Devrimci medya

Twitter AKP ile bağlantılı 7940 hesabı Türk devleti ve AKP adına toplumu manipüle ettikleri gerekçesi ile kapattığını açıkladı. Twitter sadece bu hesapları kapatmakla kalmadı; aynı zamanda bu hesaplar üzerinden toplumun yanlış bilgilendirilerek yönledirilmeye çalışıldığını da duyurmuş oldu.

Hemen arkasından Türk Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun devreye girerek Twitter’a veryansın etti. Dünyanın en yalancı medyasını kontrol eden, yönlendiren isimlerden birisi olarak; Altun hiç sıkılmadan yavuz hırsız ev sahibini kovarmış edalarında; sahtecilikten, dezenformasyondan, özgür düşünceden bahs etti.

Halbuki gerçek tam tersiydi; AKP ile bağlantılı bu hesaplar üzerinden özellikle HDP düşmanlaştırılıyordu. Twitter aynı gün yaratılmış çok sayıda hesap üzerinden başta HDP olmak üzere bütün AKP muhalifetinin ötekileştirildiğini söylüyordu.

Noam Chomsky’nin “Medya Gerçeği” isimli kitabı bizim jenerasyonda okuyan herkesi derinden etkilemişti. Bu kitap benim sadece Medya’nın toplumu nasıl manipüle ettiğini değil; aynı zamanda iktidar olgusunun ne kadar tehlikeli ve barbar bir faaliyet olduğunu da somut örnekleri ile anlamama yardımcı olmuştu.

Biz aslında bu kitapta Medya Gerçeği’nin bir devlet gerçeği olduğunu öğrenmiştik. Doğru veya yanlışın devletin tekelinde olduğu bir toplumda özgür medyanın temeli olan; haber alma ve yayma özgürlüğü mümkün olabilir mi?

Aslında bu ülkede yaşayan en sıradan insan bile hiç bir araştırma yapmadan medya gerçeğinin bir devlet gerçeği olduğunu bilir. Türkiye’de medya iktidar ilişkisi o kadar pervasızca, toplumun gözüne sokuluyor ki; günümüzde bu durum herkes tarafından kanıksanmış durumda.

Türkiye’de neredeyse bütün hükümetler kendilerine bağlı sermaye çevrelerini medya patronu olmaya zorladılar. Halbuki bir iş insanı kar etmeyeceği bir alana neden para yatırsın; bunun çok basit bir cevabı var: “Hükümet lehine yayın yapma karşılığında büyük ve karlı kamu ihlalleri almak!”

Bu eskiden de böyleydi; fakat AKP öncesi gerek hükümetler, gerekse de medya bu ilişkiyi biraz olsun gizlemeye çalışırdı. Ancak günümüzde medya/iktidar ilişkisi bırakın gizlenmeyi tam aksine toplumun gözüne sokuluyor.

Rejim medyası gerçeğin açığa çıkarılmasının değil; tam akisine gerçeğin devlet lehine gizlenmesinin aracıdır. Resmi görüş dışında öteki görüşün dışlanması, yok sayılması Türkiye’de tek geçerli medya gerçeğidir.

Eskiden de medya Türkiye’de bir yalan üretim mekanizmasıydı; fakat ‘Havuz Medyası’ ile bu durum Türkiye’de zirve yaptı. ’Havuz Medyası’ sayesinde toplum, medyanın tarafsız olmak, çoğulcu olmak, herkesin fikrini özgürce söylemesi gibi gazetecilik efsanelerinin birer yalandan ibaret olduğunu yaşayarak görmüş oldu.

Erdoğan rejimi bir taraftan sosyal medyadan şikayetçi olurken; diğer yandan da geleneksel medya dışında kalan Twitter gibi sosyal medya platformlarını kendi trol ordusu ile daha iyi kullanarak toplumu manipüle etmek istiyor.

Bir çoğumuz Erdoğan’ın sosyal medya platformlarını nasıl öfkeyle tehdit ettiğine şahit olmuşuzdur. Erdoğan’ın durduğu yerden bütün gün sadece kendisinin konuştuğu ve hükümet icraatlarının anlatıldığı bir televizyon kanalı yeter de artardı bile.

Fakat bu olmuyorsa bütün medya ele geçirilmeli, bir merkezden kontrol edilmeli ve yönlendirilmelidir. Bu medya üzerinden yapılan bütün haberler, analizler ve fotoğraflar toplum rejim lehine manipülasyonu için kullanılmalıdır.

İşte bu yüzden kendi medya platformlarımız önemlidir; onları kaybedersek hakikati de kaybederiz. Kendi medyamızı sadece onların kimi eksikleri üzerinden yadsımamalı; tam tersine güçlendirmenin çabası içerisinde olmalıyız.

Yurtsever, devrimci medya hakikatin sesidir; yalanın hakikati teslim almasına rıza göstermemeli, inadına kendi medyamıza sahip çıkmalıyız.