Alaattin Çakıcı öne çıktı.

Erdoğan/Bahçeli ikilisi İstanbul seçimlerini kaybettikten sonra büyük bir travma yaşadılar. Hemen arkasından gelen ve her geçen gün şiddetini artıran ekonomik kriz durumu büsbütün açmazı derinleştirdi. Yakın zamanda yapılan en iyimser anketler bile AKP/MHP ikilisinin oyların yüzde 40’larda gösteriyor.

Erdoğan/Bahçeli ikilisi çok endişeli; bu koşullarda çok olağanüstü bir şey olmazsa bir daha seçim kazanmaları mümkün gözükmüyor. İşte AKP/MHP açısından sorun tam da bu noktada açığa çıkıyor. Burada belirleyici faktör HDP’dir ve HDP’ye rağmen Türkiye’de iktidar olmak artık mümkün değildir.

Erdoğan/Bahçeli ikilisinin bütün kaygısı HDP’nin bu tayin edici rolünü ortadan kaldırmaktır; eğer bunu başarabilirlerse iktidarlarını sürdürebileceklerini düşünüyorlar. Normalde Erdoğan bir bölgede seçimi kaybetmişse, hemen ilk iş olarak o bölgede görevli olan bürokratları ve parti teşkilatını değiştirirdi. Fakat İstanbul yenilgisinden sonra iktidar sadece bürokratları ve parti teşkilatını değil, paramiliter güçleri de yeniden dizayn ediyor. İlk olarak; İstanbul’a atanan yeni emniyet müdürü Susurlukçu gelenekten gelen ve Ağar’a bağlı bir polistir. İkinci olarak; Çakıcı gibi suç kariyerini iç çatışmalarda elde etmiş biri devlet eliyle İstanbul’da yeniden aktifleştiriliyor.

İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’nun Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmesinde HDP’nin oynadığı rol bütün taraflarca biliniyor. Erdoğan/Bahçeli ikilisi bundan dolayı CHP’den çok HDP’ye kin duyuyorlar. Eğer HDP her iki turda da aday gösterseydi, bugün bambaşka bir Türkiye’de yaşıyor olacaktık.

Bu süreç tabanda HDP seçmeni ve Türkiye’de demokrasi arayışı içinde olan ve bu iktidardan kurtulmak isteyen diğer çevreler arasında güçlü bağların oluşmasına neden oldu. İşte bu yakınlaşma Erdoğan/Bahçeli ikilisini endişelendirmektedir.

Erdoğan kayyumlarla ve HDP örgütüne yönelik tutuklamalarla HDP seçmeninin sinir uçlarına vuruyor. Fakat buna rağmen başta İstanbul olmak üzere büyük metropollerdeki AKP iktidarını ortak mücadele ile yıkma iradesini bir türlü kıramıyor.

Hatırlayalım; 7 Haziran sonrası AKP seçimleri kaybetmiş ve HDP seçimin tek gerçek galibi olarak hem programı hem de kadroları ile göz doldurmuştu. İşte tam da bu noktada Devlet Bahçeli ortaya çıkmış ve seçimlerin yenilenmesinde ısrarcı olmuştu. Halbuki 7 Haziran sonrası kendisinin de iktidar ortağı olabileceği bir hükümet modeli pekala mümkündü.

7 Haziran ile 1 Kasım 2015 arası bambaşka bir Türkiye gerçekliği ortaya çıktı. Bir anda her yerde bombalar patladı, yüzlerce insan hayatını kaybetti ve 1 Kasım’da AKP yüzde 49’la yeniden iktidar oldu. Sanılanın aksine bu bir Erdoğan değil, Devlet Bahçeli projesiydi.

Şimdi yeniden bir Bahçeli projesi ile karşı karşıyayız; bu projenin bir tarafında Çakıcı, diğer tarafında da Ağar ekibi var. Çok büyük ihtimalle yeni dönemde hem devlet, hem de Çakıcı benzeri paramiliter güçler HDP’ye ve diğer muhaliflere yönelik bir saldırı kampanyası başlatacaklar.

Buna hazırlıklı olmalı; fakat asla provokasyona gelmemeliyiz.