Dört kadın yazardan hayat okumaları

Kadınların Yayınevi /Les Editions des Femmes – Antoinette Fouque “La Nuit des idées” (Fikirler gecesi) etkinliği kapsamında Paris’te panel gerçekleştirdi. Önceki akşam düzenlenen ”Hayatta kalmak” temalı panelde, aralarında Kürt ressam Zehra Doğan’ın da bulunduğu dört kadın yazarın kitabından alıntılar okundu.

Yayınevinden Catherine Guyot yaptığı açılış konuşmasında, tanıtılacak dört kitabın yazarlarının “kız kardeşlerini yok eden ateşi söndürme” çabasında olduğunu belirtti. Gazeteci ve ressam Zehra Doğan’ın cezaevi mektuplarından oluşan “Nous aurons aussi de beaux jours” (Güzel günlerimiz de olacak) isimli kitabını Fransızca’ya çeviren Naz Öke, önce Zehra’nın tanıklık, tutuklanma ve zindan dönemlerinden bahsetti. Tutsakların dayanışma, bilgi ve deneyimlerini ortaklaştırarak, mücadeleci bir ruhla cezaevi duvarlarını kaldırmayı başarabildiğini belirtti. Mektupların tutsakların dışarıdaki hayatla bağlarını korumak, onlara güç vermek açısından önemine değinen Öke, tutsak edilmiş işçisinden gazeteciye, politikacısından yazara, farklı kesimlerden kadınların gösterdikleri ortak direnişin dışarıdakilere eşsiz bir ders olduğunun altını çizdi. Hayatta kalmanın, zindanda da bir yaşam oluğunu hissetmekten geçtiğini hatırlatarak, “Cezaevini anlamsızlaştırmak, bunun yanında en küçük şeylere anlam verebilmek, merak etmek, yazmak, resim yapmak, şarkı söylemek, kahkahalarla gülebilmek, yaşamı hissedebilmek için birer anahtar olabiliyor” dedi. Ardından, Zehra Doğan’ın henüz yayınlanmamış ve projelendirilen öykü kitabında yer alması düşünülen bir metnini okudu.

Bu da bir çeşit ölüm

Kurgu roman “Amen” (Amin) kitabının yazarı Viviane Cerf ise, “Hayatta kalmak aslında kolay bir şey değil. Hayatta kalmak, ölümün karşıtı, yaşamaya devam etmek, hissedebilmek, duyguların varlığını korumak demek” dedi. Hayatta kalmanın özellikle kadınlar için zorluğunun altını çizen Cerf, dini, ailevi ve sosyal normların kadınlara nasıl yaşamaları gerektiğini söyleyerek, yaşamlarını biçimlendirmeye zorladığını, bunun da bir çeşit ölüm olduğunu belirtti. Cerf, buna karşı ayakta kalabilmek için kadınların mizah, sanat gibi yöntemlere yöneldiğini belirterek, kitabından alıntılar okudu.

Tüm kadınların hikayesi

Conceição Evaristo’nun “Poèmes de la mémoire et autres mouvements” (Belleğin şiirleri ve diğer hareketler) öykü kitabını ise, çevirmeni İzabelle Borges tanıttı. Çeviriyi yaparken, yazarın dünyasına tamamen girdiğini ve etkisini hala üzerinde taşıdığını belirtti. Kitaptan bir öykü okuyarak, “Aslında yazar, öykülerinde yalnız bu öykünün ana kişiliği Mary’yi değil, hatta yalnız uzun senelerdir acı çeken Brezilyalı kadınların da değil bütün kadınların hikayesini anlatıyor” dedi.

Tek engel kendimiziz

Jessica Stern’in “Déni, Mémoire sur la terreur” (İnkâr: Bir Terör Hatıratı) kitabını da Editions des Femmes yayın sorumlusu Ariana Saenz Espinoza sundu. Yazarın kendi kişisel hikayesi ile genelde tecavüz olayları ile paralel kurarak, bir polis soruşturması tarzında ilerleyerek, travmaların bıraktığı iz ve zararlardan söz ettiğini ve bunların nasıl aşılabileceğinden bahsettiğini belirtti. Kitaptan alıntılar ardından, hayatta kalmak, yani ölüme karşı koymak için en etkili yöntemin yaratmak olduğunun altını çizen Espinoza, Zehra Doğan’ın bir sözünü hatırlattı: “Yaratıcılığı engelleyebilecek tek şey, kendimiziz”. Espinoza çoğunluğu kadın olan izleyiciye hitap ederek konuşmasını şöyle bitirdi: “Aslında bir kitabı okuduğumuzda bizler de kendimizi yaratıyoruz. Çünkü okumak, yorumlamak, anlamlandırmak demek, yani bir başkasının dünyasına girmek demek, bu da empati yaratmak demektir.”

Hepimizi çok etkiledi

Etkinliğin sonunda Yayınevi Eşbaşkanı Christine Villeneuve, Zehra Doğan’ın cezaevi mektuplarından altınların ilk kez kendisi halen cezaevindeyken PEN Fransa kuruluşunun 15 Kasım 2018’de düzenlediği dünya tutsak yazarlarla dayanışma gecesinde, tiyatro sanatçısı Daniel Mesguiche tarafından okunduğunu hatırlattı. “Zehra’nın sözleri hepimizi o kadar etkiledi ki, o anda mektuplarını kitaba dönüştürmeyi istedik. Ve bir kitap için çok kısa bir zamanda projesini gerçekleştirdik. Bir yıl sonraki 15 Kasım gecesinde, Zehra özgürlüğüne kavuşmuştu ve yine burada birlikteydik ve çok mutlu olduk”.

PARİS

Yazarın diğer yazıları

    None Found