Erdoğan’ın yıkılma korkusu ve HDP!

Tek adam-tek parti diktasının elebaşısı olan Erdoğan’ı yıkılma ve hesap verme korkusu sarmış bulunuyor. 16 senedir tek parti diktasını sürdüren Erdoğan çetesi yönetmekte zorlandıkça zorbalaşıyor. Ayakta kalabilmek ve çete iktidarını sürdürebilmek için hukuk dışı her türlü zulümden medet umuyor. Muhalif üç kişi bir araya gelse hemen uydurma bir gizli örgüt iddiasıyla ve sansasyonel suçlamalarla tutuklanıyor. Akademisyenler, gazeteciler, öğrenciler derken sıra işçilere ve sendikacılara da gelmiş bulunuyor. Çünkü memleketi güllük gülistanlık gösteren besleme saray medyası ve gazeteci kılıklı utanmaz tetikçilerine rağmen ekonomik kriz artık gizlenemiyor.

Hiçbir alanda istikrar yok. Kimse yarın ne olacağından emin değil. Çünkü iflaslar, intiharlar her gün artıyor. Gizlemelerine rağmen konkordato ilanları artarda geliyor. Birçok büyük şirket işçilerinin ücretlerini düzenli olarak ödemiyor, ödeyemiyor. Son dönemde gündeme gelen işçi direnişlerinin en önemli nedeni birikmiş işçi alacaklarının ödenmesidir. Erdoğan’ın besleme müteahhit şirketleri iş güvenliğinden yoksun olarak en kötü şartlarda çalıştırdıkları işçilerin ücretlerini bile ödemiyor. İş cinayetlerinde kaç işçinin, nasıl öldürüldüğü bile belli değil. Ama işçiler “Alacaklarımızın ödenmesini ve çalışma-barınma-yemek koşullarının iyileştirilmesini istiyoruz” deyince gece yarısı operasyonlarıyla zindana atılıyor.

Erdoğan diktası işçileri, emekçileri, aydınları, akademisyenleri, öğrencileri ve tüm muhalifleri tek tek ezmeye çalışıyor. Buna karşı bütün ezilenlerin birleşmesi ve direnmesinden başka bir yol yoktur. Havalimanı işçilerinin direnişini desteklemek için kurulan platform çok iyi bir örnek olmuştur. Her somut direnişte benzeri platformların oluşturulması ve kalıcılaştırılması önemlidir. Çünkü ezilenler birleşmediği sürece kendi başlarına mücadele ederek kazanmaları çok güçtür.

HDP’nin başarısı da tam bu noktada kazanılmıştır. HDP bütün ezilenlerin prangalarını kırıp her türlü ayrımcılığı kaldırarak eşit-özgür yeni bir yaşam projesi sunmuştur.

Daha ilk aşamada egemen gericilik bütün kollarıyla saldırıya geçmiştir. Sistemin bir uzantısı durumuna gelmiş olan sahte sol „Milliyetçi Kürtlerin peşine mi takılacağız?” derken gene sistemin bir uzantısı olan sözde Kürt milliyetçileri de “Bizi Türk solunun kalıntıları mı yönetecek?” diyerek muhalefet etmiştir. AKP çevreleri de Kürtlerin sol ve Alevilerle, diğer ezilenlerle  birleşmesinden büyük rahatsızlık duymuş ve açıkça karşı çıkmışlar, HDP’nin kurulmasını ve parti olarak seçime girmesini her yolla engellemek istemişlerdir.

7 Haziran 2015 seçimlerinde HDP’nin barajı yıkarak kazandığı başarı hepsinin uykusunu kaçırmıştır. O günden beri rahat bir uyku uyumuyorlar ve HDP’yi tasfiye etmek için her yola başvuruyorlar. Ama HDP bütün seçimlerde Erdoğan’ın saldırılarını, katliamlarını etkisiz hale getirip barajları aştı.

HDP eşbaşkanları, yardımcıları, grup başkan vekilleri, sözcüleri, belediye eşbaşkanları ve bir çok milletvekili-bakan tutuklandı. Yetmedi, sıra üye ve yöneticilerine hatta oy veren vatandaşlara kadar geldi. En son bölgedeki bir çok muhtar da görevden alındı.

Başgardiyan Erdoğan 24 Haziran seçimlerinden önce “O partiyi silin” diye emretmişti ama halk onlara izin vermedi. Şimdi HDP’liler kazanırsa yerlerine kayyım atayacağını hiç utanmadan ilan ediyor. Bu aynı zamanda suçunu itiraf ve ilan etmektir. Baş gardiyan, bekle de seçimler yapılsın. Daha kimin seçileceği belli olmadan başkanları görevden alacağını nasıl söylersin?

Bunların hukuk ve insanlık dışı olduğunu elbette Erdoğan bizden iyi bilir. Ama o kadar pervasız ki halkı tehdit ederek HDP’ye oy vermelerini engellemek istiyor. Başarılı olursa “Bakın, halk onlara oy vermiyor, durumdan memnun ve bizi destekliyor” diyecek.

Şu bilinmeli ki HDP sandıktan sandığa çalışan bir parti değildir. Anadili yasaklananların,işten atılan işçinin, tutuklanan gazetecinin, akademisyenin, kayıp yakınlarının, zindanlarda direnenlerin tek umududur. Bütün halk düşmanları bunu hiç aklından çıkarmamalıdır.