Erdoğan kazandı mı?

Koronovirüsünün dünyada birçok olup biteni gölgelediği gibi önce İdlib’i ardından da Türkiye ve Yunanistan sınırında yaşanan insanlık dışı dramı gölgeledi. İtalya’ya yani Avrupa’ya yayılmasından beri bütün Avrupa yemeden içmeden kesildi resmen. Daha önce de yazmıştım, Avrupa şu ana dek koronavirüsünden korktuğu gibi bir tek radikal İslamcılardan korkmuştur. Örneğin İngiltere’nin meclisinde olağanüstü hal durumu genellikle radikal İslamcı birinin bir saldırısı sonunda ilan edilirdi, saldırılar dışında uzun yıllardır ilk defa koronavirüsü için ilan edildi. Ülkede ölen sayısı üç. Bu ölen üç kişi de 70 yaş üstü ve zaten ciddi sağlık problemleri olan kişiler. Ama yankısı, üzerinde patlayıcı bulunan İslamcı bir terörist kadar büyük ve panik edici.

Virüsün ve radikal İslam korkusunun birbirine benzer çok yanları var nihayetinde. İkisine de sınırlar işlemiyor ve hızla yayılabiliyor. Kaç kişiyi öldürdüğü önemli değil. Ha keza seller, trafik kazaları, yangınlar daha çok can alıyor ama sorun Avrupa’nın kendini bu iki yabancı düşman karşısında çaresiz hissetmesi. Koronavirüsünün Erdoğan ile ne alakası var diye düşünmemek lazım. Onlar arasında da çok benzerlikler var. İkisi de iflah olmaz. Erdoğan Avrupa’nın bir türlü önlem almakta direttiği bir virüs aslında. Zamanla kontrol altına alındır diye mi düşünüldü ya da kendiliğinden yok olacağına mı inanıldı? İlk zamanlar bilinmez ama artık Avrupa’nın yakasına ilişmiş bir illet gibi kök söktürüyor. Ee nasıl olsa eline aldı onca kozu yıllardır.

AB, Türkiye ile 2016’da varılan göçmenlik anlaşmasını gözden geçirme kararı vermiş. Anlaşmanın içeriği şöyleydi; Türkiye, özellikle Suriye’den kaçmış mültecileri kendi ülkesi dışına çıkartmayacak. Bu mültecilerin Türkiye’de ne kadar kötü şartlarda yaşamasının da önemi yok tabi. Bunun karşılığında AB, Türkiye’ye 6 milyar Euro verecek. AB, parayı ağır aksak ödedi. Türkiye’nin iddiası ise tam ödemedi.

Türkiye İdlib’i bahane edip açtı sınırlarını, Avrupa’ya karşı rutin tehditlerini savurdu. Sınırlarda bekleyenlerin çok azı Suriyeli hem de. Yunanistan’ın mültecileri kendi sınırlarından içeriye almama müdahalelerini de sözde insanlık dışı bularak Avrupa’ya şikayet etti. Kendi ülkesindeki mülteciler sanki refah içinde yaşıyormuş gibi Yunanistan’ı zorba ilan etti.

Erdoğan, kendini sınırdaki mülteci krizinin sorumlusu olmaktan böylelikle kurtardığını sanıyor ama İnsan Hakları ve Mülteci Örgütleri ve BM dahil bir çok ilgili kurum asıl sorumlunun Erdoğan olduğunu biliyor. Peki bu bir şeyi değiştiriyor mu? Elbette hayır. Erdoğan kurduğu tuzaktan galibiyetle çıkmışa benziyor. Brüksel’den istediklerini alacak eninde sonunda.

Bu yazının sonunda Avrupa’nın nezdinde varılabilecek en hazin sonuç ‘bükemediğin eli öpeceksin’ anlayışı olurdu sanırım. Ama Avrupa’nın yaptığı şimdilerde o aslında. Bükemediği eli öpüyor. Sen o eli ilk sıkmaya başladığında bunları düşünecektin. Virüse karşı aldığın tedbiri azıcık Erdoğan’a karşı alsaydın ya!