Ege de ‘HDP’ diyor ama…

Yaklaşık bir aydır Ege bölgesindeyim. 7 Haziran 2015 genel seçimlerini buradan takip etmeye çalışıyorum. Gördüm ki; bütün siyasi partilerin tercihleri, öngördükleri gibi Türkiye’ye uygun olarak şekillenmiş. 

CHP her zamanki gibi sahillere kapak atmış ve Ege’de bulunan tüm CHP belediyeleri dağı, taşı oydurarak Atatürk büstleri haline getirmiş. ‘Türklük’ siyasetinin dışına çıkmayıp, zora düştüğünde de Atatürk’e sığınarak siyaset yapıyorlar. Hoş, artık Atatürk siyaseti de halk nezdinde kabul görmüyor ya. 

MHP, ‘arkamızdan yürü Türkiye’ diyor ama kendisi bile nereye yürüdüğünü bilmiyor. 

AKP her zamanki gibi daha çok güvenlik, bürokrasi ve iş dünyasına hizmet ederek, toplumun sorunlarını demokrasi yoluyla değil de, zor ve şiddetle bastırmak istiyor. 

Erdoğan’ın tüm seçim stratejisi, kendisinin ‘başkan’ olması üzerine kurulu ve bundandır ki, kendisine tek muhalif parti olan ve "seni başkan yaptırmayacağız" diyen HDP’lilere saldırıyor, saldırtıyor. 

Başından beri yazmaya çalıştık, ‘bu seçimlerin asıl aktörü HDP’dir’ diye. Bu seçimlerin normal bir seçim olmayacağını, partilerin eşit yarışmayacağını da dile getirmiştik. Bunun için zaten müneccim olmaya da gerek yoktu; Erdoğan’ın tutumu baştan durumun böyle olacağını ele vermişti. 

HDP’ye yönelik en son Mersin ve Adana il başkanlıklarının bombalı saldırıya uğraması, öncesi ve sonrası da onlarca saldırı hiçbirimiz açısından şaşırtıcı bir durum olmadı. AKP’lilerin, bir iç savaş çıkarma girişimleri ve HDP’yi de kendi provokasyonlarına alet etme çabaları en büyük emelleri. HDP’nin sağduyulu yaklaşımı olmasa, AKP çoktan insanları ölüm sınırına getirmişti. 

AKP bu seçimleri savaş politikaları ile sürdürüp, güvenlik yasaları ile çözüm sürecini tıkayarak hareket ediyor. Bu yaklaşımıyla oy artırmıyor, aksine kan kaybediyor. HDP, AKP’de büyük bir korku yarattığı için de AKP sürekli çuvallıyor. 

Anketlere, sokağa baktığımızda insanların büyük bir kısmının yüzünü HDP’ye döndüğünü, bir HDP rüzgarının estiğini söyleyebiliriz. Bu şüphesiz önemli, ama yetmiyor. Özellikle Ege bölgesinde seçim çalışması yürüten HDP’liler Kürt seçmenlere sığınıyor. Oysa HDP’nin yeni yaşam projesine bütün halklar ortak olmalı. Zaten HDP de bütün halkların buluştuğu bir parti değil mi? HDP bileşenleri de artı bir çaba göstermeli. Özellikle Ege, Karadeniz, Marmara gibi bölgelerde yaşayan diğer halklara da kendisini iyi anlatması gerekiyor. 

Ege’de yaşayan, turizmciler, tarım işçileri, mevsimlik işçiler, madenciler, kadınlar, doğa savunucuları; herkes AKP’nin politikalarından rahatsız. HDP özellikle bu insanlara ulaşmalı, sesini iyi duyurabilmeli. 

Salt barajı yıkmak yetmiyor, oyları yükselterek ne kadar meclise milletvekili gönderirlerse o kadar da görünür olacaklardır; çünkü AKP’nin ayrımcı politikalarına ‘dur’ diyebilecek tek güçlü parti HDP’dir.

 Kürdistan ne kadar önemliyse, İstanbul, İzmir, Trabzon da bir o kadar önemlidir. Tüm HDP bileşenleri tek bir oy için bile olsa tüm performanslarını sonuna kadar kullanmalı.