Erdoğan’ın ipini bıraktılar

 ’Sınır Güvenliği Mekanizması’yla yetinmeyip işgalde ısrar eden AKP-MHP-Ergenekon yönetimindeki Türk devleti, saldırı için Rusya ve müttefiklerinin ardından mülteci şantajıyla Avrupa’yı da bloke ettikten sonra Pentagon’a rağmen ABD Başkanı’ndan da onay aldı.

Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasında Önceki gün yapılan telefon görüşmesi sonrası Beyaz Saray, Türkiye’nin ‘operasyon’ yapacağını, ABD’nin dahil olmayacağını, DAİŞ’lilerin sorumluluğunun da artık Türkiye’de olacağını açıkladı. ABD güçleri, sabah saatlerinde Serêkaniyê ve Girê Spî’deki iki noktalarını terk etti. Bu gelişmenin ardından kısa bir açıklama yapan QSD Sözcülüğü, ‘Sınır Güvenliği Mekanziması’na tamamen uymalarına rağmen olanlara işaret ederek, kendilerini savunacaklarını vurguladı. Türk tarafı ise sınırdaki hazırlıkları kapsamında iş makineleri takviyesi ve saldırıda yer alacak çetelerin transferiyle birlikte durumdan memnun açıklamalar yaptı. Erdoğan, ABD askerlerinin çekilmeye başladığını belirtirken, bir yetkilisi de bir aya kadar tamamlanacağını söyledi. Kararıyla yeni bir durum yaratan ABD Başkanı ise dün öğleden sonra yeni açıklama yaparak, askerlerini çekeceğini belirterek, ”Türkiye, Avrupa, Suriye, İran, Irak, Rusya ve Kürtler şimdi ne yapacakların ve mahallelerindeki DAİŞ’lilerle nasıl başa çıkacaklarını bulmalı” dedi. Dün akşam saatlerine kadar herhangi bir açıklama yapmayan Pentagon, sessizliğini korudu. Hazırlıksız yakalanan Pentagon’da üst düzey toplantı yapıldığı belirtilirken Senator Lindsey Graham, Trump’ın kararına tepki göstererek, Senato’nun buna karşı tavır almak zorunda kalabileceğini söyledi.

Türk devleti, 5-6-7 Ağustos tarihlerinde ABD’yle yaptığı ‘Sınır Güvenliği Mekanizması’ mutabakatını ilk etapta olumlu karşıladı. Ancak Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan, 27 Ağustos’ta Moskova’ya yaptığı ziyaret sonrası anlaşmayı tanımadığının ve bölgeyi işgal için yeni girişimlerin içinde olduğunun sinyalini verdi. İşgal söylemleri Ankara’da Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Ruhani arasında yapılan üçlü zirve sonrası ise artmaya başladı. BM Genel Kurulu’nda işgal planını pazarlayan ancak destek bulamayan Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump’la önceki gün bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Türk Cumhurbaşkanlığı’ndan görüşmeye dair yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi: ”Görüşmede ikili meselelerin yanı sıra Fırat’ın doğusunda kurulması planlanan güvenli bölge hakkında fikir alışverişinde bulunulmuştur. Sayın Cumhurbaşkanımız, PKK-YPG kaynaklı terör tehdidinin ortadan kaldırılması ve Suriyeli sığınmacıların ülkelerine dönüşünü sağlayacak koşulların oluşturulması için güvenli bölgenin şart olduğunu ifade etmişlerdir. Suriye’de DEAŞ terör örgütüne karşı mücadeleyi sürdürmeye kararlı olan ülkemizin, bölgede bir daha böyle bir sorun yaşanmaması için her türlü tedbiri alacağı vurgulanmıştır. ABD askeri ve güvenlik bürokrasisinin, iki ülke arasında sağlanan mutabakatın gereklerini yerine getirmemesinden duyulan rahatsızlık Sayın Trump ile paylaşılmıştır. İki lider, ABD Başkanı Sayın Trump’ın daveti üzerine önümüzdeki ay Washington’da bir görüşme yapmayı kararlaştırmışlardır.”

