Elma, kiraz toplamak bizden sorulur

Almanya’nın Niedersachsen eyaleti sınırları içerisinde yer alan Stade ve çevre köylerini kapsayan Altesland, ülkenin elma ve kirazın yanı sıra armut cenneti olarak bilinir. Binlerce dekarlık bir alana yayılan elma, kiraz ve armut ağaçları yeşilden bir cenneti andırırken, yıllardır ‘turist’ diye tabir edilen Kürdistanlı, mevsimlik işçiler içinde bir ekmek teknesi niteliğindedir. Çalışma koşulları ağır olmasına rağmen elma ve kiraz toplayıcılığı oldukça rağbet gören bir iş. 

Kürdistanlı mevsimlik işçilerin yanı sıra son zamanlarda Doğu Avrupa ülkelerin dışında Bulgaristan ve Romanya’dan gelen insanlarda bu işlerde çalışmaya başlamışlar. Ancak Alman işverenlerin tercihi her zaman Kürt işçileri oluyormuş. 1992’den bu yana elma ve kiraz toplama işinde çalışan, Elazığ nüfusuna kayıtlı Halim Bataray, bunun gerekçelerini ve Elma hasadının zorluklarını konuşuyoruz.

Bingöl ve Elazığlılar 35 yıldır bu işlerde

1992’den beri elma ve kiraz işinde çalışan Bataray, Elazığ ve Bingöl’den gelen birçok kişinin yaklaşık 35 yıldır bu işlerde çalıştıklarının bilgisini veriyor. Bataray anlatmaya devam ediyor: „Buraya ilk gelen işçiler yani bizim babalarımız amcalarımız çok zor koşularda yaşıyorlardı. Çoğunun Konteynerlerde yattıklarını hatırlıyorum. Ki yaşam koşullarında günümüzde de fazla bir değişiklik yoktur. Bodrumlarda tutulan küçük odalarda 8-10 insan sağlıksız koşullarda yatıyorlar. Bunun sonucunda hastalanan birçok insan sigortası olmadığı için kendi imkanlarıyla tanıdık doktorların yanında tedavi oluyor. Bu daracık odalarda her şey ortaklaşa yapılıyor. Kira ve mutfak giderleri ortaklaştırdığı için insanlar tercih ediyor. Ülkede gelen insanlar daha çok kendi akrabaları yanında ya da aynı köylüler ortak yerde yaşıyorlar.“

Önce kiraz hasadı

Halim Bataray, kirazın ömrünün 3-4 haftalık olduğunu belirterek önce kiraz hasadına başladıklarını belirterek devamında şunları dile getiriyor: „Kiraz oldukça nazenin bir meyve. Yağmur yağdığında hemen çürür. Onun için hasada öncelikle kirazla başlıyoruz. 20 Temmuz’da başlayan hasat, Ağustos’un 15’inde sona erer. 15 Ağustos, Kürt halkı için dirilişin bayramı. Bizler içinse bunun yanı sıra elma toplama bayramına dünüşüyor. Elma ve armut hasadı yazlık ve kışlık diye ikiye ayrılıyor. Yaz mevsiminde toplanan bu meyvelerinde en geç 15 günde toplanıp bir ayda pazarda tüketilmesi gerekiyor.

Eylül’ün ilk haftası ise 45 gün devam edecek olan kış hasadına başlıyoruz. Sabahları genelikle 7’de işi alıp akşamda 5’te bırakıyoruz. Toplamda günlük on saat çalışıyoruz. Doğu Avrupa, Bulgaristan ve Romanya’dan gelen insanlar saat ücreti ile çalışırken Kürtler ise daha çok götürü şeklinde çalışıyorlar“.

