Erdoğan’ın yüzüne tükürdüğü ‘Kürtler’

Erdoğan’ın Diyarbekir konuşmasını iki nedenden dolayı dinledim.

Birincisi, kimlere sesleneceğini merek ediyordum.

İkincisi, kimler onu neden dinleyecek diye merak ediyordum.

İkisi de aynı kapıya çıkar diyeceksiniz ancak, Erdoğan’ı dinlemek mecburiyetinde bırakılanlarla, Erdoğan’ı dinleyerek, hala “aydınlanmayan Kürtler” arasına bir ayrım koymak istiyorum.

Konuşmanın içeriğine bakmadan önce, Erdoğan’ı dinlememe “muhakeme gücü”ne (Immanuel Kant) sahip olmayanların, birkaç saatliğine bile olsa, Diyarbekir’in şanına gölge  düşürdüklerini izledim.

Bunlar, Erdoğan’ın seslendiği, sosyal yaşamları, bilinçleri gasp edilmişlerdi.

Parti, bayrak, silah, paranın secdeye mecbur ettikleri.

Onu dinleyenlere gelince:

Onlar da, “aydınlanmanın şartları”nın hala gündem maddesi olduğu Kürdistan’da, amaç belirlemeden yoksun “Kürtler!”

Bir yerde; “Zweckmässigkeit ohne Zweck” (Amaç olmadan amaçlılık-Kant)’a kurban seçilenler.

Bunu bilen Erdoğan, Selahattin Demirtaş’a çattı;

Nurettin Demirtaş’ı hedef haline getirdi;

Gültan Kışanak’ı, işgalci seferberliğin komutanı Erdoğan’a “hoşgeldin” demediği için, “nezaketsiz” olmakla suçladı.

Ve kendisini dinleyen “Kürtler”in gözlerinin içine bakarak, onlara “Kürt kardeşlerim” dedi ve yüzlerine tükürdü.

Tercüme ediyorum:

“Biz birleşip kenetlenmeliyiz. fısıltı ile bizi yoldan ayartanların yüzlerine tükürünüz” (Cemal Gürsel) dedi.

Cemal Gürsel 49 yıl önce: 

“Kürt diye bir millet yoktur. Sizler hepiniz türksünüz” demişti.

Erdoğan yarım asır sonra Cemal Gürsel’in o sözleri sarfettiği kent Diyarbekir’de: “Benim Kürt kardeşim, Zaza kardeşim dindardır” diyerek, başka bir deyimle “Kürt milletinin” olmadığının altını çizdi.

Hüviyet sorununu “Diyanet”e bağlayarak: “biz Kürtlerin de diyanetiyiz” dedi ve “Kürtler’i, Kürt olduklarından dolayı değil, “yaradandan dolayı sevdiği”nin altını çizdi.

Diyarbekir konuşmasından çıkan sonuç: Erdoğan Kürtler’i bir halk, kaderlerini belirlemek için mücadele verenler olduğu için değil, Türk diyanetine bağlı oldukları ve sadece “İslam” kalacakları için sevdiği.

Ve sonuç olarak hiç sevmediği.

Türkiye’de, erkeklerin “ya benim olursun, ya da toprağın” mantığına uyan bir konuşmaydı Diyarbekir konuşması.

Cemal Gürsel yarım asır önce Diyarbekir‘de: “Sizler’e Kürt diyenlerin yüzüne tükürünüz” demişti.

Erdoğan Diyerbekir’de, onlara “Kürt” dedi, kimse Erdoğan’ın yüzüne tükürmedi.

Ancak Erdoğan, Cemal Gürsel’in vasiyetini yerine getirmedi denemez.

Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kürt” olarak adlandırdığı “mecburen dinleyicilerini”, onlara, evleri yakılan, talana uğrayan, ülkeleri işgale edilen Kürt olduklarını hatırlatanların, yüzlerine tükürmeleri için tahrik etti.

Erdoğan daha da rafine davrandı ve bir yerde, “Kürt kardeşleri”nin yüzüne tükürdü.

Hem de o kadim kent Diyarbekir’de.