Beyaz Saray: Sınırdan çekiliyoruz

Görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan da açıklama geldi. Açıklama şöyle: ”Bugün Başkan Donald Trump, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile telefonda görüştü. Türkiye, Suriye’nin kuzeyine uzun zamandır planladığı operasyonu yakın zamanda başlatacak. ABD Silahlı Kuvvetleri bu operasyona dahil olmayacak ve ABD güçleri bölgedeki DAİŞ ‘halifeliğini’ yendiği için bahsi geçen bölgede yer almayacak. ABD, tutuklanan DAİŞ’lilerin çoğunluğunun geldiği Fransa, Almanya ve diğer Avrupa ülkelerine vatandaşlarını geri almaları için baskı yaptı, ancak onlar bunu istemedi ve reddetti. ABD onları uzun yıllar sürebilecek bu süreçte tutmayacak, bu ABD’li vergi mükelleflerine büyük bir yük olabilir. Şimdi, DAİŞ’in yenilmesinin ardından son iki yılda bölgede yakalanan DAİŞ’lilerden Türkiye sorumlu olacak.”

Koalisyon güçleri çekildi

 Erdoğan ve Trump’ın telefon görüşmesi ardından ABD öncülüğündeki Uluslararası Koalisyon Güçleri, sabah saatlerinde Girê Spî ve Serêkaniyê’deki sınır noktalarından çekilmeye başladı.

QSD: Sorumluluklarını yerine getirmedi

Demokratik Suriye Güçleri (QSD) Genel Komutanlığı, ABD askeri güçlerinin bölgeden çekilmesinin ardından sadece kısa bir açıklama yaptı: ”Türkiye ile herhangi bir savaşın yaşanmaması için yaptığımız tüm çalışmalara ve esnek yaklaşımlarımıza; sınır güvenliği mekanizması için üzerimizde düşen tüm sorumlulukları yerine getirmemize rağmen, ABD güçleri üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmemiş, Türkiye sınırındaki güçlerini çekmiştir. Türkiye şimdi bölgemize saldırı hazırlığındadır. Türkiye’nin Kuzey-Doğu Suriye’ye askeri bir operasyon gerçekleştirmesi, DAİŞ örgütüne yönelik operasyonlarımıza büyük oranda olumsuz etki edecek ve son yıllarda bölgede sağlanan istikrarı ortadan kaldıracaktır. Demokratik Suriye Güçleri olarak, savunma hakkımızı kullanmak için bir an bile beklemeyeceğimizi belirtiyor; Arap, Kürt, Süryani, Asuri tüm halklarımıza birlik olup Türkiye’nin saldırılarına karşı meşru haklarını kullanarak ülkeyi savunmaya çağırıyoruz.”

QSD’nin twitter hesabından da “ABD’nin çekilmesi ve sınır güvenliği anlaşmasındaki başarısızlığının ilk sonuçları görülmeye başladı” diyerek, Türk devletinin bölgeye yönelik saldırı hazırlıklarının ardından, Rusya destekli rejim güçlerinin Minbic’e asker göndermeye hazırlandığını duyurdu.

Türk tarafı memnun gibi

Türk devletini yöneten dinci-ırkçı bileşenler, nihayet işgal saldırısı başlatılacağına dair memnuniyetlerini ifade ederken   AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sırbistan’a ziyareti öncesi Ankara Esenboğa Havalimanı’nda, Trump ile akşam yaptığı görüşmeye değindi. Erdoğan, “Akşamki görüşmemizden sonra bölgede Sayın Başkan’ın ifade ettiği gibi çekilme olayı başlamış vaziyette. Buradaki karşılıklı muhataplar çalışmalarını yürütecekler. Sayın Başkan Trump bu konuyla ilgili talimatını vermiş ve çekilmeyi emretmişti. Gecikmeye rağmen gerek ABD’li heyet gerekse bizim heyetimiz bu görüşmeleri gerçekleştirdi. Bir gece ansızın gelebiliriz, demiştik. Çünkü terör örgütlerinin ülkemize yönelik tehditlerini kabullenmemiz asla mümkün değil” dedi.

