Faşizmin kibarcası: ‘Süreklileşen OHAL’

OHAL’i “süreklileştiren” yasayı biliyorsunuz. Tayyip Erdoğan’ın Başkan seçilmesinin hemen ardından çıkarılan ilk torba yasa böyle tanımlanmıştı muhalif kesim tarafından.

O yasayla OHAL süreklileşecek diye endişe ederken, çok daha ağır bir tabloyla karşılaştık ve tablo giderek daha da ağırlaşıyor.

Ben felaket tellalı değilim ama Cumartesi Annelerinin yasaklanması, her türlü sokak eylemine yapılan polis saldırıları, gözaltılar ve 3. havalimanı işçilerinin tutuklanmaları vs daha başlangıç.

Cumartesi Annelerini, iş cinayetine kurban giden işçilerin ailelerinin ayda bir yaptığı eylemi bile terörle ilişkilendirmekte ve yasaklamakta inat eden bir zihniyetten söz ediyoruz.

İnsan Hakları savunucularına sokağı yasaklayan ve ne yapacaksanız binanızın içinde yapın diyen bir zihniyet bu.

Geçen hafta cumartesi günü tebliğ edilen yasak kararında, bütün bir Beyoğlu ilçesini yasak yazmışlar yetmemiş, derneğin önündeki sokak ve bağlantılı diğer sokak isimlerini de yasak diye tek tek yazmışlardı düşünebiliyor musunuz?

Bundan sonra neler geleceğini tahmin etmek felaket tellallığı değil, sadece tecrübe diyelim.

Dile kolay, on yıllarca 12 Eylül darbesini geride bırakacağız diye didindik durduk. Oysa 1983 tarihli OHAL kanunu darbenin OHAL adıyla süreceğinin işaretiydi ve 1987’den 2002’ye kadar tam 15 yıl OHAL’de yaşadık.

13 Kürt ilini kapsayan OHAL bölgesinde işlenen gözaltında kayıplar, siyasi cinayetler, işkenceler, yakılan tahrip edilen, boşaltılan köyler hala karanlıkta ve AİHM’in kimi mahkumiyet kararları cezasızlık zırhını parçalamaya yetmiyor.

Özel harekat, JİTEM, kontrgerilla yöntemleri hayatımızın orta yerindeydi. Sadece OHAL bölgesinde değil, İstanbul, Ankara gibi kentlerde de siyasi muhalifler kaçırıldı, kaybedildi, öldürüldü, sürgün edildi o tarihlerde.

2002 de AKP iktidara geldiğinde OHAL’i 47. kez uzatmadı ve OHAL son bulmuş oldu ama işkence, cezasızlık, talan, rüşvet, hırsızlık artarak devam etti.

Temmuz 2016-2018 tarihleri arasında iki yıl, bu kez AKP tarafından OHAL rejimi uygulandı. Temel haklarımız askıya alındı, işkence olayları tırmandı. Hak ve hukuk örgütleri bile kapatıldı ya da çalışamaz hale getirildi.

Sonra OHAL kalktı ve “süreklileşen OHAL” geldi. Şimdi OHAL’de bile yasaklanmayan haklarımız yasak. Öyle askıda falan da değil, bildiğiniz kullanılamaz halde. Baskı ve şiddetin dozu giderek artıyor. Yasa ya da hukukun bağlayıcılığı iyice zayıflamıştı artık tamamen devre dışı. Valilik kararıyla, Havalimanı işçilerine hukuki yardımın engellenmesinden söz ediyoruz artık.

Sözün kısası, rejim adını bas bas bağırıyor ama biz kibarlıktan mı, kabul de zorlanmaktan mı, ama daha çok da gereğini yapamamaktan olmalı hala, yok senin adın “süreklileşen OHAL” diyoruz.