Kürt işçiler tercih ediliyor

Peki bu ülkelerden gelen insanlar ücret farkını sorduğumuzda Bataray şu cevabı verdi: „Bu ülkelerde gelen insanlar bizden daha ucuza çalışınca Alman işverenler bunu bize de dayatmak istediler. Kesinlikle bu koşullarda çalışamayacağımızı söyledik. Şimdi saat ücreti olarak çalışan bir insan saatini doldurmaya bakar, doğru dürüst çalışmaz. Onlar günde kişi olarak bir buçuk iki ton elma toplarken bizler 3 buçuk 4 ton elma topluyoruz. İnsanları kötülemek amacıyla söylemiyorum ama bir Polonyalının da çalıştığı tarlaya gidin bir Kürdün de çalıştığı tarlaya gidin hemen kendisini belli eder. Bizler ağaçta tek bir elma kalmasın diye canımızı dişimize takarken, bu insanların ağaçlarında 10 elma kalsa dönüp bakmazlar bile. İşverende kontroller esnasında bunun farkında. Ucuza çalıştırıyorum dediği insanın kendisine zararı oluyor. 25 senedir bu işlerde çalıştığımız için Almanlar bizim çalışma tarzımızı biliyor ve bizleri çok seviyorlar. İşçi alımında ilk tercihleri Kürtler oluyor. Mesela patron çalıştığımız tarlaya gelip bana şunu diyor. Bu tarlanın asıl patronu sizlersiniz. Yani öyle bir güven ortaklığı var. Ben şimdi burada ayrılmak istesem bile işveren buna izin vermiyor. ‘Ya kendiniz gibi güvenilir insanlar bulacaksınız, ya da buradan ayrılmayacaksınız’ diyor. Tabii bu bizim ekmek teknemiz olduğu için bizlerde atalarımızdan gördüğümüz gibi namusumuzla çalışmak istiyoruz“ diye konuşuyor Kürt emekçi.

Elma tarlalarında bir gazeteci

Halim Bataray ile beraber elma bahçelerinde çalışan tanıdık bir yüze rast geliyoruz. Elazığ-Sarcan nüfusuna kayıtlı Murat Öztürk, yıllar önce gazetemizin Hamburg muhabirliğini yaptığını söylüyor. ‘Elma tarlası sana daha mı cazip geldi’ diye kendisine takılıyoruz.

„Muhabirliğin yanı sıra Otobüs ehliyeti almak için kursa yazıldım. Kursu kazandıktan sonrada muhabirlik yapmaya zamanım olmayınca bırakmak zorunda kaldım. Yazın da gelip buralarda çalışıyoruz. Doğayla baş başa ve içinde olmak beni çok mutlu ediyor“ diyen Öztürk, sözlerini şöyle devam ediyor: „Bildiğiniz gibi Altesland diye nitelendirilen Stade ve çevre köyleri Almanya’nın kiraz ve elma cenneti olarak biliniyor. Burada 15 çeşit elma toplanıyor. Kışlık elma diye nitelendirdiğimiz elmalar soğuk hava depolarında bir sene bekletilerek tazeliğini muhafaza ediyor. Almanya’nın yanı sıra birçok ülkeye ihraç ediliyor. Elmacılık sektörü bin yıla yakındır bu bölgede yapılıyor. Tarlalar babadan oğula geçerek bu gelenek devam ediyor ve her gün yeni tarlalar açılıyor“.

Ömür biter elma bitmez

Halim Bataray’a bu işin zorluklarını ve hasattan sonra neler yapıldığını soruyoruz: „Elma işi incelik isteyen bir iş. Yağmur yağdığında çalışmayız. Fazla sıcak olduğunda da çalışmalıyız. Sıcaklığın mevsim şartlarına olması gerekiyor. Merdivenlerle ağaca tırmandığımız için düşüp bir tarafımızı kırma tehlikesi var. Elma toplamanın son haftası aşırı don olduğu için çok soğuk oluyor. Don ve kırağı elma toplamamızı zorlaştırıyor. 15 dakikada bir limonlu çay içmemiz gerekiyor. Aksi halde çalışamıyoruz. Elma hasadı bitikten sonrada elma işi bitmiyor. Hasadın bitiminden hemen sonra Ocak ayı başında elma budama işi başlıyor. Budamadan sonra kurtlu ve çürümüş ağaçlar tespit ediliyor. Kurtlu ağaçlardaki kurtlar temizleniyor.25-30 senelik ağaçları köküyle beraber topraktan çıkarıyoruz. Toprağı bir sene nadasa bıraktıktan sonra yeni fideler dikiyoruz.“

MEHMET ZAHİT EKİNCİ / ALTESLAND