Esir DAİŞ’liler meselesi

Erdoğan, ABD’nin Türkiye’nin olası bir operasyonunda Demokratik Suriye Güçleri’nin (QSD) elinde eşit bulunan binlerce DAİŞ üyesinin serbest kalmasından sorumlu olacağı yönündeki açıklamalarına da yanıt verdi.  Esir DAİŞ’lerle ilgili rakamlar abartılı olduğunu öne süren Erdoğan, şunları söyledi: “Orada cezaevlerinde olan bazı rakamlar var. Bu konuyla ilgili bizim de bir yaklaşım tarzımız var. Almanya, Fransa’da bulunan DEAŞlılar var. Bu konuda ne gibi adımlar atılabilir kendileri bir çalışma yapacaklar. Biz de arkadaşlarımıza talimat verdik. Burada ne gibi bir adım atalım ki şuanda cezaevinde veya cezaevlerinde bulunan DEAŞ’lıları buralardan süratle derdest edelim.”

Büyük ihtimalle önümüzdeki ayın ilk yarısında Washington’a bir ziyaret gerçekleştireceğini de belirten Erdoğan, “Burada ikili görüşme ve heyetler arası görüşme yapacağız. Tabii yüz yüze olması bize son gelişmeleri ele alma fırsatı verecek” dedi.

Türk yetkili: çekilmeyi bekleyeceğiz

Reuters ajansına isim vermeden konuşan bir Türk yetkili ise işgal saldırısının başlatılması için ABD askerlerinin çekilmesinin beklendiğini söyledi. Yetkili, bu çekilmenin bir hafta sürebileceğini ve Ankara’nın ‘herhangi bir kazadan’ kaçınmak için bu çekilmenin tamamlanmasını beklemesinin yüksek ihtimal olduğunu belirtti.

Trump tekrar açıklama yaptı

Kararıyla yeni bir durum yaratan ABD Başkanı Donald Trump ise Beyaz Saray’dan yapılan açıklamanın ardından dün öğleden sonra Twitter hesabından açıklama yaptı. ABD Başkanı’nın Twitter’dan yaptığı açıklamaların tamamı şöyle: ”ABD’nin sadece 30 günlüğüne Suriye’de olması gerekiyordu, bu uzun yıllar önceydi. Orada kaldık ve hedefi olmayan bir savaşta giderek daha derine daldık. Ben Washington’a vardığım zamanlarda DAİŞ bölgede terör estiriyordu. Hızlıca DAİŞ’in yüzde yüzünü yendik ve çoğu Avrupa’dan olan binlerce DAİŞ savaşçısı yakaladık. Ancak Avrupa onları geri istemedi, ‘onlar sizde kalsın ABD’ cevabı verdi. Ben de dedim ki, ‘Hayır size çok büyük bir iyilik yaptık, şimdi onları ABD’deki hapishanelerde tutmamızı ve çok büyük paralar ödememizi istiyorsunuz. Onları siz yargılamalısınız’. Onlar tekrardan ‘HAYIR’ dedi. ABD’nin NATO’da, ticarette ve her şeyde olduğu gibi yeniden eziklik yapacağını düşündüler.

Kürtler bizimle birlikte savaştı, ancak onlara bunu yapmaları için aşırı büyük miktarda para ve ekipman verdik. Kürtler Türkiye’yle onlarca yıldır savaşıyorlar. Ben, bu savaşı yaklaşık 3 yıl boyunca engelledim, ancak bizim için bu saçma ve sonsuz savaştan çıkmanın ve askerlerimizi eve getirmenin zamanı geldi. BİZ ÇIKARIMIZA OLAN YERDE SAVAŞACAĞIZ VE BUNU ANCAK KAZANMAK İÇİN YAPACAĞIZ. Türkiye, Avrupa, Suriye, İran, Irak, Rusya ve Kürtler şimdi ne yapacakların ve mahallelerindeki ele geçirilen IŞİD savaşçılarıyla nasıl başa çıkacaklarını bulmalı. Hepsi IŞİD’den nefret ediyor ve yıllardır düşman oldular. Biz 7000 mil ötedeyiz ve eğer yakınımıza bir yere gelirlerse DAİŞ’i yeniden ezeceğiz.”

