Efrîn kerametimizdir

İki yıl önce işgalci Türk ordusu bütün dünyanın gözü önünde Halepçe’nin 30. yıl dönümünde Efrîn’e yönelik soykırım saldırılarında bulunmuştu. Yüzlerce sivil insanı katledip binlerce insanı yerinden yurdundan etmişti. Aradan iki yıl geçti. Hala o güzel şehrin, o zeytin cennetinin o vahşilerin elinde olduğuna inanamıyor insan. Bizim olan, bizim yarattığımız bir yerin de bizi yarattığı gerçeği var. İnsan zamanla yaşadığı mekana benzemez, orası olur, oranın kokusu siner üstüne. Bu açıdan biz Kürtlerin en derin yaralarından biridir Efrîn. Kendi elimiz ile inşa ettiğimiz cennetimizi işgal edip cehenneme çevirdiler. İki ay süren amansız bir direniş ardından Efrîn’in işgalci Türk devleti ve çetelerinin eline geçmesinin üzerinden iki koca yıl geçti ama geçmedi cennete olan özlem. Ne olursa olsun o cennete tekrar gideceğiz, kendi elimiz ile yaptığımız, toprağına alın terimizin döküldüğü o topraklarda ruhumuz var, ruhsuz yaşanamayacağının bilinci Efrînlileri uzaklara savurmuyor. Bu yüzden Şehba kamplarında Efrîn’e yakın oturuyorlar. Çünkü hiç bir zaman zeytin cennetinden vazgeçme gibi bir umutsuzluk yaşamadılar.

2018 yılında Efrîn’de tarihi bir direnişin tanığı olarak bulunmaktaydım. Kıyasıya mücadelenin sürdüğü iki aylık bir savaşa şahitlik edip hafızamın sınırlarını zorlayacak vahşetler gördüm. O halkla aç kaldım, sussuz kaldım, geceler boyunca patlama sesi altında çocuklar korkmasın diye onlarla oyun oynadım. Anaların haykırışlarına kulak verdim. Yiğit gençlerin gözlerindeki inanç ışığı ile ruhumu besledim. O insanların hepsi yüz bin kez işgalcileri yendi, yenilen vahşet oldu. Belki bu gözlerin gördüğü hakikatin, yüzde birini bile paylaşamamıştım hiç kimseyle. Çünkü insan gördüğü vahşeti başka kimseye bulaştırmak istemiyor. Tam 60 gün, işgalci Türk ordusu en ağır silahlarla, uçaklarla barbarca saldırdı, Efrîn’de çocuk, hamile kadın, yaşlı sivilleri öldürdü, ilçeleri ve köyleri yıktı. Barbarların inşa etmesini beklemiyorduk zaten ama bilinsin ki yıkım ve ölüm ile kazanılmıyor. Türk barbarizminin tek kazancı vardı, o da vicdan ve ahlak sahibi milyonlarca insanın öfkesiydi.

Önce suları kesip Kerbela’yı yaşattılar, sonra ablukaya alıp dört bir yandan ateşin içinde bırakıp Roma’yı yaşattılar. Yaraladılar ve sonra yaraları saracak hastaneyi vurdular. Uçakların vuruşu sonucunda yıkılmış eczanede gözlerime ilişen çocuğu unutamıyorum. Her yere çarpıp duran havan topları içinde bodrumda hasta yatan annesi için harabeye dönmüş eczaneden ilaç almaya gelmiş çocuğu unutamıyorum. Mermi sesleri içinde eline taş alıp okulun kilidine vuran iki küçük kardeşi unutamıyorum. Savaştan dolayı tatil olan okulun kilidine anlam veremeyen koca gözlü çocukları unutamıyorum. 21. yüzyılının orta yerinde işgal savaşı içinde mağarada çocuğunu doğurmak zorunda kalan kadının çığlıklarını unutamıyorum. Sokakta kan içindeki boncuklu çocuk tokasını unutamıyorum… İyilik ve kötülüğün kıyasıya savaştığı günler yaşadık, o günleri unutamıyorum. Unutmayacağım.

Efrîn, 7 ilçesi ve 365 köyü olan ve Rojava Devriminin en gözde kentiydi, yine demokratik konfederalizm sisteminin hayat bulduğu ve sistemin kusursuz işlediği kentlerden bir tanesiydi. Demokratik ulus projesinin hayat bulmuş hali olarak da tanımlayabiliriz. Efrîn, Suriye’de yaşanan savaşa dahil olmadığı için kendisini gönlünce inşa etme şansına sahip olmuş, refah düzeyi yüksek, toplumsal yapısının esnekliği gereği demokrasisini işleten bir kentti. Komünleri, meclisleri, belediyeleri, okulları, sanat ve spor komiteleri bütün halkların ihtiyacını karşılamak üzere kendini örgütlemişti. Arapların, Türkmenlerin, Süryanilerin, Êzidîlerin, Ermenilerin ve Suriye’nin her yerinden gelen göçmenlerin bir arada yaşadığı insanlık bahçesi gibiydi Efrîn. Sonra Türk devleti eliyle yaratılan devşirme, toplumsuz ve vahşi çetelerin vahşet ocağına dönüştürüldü.

Efrîn de “Keramet” sözcüğü çok söylenen bir sözcük. “Keramet” insani erdemlere, toprak sevgisine, toplumsal akıl ve ahlaka tekabül ediyor. Bu sözcüğün gerçek anlamı sorgulanmaz, sadece toplumun bu sözcüğe yüklediği anlama inanılır. Bu hayatta kendine yer bulmuş en değerli sözcüklerden bir tanesidir keramet… Efrînliler de “biz kerametimizi bırakıp gidemeyiz, köklerimiz orada” diyorsa bunu propaganda olsun diye söylemiyor, toplumsal bir akıl ile söylüyor bu sözü. Evet, Efrîn kerametimizdir.