‘Gece kartalları’ görev başında

İktidar bu kere de bekçileri revize edip sokaklara saldı. Adları da havalı, "Gece kartalları”. Güneş batımından gün doğumuna sokaklarda olacaklar. Özel harekat polislerince toplam 3 ay içinde eğitilip ellerine silah verildi ve İstanbul Emniyet Müdürü tarafından “silah kullanmakta tereddüt etmeyin” telkini ile göreve başladılar. İcraatlarının, halkın hak ve özgürlüklerine ve yaşam hakkına yönelik tehdit oluşturacağından kuşku yok. 

Yeni bekçiler yani namı diğer “Gece kartalları” OHAL ürünü, 29 Nisan tarihli ve 690 sayılı KHK’nın 26. maddesi ile ve 7 bin kişilik bir uygulama olarak gündeme getirildi. İlk olarak İstanbul, Ankara, Mersin, Antep ve Hatay illerinde uygulanacağı ve sonrasında diğer illere yayılacağı da bilgiler arasında. 

Isıtılıp gündeme getirilen yeni bekçilerin dayandığı kanun ise eski, 1966 tarihli ve 772 sayılı Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu. Kanun 2. maddesinde onları “Çarşı ve mahalle bekçi teşkilâtı, en büyük mülkiye âmirinin emrinde, genel zabıtaya yardımcı, silahlı bir kuruluştur…” biçiminde tanımlıyor ve 3. maddesinde uzun bir görev tanımı yapıyor. 

Ancak bu uzun görev tanımı içinde özellikle iki nokta öne çıkıyor ve "…Kamu düzen ve güvenini bozacak mahiyetteki gösteri, yürüyüş ve karışıklıkların yapılmasına karşı, genel kolluk kuvvetleri gelinceye kadar önleyici tedbirleri almak, ve Adlî kolluk işleriyle ilgili vakalarda delillerin kaybolmamasını sağlayan muhafaza tedbirlerini almak. (Bekçiler bu benddeki görevlerinin ifasında halkın yardımından da faydalanabilirler.) …” diyor. 

Bunca polisin, bunca mobese kamerasının hayatımızı saniye saniye gözlediği, kaydettiği bir ortamda bekçilerin gündeme getirilmesi, görev tanımları içindeki toplumsal gösterilerin engellenmesi vurgusu ve üstelik silah kullanmak konusunda cesaretlendirilmeleri, ne kadar zorlarsanız zorlayın akla hiç de toplum yararına bir uygulamayı getirmiyor. 

Muhtarlardan, komşulardan, esnaftan, ihbar hatlarından umduğunu bulamayan devlet bu kez bekçiler eli ile sokak sokak devriye gezerek yaşamımızın her anını kontrol altında tutma, kendilerince tespit edecekleri aykırılıkları – ki anayasal toplanma ve gösteri hakkımızdan giyim tarzımıza ve ilişkilerimize, hatta dinlediğimiz müzikten hangi saatte dışarıda gezdiğimize kadar- cezalandırma yoluna gidecek belli ki. 

Nitekim; Mart 2013 tarihinde o zamanın İçişleri bakanı Efkan Ala, bekçilik kurumunun güçlendirileceğine dair karar aldıklarını duyurduğu bir konuşmasında “…taşrada korucu, …bekçiler hala var, gece daha görünür olacaklar…” demişti. Referansı korucu olan bir bekçilik teşkilatından söz ediyoruz, ötesini siz düşünün. 

Öte yandan, son gözaltı deneyimimizde 18-20 yaşlarındaki kadın çevik kuvvet polislerinin işkence ve eziyet konusunda nasıl acımasız yetiştirildiğine tanık olmuştuk. Şimdi de 20’li yaşlardaki yeni bekçiler göreve başladılar. Henüz yetişkin olgunluğuna varmamış, çoğu öfkesini ve korkusunu kontrol edemeyip saldırganlaşabilecek bu insanlara en büyük amirleri İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan’ın ilk talimatı “Silahınızı kullanmakta tereddüt etmeyin” olunca, 2007 Haziranı’nda Polis Vazife ve Salahiyetleri Yasası’nda yapılan değişikliğe gitti aklım. Bu değişiklikle polisin silah kullanma yetkisi genişletilmiş ve amirleri onlara da silah kullanmakta tereddüt etmeyin talimatı vermişti. Ardından trafikte, sokakta sudan sebeplerle insanları çekip çekip vurmuştu polis. Nasılsa kanundan aldıkları yetki, amirlerinden aldıkları destek vardı artlarında.

Gece kartalları, güneş batımından doğumuna sokaklarda görev yapacaklar. Belli ki, karanlık nedeniyle kameralarla kaydedemedikleri zamanlarımızın peşine düşecekler ve ihraç edilen polisler nedeniyle yaşanan boşluğu dolduracaklar ve her zaman olduğu gibi devletin hükümetin güvenlik paranoyasına çalışacaklar vatandaşın canı pahasına. Ancak polisiyle, özel harekatçıları ile jandarması ile başaramadığını bu gencecik insanların eline silah tutuşturarak başaracağına inanıyor olamayacağına göre; iktidar, bu genç insanları sokaklara telef etsinler ve telef olsunlar diye salıyor demek, hiç de boş laf olmaz.