Senato karşı çıkacak

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise ABD’nin çekilme kararına ilişkin “Eğer basında çıkan haberler doğruysa bu bir felakettir” dedi ve geri çekilmenin durdurulması için Senato’dan her iki kanattan da destek beklediklerini söyledi.

Trump’a yakınlığıyla bilinen Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, resmi twitter hesabından ABD’nin çekilme kararına ilişkin olarak üç ayrı twit paylaştı:”Başkan Trump’ın Kuzey Suriye’deki kararıyla ilgili tüm ayrıntıları bilmiyorum. Dışişleri Bakanı Pompeo ile görüşeceğim. Eğer basında çıkan haberler doğruysa bu bir felakettir. Çünkü bu karar, DAİŞ’in geri dönüşüne hizmet eder, Kürtleri Esad ve İran’ın çizgisine getirmeye zorlar, Türkiye’nin ABD Kongresi’yle olan ilişkisi üzerinde yıkıcı etkisi olur ve Amerika’nın Kürtleri terk etmesi ABD’nin haysiyeti üzerine leke düşürecektir. Eğer bu plan hayata geçirilirse bu kararın durdurulması ve gözden geçirilmesi için bir Senato kararı beraberinde gelecektir. Güçlü ve her iki kanattan da (demokratlar ve cumhuriyetçilerden) destek alacağımızı umuyorum.” 

 QAMİŞLO


Kremlin Sözcüsü Peskov: Biliyor ve kabul ediyoruz

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, “Türkiye’nin kendi güvenliğini sağlamaya yönelik eylemlerini biliyor ve bunları kabul ediyoruz” diyerek, Türkiye’nin olasi işgal saldırısını onayladıklarını söyledi. Sözcüsü Peskov, Suriye’nin toprak ve siyasi bütünlüğüne bağlı kalınması gerektiğini tekrarladı.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Türkiye’nin ABD Başkanı Trump’ın oluruyla Kuzey-Doğu Suriye’ye düşündüğü saldırıya ilişkin açıklama yaptı. Peskov, “Türkiye’nin Suriye’nin siyasi ve toprak bütünlüğüne; toprak bütünlüğünün istikrar arayışları ve diğer konulardaki başlangıç noktası oluşuna bağlı kaldığını biliyoruz. Ve Türk meslektaşlarımızın her durumda en başta bu koşula bağlı kalmasını umuyoruz” ifadelerini kullandı. Peskov, açıklamalarına şöyle devam etti: “Türkiye’nin kendi güvenliğini sağlamaya yönelik eylemlerini biliyor ve bunları kabul ediyoruz. Yani Suriye topraklarında saklanıyor olabilecek terörist unsurlarla mücadeleden söz ediyorum. Ancak bir kez daha tekrarlıyorum: Öncelikle Suriye’nin toprak ve siyasi bütünlüğü hususuna bağlı kalınmalı.”

Beyaz Saray’ın saldırının başlaması halinde Kürtlerin yanında olmayacakları yönündeki açıklamasının, Suriye’deki güçlerini çekeceklerine yönelik bir sinyal olup olmadığı yönündeki soruyu yanıtlayan Peskov, “Bunun neye yönelik bir sinyal olduğuna karar vermek sanırım bizim işimiz değil. Rusya’nın pozisyonunu biliyorsunuz. Rusya Devlet Başkanı da (Vladimir Putin) bunu geçenlerde tekrarladı. Suriye’de gayri meşru olarak bulunan tüm güçler ülkeden ayrılmalı. Bu bizim temel tavrımız” dedi.

