Devletler sağlığa önem vermeyince…

Koronavirüsü (Covid-19) hayatımıza girdiğinden beri başka bir şeyi düşünmek mümkün değil gibi. Virüs hayatın her alanını kaplamış durumunda. Küresel ticaret geriledi. Küçük işletmeler can çekişiyor. Sınırlar kapatıldı. Her ülkenin aldığı önlem oranı ve şekli birbirinden farklı olsa da akıllara yatmayan bir çok husus var. Semptomlardan emin olan herkese bu test yapılmıyor örneğin. Hastanın başvurusunda ve şikayetlerine rağmen kişiden evinde kendini izole etmesi isteniyor. Yani kime bulaştığını bile test etmeden herkese aynı tavsiyeyi vermek işi tamamen geçiştirmek oluyor. Çünkü test pahalı. Ama ünlülerin semptomlarının neredeyse olmaması rağmen testi yaptırdıklarını haberlerde izliyoruz.

Neymiş demek ki?

Paran ve imkanın varsa testini olursun. Peki eve niye tıkıyor insanları, çünkü sağlık çalışanları ve ekipmanı imkansız. Ölü sayısının yüksek olduğu ülkelerin de zayıf sağlık sisteminin zayıf olduğu biliniyor. Yani bazı ülkeler de her defasında ötelenen en az yatırımın yapıldığı sağlık servisinin yetersizliği yüzünden bu virüs yüzünden en çok can çekişen ülkeler oluyor. İtalya, İspanya ve İngiltere gibi.

Sosyal izolasyon devletlere sadece biraz zaman kazandıracak, ama peki ya sonra? Aşı mı bulunacak? Her ülke ve vatandaş bu aşıdan eşit oranda faydalanacak mı? Virüsün gelişmekte olan ülkelere hele ki göçmenlik kamplarında yükselmesi durumunda asıl felaketin nasıl bir şey olduğunu göreceğiz.

Yunanistan’ın Midilli adasında 3 bin kişilik mülteci kampında 20 bin kişi yaşıyor. Benzeri Samos adasındaki mülteci kampında da mevcut. 650 kişiye ayrılan alanda 7.500 mülteci kalıyor. Normalde de suyun ve tuvalet ulaşımının kısıtlı olduğu kamplarda virüsün baş göstermesiyle toplu ölümlerin olması işten değil. Yeterli temizlik imkanlarına sahip olmadıkları için çeşitli cilt sorunları yaşayan bir mülteci kampından bahsediyoruz. Bu mültecilere de 14 gün izolasyon salık verilecek mi? Sivil toplum örgütleri bu kamplarda kalan mültecilere virüse karşı korunma tekniklerini anlatıyor.

Beyaz adam sihirli bir kaç hamleyle 3. Dünya vatandaşını kurtaracak. kamptaki mülteci kadınlar da virüsten korunmak için kullanılacak dikiş makineleriyle binlerce maske yaptırmaya başlamışlar, maskeler yerel marketlere dağıtılmış. Böylelikle kamp ahalisi ucundan kenarından virüse karşı global savunmada bir katkısı olmuş oldu. Yaşasın ucuz hatta bedava işçilik.

Tabi bu virüsün tüm dünyaya bahsettiği başka olgular da var. Çin’in global ekonomide gerilemesi için bu virüsün bilerek yaydırıldığı tarzında komplo teorileri, sınırların kapatılmasıyla sağcı ve ırkçı politikaların artan primi, halk arasındaki panikten nemalanan kurum ve kuruluşlar.

Askerde ölmeyen zengin çocukları örneği gibi virüsten etkilenmeyen kalburüstü bireyleri göreceğiz. O yüzden kimse bu virüsün dini dili ırkı yok demesin. Her felakete olduğu gibi bu virüsten de en çok zararı, sistemin dışına bırakılan dar gelirli imkanı kısıtlı bireyler görecek.