Erdoğan’a ‘mülteci şehri’ için destek sözü veren Merkel’dir

Ferda ÇETİN

Türk devleti, BM, ABD ve Rusya’nın desteği ve onayı ile, 9 Ekim 2019 günü Suriye’nin kuzeyinde 120 kilometre genişliğinde ve sınırdan 35 kilometre derinlikteki Rojava topraklarını işgal etti.

Türkiye, bu bölgeye Suriye savaşında desteklediği El Kaide, El Nusra, DAİŞ, ÖSO ve SMO isimli çeteleri ve Türkiye’de yaşayan 1 milyon Suriyeli mülteciyi yerleştirmek istiyor. Erdoğan’ın bu planı gizli-saklı değil. 24 Eylül 2019 günü yapılan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda, elindeki harita üzerinden, sınırları ve demografyayı nasıl değiştireceğini kendisi anlattı çünkü.

Trump, Putin ve Merkel de, Erdoğan’ın gösterdiği haritayı gördüler ve bu planı biliyorlar elbette.

Bu sinsi desteği ve büyük suç ortaklığını fırsata çeviren Erdoğan için tek sıkıntı para…

20 Ekim günü, Hırvatistan Başbakanı Andrej Plenkoviç ile Zagreb’de düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Almanya Başbakanı Merkel, Erdoğan’ı rahatlattı; “3,5 milyonun üzerinde sığınmacıya ev sahipliği yapan Türkiye’ye mali yardım yapmaya hazırız” dedi. Erdoğan da o günden sonra, daha yüksek sesle, “Suriye’de iltica şehri” inşa etmekten söz etmeye başladı.

Londra’daki NATO Liderler Zirvesi’ni takip eden Türk gazetecilerle, 5 Aralık günü bir araya gelen Erdoğan; “Biliyorsunuz Türkiye, İngiltere, Almanya, Fransa dörtlü zirve gerçekleştirdik, özellikle Suriye’deki durumu etraflıca ele aldık” dedi. Bir gazetecinin; “Dörtlü zirvede, Suriye’de güvenli bölge inşa ve imarında, ciddi ve olumlu bir söz hasıl oldu mu?” sorusunu yanıtlayan Erdoğan; “isim vermeyeceğim, sadece bir ülke ‘bu konuda size gerekli desteği vereceğiz’ dedi.”

Tayyip Erdoğan, 9 Aralık günü İstanbul’da gerçekleşen İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi’nde, “Resulayn ve Tel Abyad arasında 1 milyon kişiyi iskan edebileceğimiz bölge için çalışmalara başladık” açıklaması yaptı.

Şimdi merak edilen soru şu: Türkiye, İngiltere, Almanya ve Fransa’nın katıldığı dörtlü zirvede, Türkiye’nin işgal ettiği Rojava’da, Tayyip Erdoğan’ın kurmak istediği “mülteci şehri” için destek sözü veren ülke hangisidir?

Fransa, Rojava’nın işgaline başından beri karşı çıkıyor ve Türkiye’nin işgal ettiği bölgelerden çıkmasını istiyor. Dolayısıyla “Mülteci şehri” kurulmasına destek vermesi ihtimal dahilinde değil.

İngiltere, Türkiye’nin Rojava’yı işgaline önemli bir tepki vermemekle birlikte, Suriye’den çıkan göçmenlerin en zor ve en az ulaştığı ülke. Mülteci göçü, İngiltere’ye trajik bir yük getirmiyor.

Geriye Almanya kalıyor…

Başından beri Merkel hükümeti, Rojava’nın işgalinden daha çok, Suriyeli mültecilerin kendilerini nasıl ve ne kadar etkileyeceği konusuyla ilgileniyor.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR)’nin Şubat 2019 tarihli verilerine göre, Suriye’deki iç savaştan dolayı 5,7 milyon insan göç etti. Bu mültecilerin 3,6 milyonu Türkiye’ye, 1 milyonu Avrupa’ya gitti. Avrupa’ya çıkan Suriyelilerin 770 bini Almanya’ya sığındı. UNCHR raporuna göre, 2017-2018 yıllarında Almanya’ya gelen yabancılar içinde, iltica talebinde bulunan Suriyelilerin oranı yüzde 42’dir.

Almanya, bir yıl önce, Avrupa Birliği’nin yeniden yerleşim programı çerçevesinde, kriz bölgelerinden 10 bin Suriyeliyi kabul edeceğini açıklaması rağmen, şu ana kadar sadece 4 bin mülteciyi kabul etmiştir. Almanya, mülteci kabul taahhüdünü mümkün olduğunca zamana yaymaktadır.

 Almanya’da yaşayan Suriyeli mültecilerin yüzde 74,9’u sosyal yardım ile geçiniyor. Kişi başına, aylık 424 Euro yardım yapılıyor. Almanya, Suriyeli mültecilerin beraberinde getirecekleri sosyal, siyasal, kültürel sorunlarla birlikte, kişi başına yapacağı harcamaların hesabını yapmaktadır.

Almanya Başbakanı Angela Merkel, 4 Aralık günü yaptığı açıklamayla Erdoğan’ın “mülteci şehri”ne desteğini açıkça belli etti; “BM’nin kabul etmediği standartlarda olmayan bir bölgeye mültecilerin gitmesini kabul edemeyiz. Ancak henüz daha yolun başındayız. Biz de sürekli yanında duracağız, çünkü bunun bir yol olabileceğine inanıyoruz” dedi.

Merkel’in “yanında duracağız” dediği, evlerinden topraklarından sürülen Kürtlerin yerine, DAİŞ çeteleri ile başka yerlerden getirilecek mültecilerin yerleştirilmesi planıdır.

Merkel’in “BM’nin kabul etmediği standartlar”, “daha yolun başındayız” sözleri, oynanan oyunun çirkinliğini örtmek için delikleri ve yırtıkları büyük ve kirli bir perde gibi duruyor.

Çünkü BM Genel Sekreteri Guterres, 1 Kasım günü İstanbul’da Erdoğan ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada “BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, Türk devletinin, Suriye’nin kuzeyinde oluşturacağı güvenli bölge planlarını incelemeye alacaktır” demişti zaten.

Adına BM denilen palyaço, işgale karşı çıkmak yerine, işgalcinin icraatlarını olağanlaştırıyor.

BM’nin, Türkiye’nin işgalini onaylayan bu açıklamasını Angela Merkel duymamış olabilir mi?

Murathan Mungan’ın, “Ey tarih, ey zaman/ Kim kimi kimin toprağından sürerken/ Kim kimi kimin toprağına kabul ediyor?” şiirinden ilhamla sorulsa; Ey BM, ey Trump, ey Putin, ey Merkel/ kim kimin topraklarına/ kimin izni ve onayı ile mülteci şehri kuruyor?