Peskov, Putin ve Erdoğan’ın işgal saldırısıyla ilgili bir konuşma gerçekleştirmediklerini ifade etti. Peskov “Bu konuda liderler arasında bir temas olmadı. Biliyorsunuz, Rusya ile Türkiye arasındaki temaslar genellikle askeri ve özel servisler düzeyinde. Bu temaslar son derece fazla ve düzenli olarak sürüyor” dedi.


BM önlemek yerine hazırlık yapıyormuş

BM Suriye Krizi için İnsani Yardım Koordinatörü Panos Moumtzis, sahadaki tüm taraflarla iletişim halinde olduklarını belirterek, BM’nin Srebrenitsa’da yaşandığı gibi güvenli bölgeler konusunda ‘acı deneyimleri’ olduğunu ifade etti. Moumtzis, ”En kötüsüne hazırlanıyoruz” dedi.

Cenevre’de gazetecilere açıklama yapan BM Suriye Krizi için İnsani Yardım Koordinatörü Panos Moumtzis, ”Neler olacağını bilmiyoruz… En kötüsüne hazırlanıyoruz” dedi. İşğal saldırısının sonuçlarıyla ilgili ‘cevaplanmamış’ çok fazla soru olduğunu vurgulayan Moumtzis, sahadaki tüm taraflarla iletişim halinde olduklarını belirtti.

BM’nin Srebrenitsa’da yaşandığı gibi güvenli bölgeler konusunda ‘acı deneyimleri’ olduğunu ifade eden Panos Moumtzis, olası bir işgal saldırısı halinde sivillerin yerlerinden edilmemesi çağrısında bulundu. Moumtzis, insani yardımın engellenmemesi ve dolaşım özgürlüğünün sınırlanmaması gibi konuların da BM’nin önceliği olduğunu söyledi.

BM’nin Suriye’nin kuzeyinden göç olması durumunda bir acil durum planı hazırladığını; ihtiyaç halinde tıbbi malzeme ve gıda desteği sağlanacağı belirten Moumtzis, ‘bu planı devreye sokmamayı umduklarını‘ da dile getirdi.


AB’den Türkiye’ye: Bu çözüm olmaz

Avrupa Birliği (AB) Sözcülüğü’nden yapılan açıklamada, “ABD ve Türkiye tarafından son gelişmelerle ilgili yapılan açıklamalar ışığında, Türkiye’nin güvenlik kaygılarını kabul ettiğimizi teyit ederken, AB en başından beri askeri yöntemlerle sürdürülebilir herhangi bir çözüme ulaşılmayacağını belirtti” ifadeleri kullanıldı.

AB Komisyonu Sözcüsü Maja Kocijcancic, düzenlenen basın toplantısında soruları yanıtladı. Kocijcancic, “AB, Türkiye’nin meşru güvenlik kaygılarını anlamakla beraber, başından beri Suriye’deki krizin askeri değil siyasi yollarla çözülebileceğini ifade ediyor” dedi. Suriye’de tekrar silahlı çatışmaların alevlenmesinin, sadece oradaki sivillere zarar vermekle kalmayacağını, aynı zamanda AB’nin desteklediği sivil girişimleri de zedeleyeceğini söyleyen Kocijcancic, “Türkiye’nin de parçası olduğu Astana garantörlerine çatışmayı sonlandırmaları için girişimlerini artırmaları, sivillerin korunması ve insani yardıma engelsiz erişim sağlanması için çalışmalarını yoğunlaştırmaları yönündeki çağrımızı yineliyoruz” diye konuştu.

Kocijcancic, Türkiye’nin işgal saldırısı sonrasında bu bölgeye Suriyeli mültecileri geri gönderme planına ilişkin ise “Suriye’de siyasi çözüm sağlanmadan mültecilerin geri gönderilmesine ilişkin şartların oluşmadığını görüyoruz” dedi.

Kocijcancic, Suriye konusunun aynı zamanda gelecek hafta düzenlenecek Dışişleri Konseyinde görüşüleceğini duyurdu.