Erdoğan’ın 2015’i boyun eğdiremedi

Erdoğan, İmralı’daki masayı 2015 baharında devirdikten sonra seri ve hızlı kitle katlamlarıyla başlamıştı.

25 Haziran, IŞİD çetelerinin Kobanê mahalleleri ve Berx Batan köyü katliamının 5. yıldönümüydü. Dikkat çekmemek için YPG elbiseleri giydirilmiş 100’e yakın IŞİD çetesi, Türkiye sınırından geçirilerek saldırtıldı. Katliama gönderen

Erdoğan faşizminin MİT’iydi. MİT’in, bu kanlı saldırıyı Saray’ın bilgisi dahilinde ve Saray’ın planları doğrultusunda yaptırdığından kuşku duymamak gerekir.

Nitekim sonradan açığa çıkacaktı ki, Ekim 2014’te, Kobanê savaşının en şiddetli anında diktatör Erdoğan ve başbakanı Davutoğlu’nun yönetiminde toplanan MGK’da “Çöktürme Planı” kararı alınmıştı.

Erdoğan 17 Ekim’de “Kobanê düştü düşecek” müjdesini vererek IŞİD’in yaklaşan zaferini kutlamaya hazırlanmıştı ama planı şanlı direnişle yenilmişti.

Bir yıl sonra bu katliamla başlayarak, Çöktürme Planı’yla içerde ve dışarıda kirli ve işgalci savaşla faşizmi yerleştirme stratejisi kararı alıyordu.

Saray, 2015’in 5 Haziran’ı HDP Amed  mitingine yine IŞİD’i saldırtarak 5 kişiyi katlediyor yüzlerce insanı yaralıyordu.

20 Temmuz’da sosyalist gençlere Suruç’ta yine IŞİD’i saldırtarak 33 düş yolcusunu vahşice katletti.

10 Ekim Ankara barış mitingine IŞİD’in saldırtılarak katliam yapılması aynı stratejinin daha büyük bir parçasıydı. 103 can aramızdan alındı.

Cizre, Sur soykırımcı saldırılarına, 18 Kürt ilçe ve mahallesinde gerçekleştirilmek üzere Çöktürme Planı’nda karar verilmişti. 2015 yaz ve güz ayları boyunca ve sonraki yılın başına uzanan süreçte vahşice uygulandı.

24 Temmuz ise Kandil’e ve Medya Savunma Alanları’na yönelik hava bombardımanlarının başlatıldığı, sonraki yıllarda Pençe’ler ve en son Pençe-Kartal’la süren işgalci savaşın başlangıç günüydü.

Erdoğan’ın 3 gün öncesinden tehdit ederek ilan ettiği IŞİD’in Avrupa kentlerinde sivil halka yönelik katliamları da 2015 yılında Paris’te başlatılarak gerçekleştirildi.

Erdoğan’ın Rojava ve Kuzey-Doğu Suriye işgalleri ve ilhak inşası, 2015’inin devamı.

Emperyalistler, katliamları ya sessiz kalarak onayladılar ya da baş katil Erdoğan’a taziye mesajları gönderecek kadar utanmazlıkla onun insanlık suçlarını örtbas etmeye çabaladılar.

Fakat bütün bunlara rağmen Erdoğan faşizmi kesin zafer kazanamadı. Faşizmini kalıcı kılamadı.

Bu, herşeyden önce canbedeli yürütülen direnişin sonucudur.

Kürt Özgürlük Hareketi, Medya Savunma Alanları, dağlar, kentler ve Rojava’da büyük bedeller vererek, korkuyu yenen eylemlerle direnişi yükseltti.

Komünist ve devrimci hareket Rojava işgallerine karşı savaşa, Cizre-Sur vahşetine karşı direnişe katılarak, kentlerde ve dağlarda eylemler yaparak direndi.

Demokratik güçler faşizmi yerleştirme saldırganlığına tavır aldılar.

2013 gibi önceleyen yakın zamanda gerçekleşmiş Gezi başkaldırısı, Türkiye tarafında direnenler için kitle desteğinin bıçakla keser gibi kesilmesini önleyici rol oynadı.

HBDH direnişi sürdürerek boyun eğmezliğe cesaret ve umut vermeye çalışıyor. Dahası “birşey çıkmaz” sorumsuzluğunu yenerek de faşizme karşı mücadeleye ateş altında harç taşıyor.

Sosyalist partiler ve HDP, demokratik kitle örgütleri, Erdoğan faşizminin zindan sopasına ve polis terörüne meydan okuyarak demokratik alanda direnişi sürdürüyor.

Pençe-Kartal işgalci savaşında, Erdoğan faşizmi, kıyas kabul etmez üstün teknik savaş araçlarına, Şengal’den Şeladizê’ye ölüm kusan hava bombardımanlarına, Güney’deki sayısız askeri üssüne rağmen, Heftenîn’de çakılıp kaldı. Kürt özgürlük hareketi ve birleşik güçlerin direnişi ağır kayıplar verdiriyor.

Üstelik bu sonuç, KDP ve Güney güçlerinin işbirliğini, Zînî Wertê ablukasına vardıran katkısına, başta ABD gelmek üzere emperyalistlerin Erdoğan faşizmine siyasi ve silah desteğine rağmen gerçekleşiyor.

İşgal altındaki Rojava’da, Efrîn ve Şehba’da kurtuluş güçleri, Erdoğan işgaline karşı kayıplar verdiren eylemlerini sürdürüyor.

Başeğmez direnişin Türkiye’deki etkisi, Erdoğan faşizminin kitle desteğinin zayıflamasında kendisini gösteriyor. Dahası küçük burjuva mesleksel özelliği önde olan ve Kemalistlerin sosyal şoven hegemonyasında son on yılı Erdoğan faşizmine sessizce onayla geçen Barolar’ın direnme cesareti bulmasında bile yansıyor. Faşizmin hesabını görmeye çalıştığı diğer odaların direnişine cesaret veriyor.

Sıra şimdi bütün demokratik güçlerin, işçi sınıfının, kadınların, öğrencilerin hak, adalet ve insanca yaşam koşulları için mücadelelerini yükseltmede.

Erdoğan’ın 2015 vahşeti boyun eğdiremedi. Direniş yenilgisini mutlaka getirecektir.