Ey Türk sosyalistleri, demokratları!

Türk devletinin Kürtleri boğazladığı bir mevsime doğru hızla yol alıyoruz.

Hergün bir linç denemesi yaşanıyor. Osmanlı Ocakları denilen AK fasist gruplarca İstanbul’un, Ankara’nın, Antalya’nın ve Mersin’in sokaklarında "Türkiye Kürtlere mezar olacak" sloganları atılıyor.

Bunlar yaşanırken, Hasan Cemal T24’teki köşesinde "Türkiye bu sefer Türklerle Kürtlerin birbirine kırdırılacağı bir kardeş kavgasına itiliyor" dedi.   

Bu manipülatif ve sorumsuz bir değerlendirme. Çünkü Kürt halkının Türk halkına karşı bir savaşı yok. Kürtlere saldırı halinde olan ise Türk devleti ve Türk faşist gruplar.

Yaşanan kavga Türk devleti ile Kürtler arasında.

Daha doğru bir ifade ile devlet politikasına hükmeden, onu esir alan Erdoğan-Davutoğlu ikilisinin Kürtlerle savaşıdır.

Ve sokaklara salınan Sarayın soytarısı bir Türk grubun saldırılarıdır.

Öyle Kürtlerin Türklerle bir savaşı yok.

Hiçbir zaman olmadı.

Yaşanan, devletin Kürt halkına ve Kürt siyasi hareketine diz çöktürme harekatıdır. Bunun için Türkler ile Kürtlerin savaşı demek bir manipülasyondur. Kürt halkı hiç bir zaman Türk halkına karşı savaşmadı. Hiçbir zaman Türk devleti ile Türk halkını özdeş görmedi.

Hasan Cemal devletin ağzıyla konuşuyor; çünkü savaşı başlatan devlet olmasına rağmen bir Kürt-Türk kavgası varmış gibi yapıyor. 

Erdoğan’ın başında bulunduğu Türk devleti Osmanlı ocakları denilen çeteleri sokağa salıyor. Türkleri Kürtlerin üzerine salıyor.

Batıda yaşayan tek bir Kürt bu ortamda kendini rahat hissetmiyor. Her Kürt tedirgin. Her Kürt korkuyor.

Sorarım size korkan kaç Türk var?

Saldırıya uğrayan kaç Türk var?

Hakaret gören kaç Türk var?

Zorla, yerlerde sürüklenerek, tartaklanarak, hakaret edilerek, paralanarak ellerinden tutup Bağlar meydanında Abdullah Öcalan’ın heykeli, fotoğrafı öptürülen kaç Türk var?

Yok.

Ama Muğla’da bir Kürt, yerel kıyafetle fotoğraf çekip facebook’ta paylaştığı için ırkçı Türk bir güruh tarafından tartaklandı, dövüldü, sövüldü, hırpalandı, zorla götürülerek şehrin içinde Atatürk heykeli öptürüldü. Fotoğrafları çekilerek sosyal medyada paylaşıldı.  

Ona diz çöktürdüler.

Aynı ırki aidiyetteki devlet şimdi Cizre’de bütün Kürtlere diz çöktürmek istiyor. Cizre’de 9 gündür sokağa çıkma yasağı var. Cizre’de sokağa çıkan çocuk da olsa, kadın da olsa Türk polisi ve askeri tarafından öldürülüyor.

Kürt halkı ise Türk halkına hiç saldırmadı.

Kürtler "Kürdistan Türklere mezar olacak" sloganını atmadı.

Türk sosyalistleri, demokratları ve halkların kardeşliğinden yana olanlar ise korkuyorlar.

Sokakta değiller. Evlerinde, ofislerinde devletin Kürtlere diz çöktürme savaşını izliyorlar.

İzlemeyin!

HDP’nin içinde örgütlenmiş, 30’un üzerinde temsilcisini meclise sokmuş gruplara söylüyorum; susmayın!

"Seçim hükümeti bir savaş hükümetidir" deyip tavır alan Levent Tüzel, EMEP ve diğerleri nerede? EMEP bu linç kampanyasına karşı kaç miting organize etti?

O linç güruhunun dolaştığı sokaklarda kardeşlik sloganları söylendi mi? Yok! Susuyorlar!

1 Kasım’daki seçimlerde HDP listesinden Kürtlerin oylarıyla "daha kaç temsilcimi meclise sokarım" hesapları yapılıyor. 

Yapmayın.

Bu hesapları yapacağınıza İstanbul, Mersin, Antalya ve Ankara sokaklarında kardeşlik türkülerini söyleyin. 

Sosyalist olmanın gereği budur. Bugün suskun kalan her kim varsa Kürtler onları vicdanlarına not ediyorlar.

Bakınız sokaklar AKP faşistlerinin "Türkiye Kürtlere mezar olacak" sloganlarıyla inliyor. 30’un üzerinde temsilcinizi kendi oylarıyla meclise gönderen Kürtler, İstanbul sokaklarında yürürken bir güvercin ürkekliğiyle yürüyorlar.

"Çok seviyoruz, Türkiye’nin başına gelmiş en özel insan" dediğiniz HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş toprak yollardan, dağlardan tüm engellemelere rağmen devletin katliam tehdidi altındaki Cizre’ye yürüyor.

Ya sizler ne yapıyorsunuz?

Hala susacak mısınız?

Eğer bugün o sokaklarda kardeşlik sesini yükseltemeyecekseniz sonsuza kadar susun!