Erdoğan diktası ve tetikçileri

Erdoğan diktası iç ve dış politikada batağa saplandıkça bu diktatörlükten nasıl kurtulabiliriz tartışmaları da artıyor. Çok sayıda analist bu diktatörlüğün bir seçimle gitmeyeceğini öne sürüyor. Bu görüşleri hiç yabana atmamak gerek. Çünkü Erdoğan diktası seçimle gitmeye razı olsaydı, 7 Haziran 2015 seçimlerini kaybettikten sonra onlar için en uygun fırsattı. Ancak her şeyi tersyüz edip bir sivil darbe ile yönetime el koydular. Daha sonra da AKP-MHP işbirliğiyle CHP’yi nötralize edip art arda attıkları adımlarla diktatörlüğü cumhurbaşkanlığı hükümeti sistemi adıyla resmileştirdiler. Diktatörlüğün bekası tehlikedeydi. Bu nedenle beka sorunu var diyerek HDP’yi baş düşman ilan ettiler.

1993 konseptinin “PKK düşmandır, PKK’yi düşman görmeyen de düşmandır” tezi “HDP düşmandır, HDP’yi düşman görmeyen de düşmandır”a döndü. HDP’ye yönelik bütün saldırılara rağmen HDP’yi barajın altına itemediler. HDP’yi düşmanlaştırma ve tecrit etme çabaları da hüsrana uğradı. “Aman HDP ile birlikte görünmeyelim” diyen kesimler HDP ile açık ya da dolaylı ittifaklara açık hale geldi. 2019 yerel seçimlerinde HDP oylarını büyük ölçüde korudu ve belli başlı büyükşehir belediyelerini kazandı. Metropollerde ise seçime girmeyerek AKP diktasına kaybettirdi. AKP-MHP diktası bozguna uğradı. İstanbul seçimlerini iptal edip kazanmak istediler ama daha büyük bozguna uğradılar.

AKP 2002’den beri yani 17 yıldır tekeline aldığı İstanbul, Ankara başta olmak üzere birçok Büyükşehir belediyesini kaybetti. Belediyelerin rantıyla yaşamaya alışmış AKP çeteleri eşekten düşmüş karpuz gibi oldu. Buralardan beslenen havuz medyasında iflaslar başladı. AKP fedailerinin emrine verilen binlerce araç geri alındı. Hala kayıp araçlar var.

Anketlere bakarsak faşist çete her gün oy, güç ve prestij kaybediyor. Normal bir seçimde diktatörlüğün kazanma şansı yoktur. Ama açık ki Erdoğan-Bahçeli diktası bütün imtiyazlarından vazgeçip gitmek istemeyecektir. İktidarda kalabilmek için her türlü hileye, zora ve zorbalığa başvuracaktır. Zaten HDP yöneticilerinin çoğu zindandadır. Seçilen belediye başkanlarının çoğu tekrar tutuklanmış ve yerlerine kayyım atanmıştır.

Erdoğan, Soylu ve çamur-havuz medyası öncelikle HDP’ye yönelik saldırılarını utanmazca ve ahlaksızca sürdürmektedir. Kışkırttığı aileleri HDP’nin önüne toplamaktadır. Görevi vatandaşın güvenliğini sağlamak olan devlet HDP binalarına silahlı saldırıları kışkırtmaktadır. HDP’yi paralize ederek seçime giremez, girse de barajı aşamaz hale düşürmek istiyorlar.

2019 yerel seçimlerinin intikamını almak için de CHP’yi markaja alıp elini ayağını bağlamak istiyorlar. Son günlerde Demirtaş’ın kitabı için yapılan bir tanıtma toplantısını bahane ederek “galeyana gelen-getirilen” AKP-MHP çeteleri aydınlara, sanatçılara ve CHP’ye saldırıyorlar. CHP’yi HDP’ye karşı kutsal ittifaka çağırıyorlar.

Diktatörlüğe karşı demokrasiden yana olan hiçbir kişi ve parti artık bu oyuna düşmemelidir. Bilinmelidir ki Kürtlere karşı savaşarak demokrat olunamaz. HDP Türkiye siyasetini bir realitesidir. Bu kadar baskıya ve zulme rağmen ayakta kalmıştır. HDP olmadan ne demokrasi ne de barış mümkündür. HDP’ye oy veren milyonlarca insanı yok sayarak yok edemezsiniz. Zaten bunca zulme rağmen halkın direnişi bu nedenle sürmektedir.

AKP-MHP diktası ve onların arkasındaki çeteler Türkiye’nin beka sorunu var diyerek her yere saldırıyor. Karşı çıkanları da hain ilan ederek susturmak istiyor. Ancak bu oyun artık bitmelidir, bitecektir. Bu kanlı oyun, bu kanlı saltanat daha fazla sürdürülemez.

Son dönemde HDP’lilerin her türlü saldırıya uğradığı ama kendilerine tek kelime söz verilmeyen TV “tartışma” programları türedi. Oralarda sabaha kadar bağırıp çağıran AKP-MHP tetikçileri HDP’ye saldırıyor. Bu programlara çağrılan bazı kişiler iyi niyetli de olsa konu mankeni konumuna düşürülüyor. Üstüne de memlekette demokrasi ve düşünce özgürlüğü varmış gibi bir hava oluşturuyorlar. Bu nedenle HDP’lilere söz hakkı verilmedikçe, bir açıklamayla bu kanalları topluca terk etmelidirler. Tetikçi hatipler kendi kendilerine çalıp oynasınlar. Zaten kendi kanallarına AKP’liler bile inanmadığı için iflaslar başladı. Kepenkler kapanıyor.

Demokrasi güçlerinin her alandaki mücadele birliği bu faşist diktanın karanlığını da yırtacaktır.