Faşist kayyım darbesi ve namussuzluğun resmi!..

Bu resim Türk faşizminin resmidir. Kürdistan halkının seçimle gelen temsilcilerine ve halk iradesine karşı yapılan “kayyım darbesinin” en aşağılık, en alçakça ve en yıkıcı ifadesidir.

Aynı zamanda kendi devletinin sınırları içinde bulunan şehir ve ilçelerin Erdoğan-Soylu diktatörlüğü tarafından “işgal” edildiğinin ilanıdır.

Geçtiğimiz yıl 24 Temmuz’da başlatılan savaşın devamıdır. Bu resim “Türk-Kürt vatandaş savaşına” davettir. Kanlı bir geleceğe ülkeyi mahkum edecek olan görülmemiş bir provokasyondur.

Diyarbakır zindanında PKK’li tutsaklara “Türk bayrağı” altında, “İstiklal Marşı” eşliğinde yapılan “işkenceden” farksız bir meydan okumadır.  

Belediye’nin önünde bayrak sallayan sergerde her kimse, bilelim ki, er ya da geç, Kürdistan’da hukukun ve demokrasinin hakim kılındığı gün hakkettiği cezaya çarptırılacaktır. Belli ki bu hayasız unsur, Soylu’nun Çiller-Ağar-Güreş’den devraldığı “kontrgerilla” adına “bayrak sallamaktadır.” Kürt düşmanı soysuz bir faşisttir.

Bu utanmazlık, rejimin alnına bir suç kanıtı olarak yazılmıştır.

Ne zaman?

Tam da PKK Önderi’nin Türkiye’yi mahveden, her gün onlarca genci toprağa düşüren savaşa ve çözümsüzlüğe “altı ay içinde son vermekten” söz ettiği sırada…

“Ortak vatan” programının mimarına yanıt verilmiştir. Halkın kendi yerel yönetiminde egemen olmadığı bir “vatan” ortak olabilir mi?

“Ortak bayrak”… Öyle mi? “Kayyım darbesiyle” işgal edilen belediyelerin pencerelerine asılan “bayrak” ortak olabilir mi?

“Ortak dil” ha… İlk fırsatta işgal ettiği belediyenin “Kürtçe tabelasını” sökenle Kürt o “dili” ortak dil olarak nasıl kullanacak?

Bu resim var ya bu resim…

Bu resim Erdoğan-Soylu diktatörlüğünün Türkiye’yi böldüğünü, Kürdistan’ı Türkiye’nin bir parçası olarak görmediğini, düşman bir “ülke” saydığını, düşman “ülke” saydığı Kürdistan’ın önce şehirlerini yıktığını ve şimdi de “kayyım darbesiyle” halk egemenliğine son verdiğini ve Kürdistan’ı “işgal” etmeye başladığını ilan etmiştir.

Bu “işgal” Cerablus işgalinin bir devamıdır.

Kürt meselesi, “altı ayda” Öcalan’ın “legal, parlamenter, barışçı yol” programıyla mı çözülecek, yoksa “işgalciyi Kürdistan’dan kovarak mı?”

Erdoğan ve Soylu ikilisi, şimdi bu iki yoldan birini tercih edecek…