Güler yüzlü ve güçlü duruyor

Erzincan T Tipi Kapalı Cezaevi’nde 135 gündür açlık grevinde olan ilkokul öğretmeni Reyhan Coşmuşlu’nun babası Şemsettin Coşmuşlu, ”135 gündür aç benim kızım. Bizi görünce hep güler yüzlü ve güçlü duruyor. Ağlamamak için zorladım ama tutamadım kendimi, onun kadar güçlü olamadım. Kızımla gurur duyuyorum” dedi.

RENGİN AZİZOĞLU / JINNEWS/AMED

Tutsaklar, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması talebi ile eylemlerinin haklı ve meşru olduğunu anlatmaya; aileleri de onları desteklemeye, haklılıklarını duyurmaya devam ediyor.

DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in cezaevinde 79. günden sonra Amed’deki evinde sürdürdüğü ve 173. gününde olan süresiz-dönüşümsüz açlık grevi, 16 Aralık’tan itibaren Türk cezaevlerinde yayıldı. 16 Aralık’ta 10 cezaevinde başlayan ve 36 tutsağın dahil olduğu ilk grubun eylemi 135, 17 Aralık’ta 3 cezaevinde başlayan 10 tutsağın eylemi 134, 26 Aralık’ta 13 cezaevinde başlayan 35 tutsağın eylemi de 125. gününde. 2 Ocak’ta bir cezaevinde bir tutsağın başladığı eylem 118, 5 Ocak’ta 26 cezaevinde 100’ü aşkın tutsağın eylemi 115. gününde. 15 Ocak’tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel ve HDP eski Milletvekili Selma Irmak’ın eylemi de 104. gününe girdi. 17 Ocak’ta bir cezaevinde 3 tutsak; 27 Ocak’ta bir cezaevinde 5 tutsak; 28 Ocak’ta bir cezaevinde 2 tutsak; 29 Ocak’ta, bir cezaevinde 3 tutsak; 15 Şubat’ta da 8 tutsak daha eyleme katıldı. 1 Mart’tan itibaren ise tüm cezaevleri eyleme dahil oldu. HDP Milletvekilleri Dersim Dağ (3 Mart), Tayip Temel ve Murat Sarısaç (8 Mart) da Amed’de eylemdeler. Ayrıca Güney Kürdistan’ın Hewlêr kentinde HDP’li Nasır Yağız, 160; Mexmûr’da İştar Kadın Meclisi Üyesi Fadile Tok, 110; Germiyan’da Herêm Mehmûd, 65 gündür eylemde.

Tahliyeden sonra da

Erzincan T Tipi Kapalı Cezaevi’nde 7 Ocak’ta açlık grevine başlayan Sedat Akın, tahliye edilmesi ardından eylemini Batman’daki evinde 113. gününde sürdürüyor. Gurbet Ektiren, Bakırköy Cezaevi’nde 15 Ocak’ta başladığı açlık grevi eylemini tahliye olduğu 8 Mart’tan bu yana Mardin’in Derik ilçesindeki evinde; İhsan Sinmiş (56), 1 Mart’ta Silivri Cezaevi’nde başladığı açlık grevini 11 Mart’ta tahliye olduktan sonra İstanbul Küçükçekmece’deki evinde; Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki Murat Aksin, 15 Mart’ta başladığı eyleme, 25 Mart’ta tahliye edildikten sonra Derik’teki evinde; Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 5 Ocak’ta açlık grevine başlayan Mahsun Şen, eylemini tahliye olduğu 17 Nisan’dan sonra Derik’teki evinde; Amed’de HDP binasında açlık grevine başlaması üzerine gözaltına alınıp tutuklanan İsmet Yıldız 29 Mart’ta, Sevican Yaşar 2 Nisan’da, Salih Tekin ve Bilal Özgezer ise 5 Nisan’da tahliye edildikten sonra evinde sürdürüyor.

 8 direnişçi şehit oldu

 Almanya’nın Krefeld kentinde 20 Şubat’ta mahkeme önünde bedenini ateşe veren Uğur Şakar, tedavi gördüğü hastanede 22 Mart’ta şehit düştü. Zülküf Gezen (33) 17 Mart’ta Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nde; Ayten Beçet (24) 23 Mart’ta Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nde; Zehra Sağlam (23) 24 Mart’ta Oltu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde; Medya Çınar (24) 25 Mart’ta Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde; Yonca Akici, 9 Mart’ta Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde; Siraç Yüksek, 2 Nisan’da Osmaniye 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde; Mahsum Pamay ise 5 Nisan’da Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde şehadete ulaştı.

Direnişçilerin tek talebi var; Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması.

Yaralayıp aldılar

Bakırköy Cezaevi’nde tutulan Reyhan Coşmuşlu da 17 Aralık’ta açlık grevine girenler arasında yer alıyor. 1985 Silvan doğumlu Reyhan Coşmuşlu, öz yönetim sürecinde tutuklanarak 10 yıl ceza verilen bir ilkokul öğretmeni. Babası Şemsettin Coşmuşlu, öz yönetimi direnişi sırasında sokakta askerlerce taranarak iki ayağından yaralandığını hatırlatarak, ”Silah sesleri kesilince oradan gitmek için kalktığında askerlerce gözaltına alınıp ambulansla hastaneye götürdüler. Kızımın çatışmaya girmediğini bildiğim için ambulansı ben çağırdım. Reyhan, yoldan geçerken vurulup bir de üzerine tutuklandı. 4 yıldır da tutukludur. Devlete yaslanarak kendini yaşatan, ajanlık ve iftirayla bu gençleri zindanlara koyan insanlara Allah acımasın” dedi.

Bu direniş haklı

 Kızıyla beraber 7 bini aşkın kişinin açlık grevi direnişinde olduğuna dikkat çeken Coşmuşlu, ”Bizler onları yaşatmalıyız ve onların dışarıdaki sesi olmalıyız. Kızımla görüşümüzde bana hep ‘Baba büyük bir iradeyle bunu başaracağız. Tecrit son bulana kadar grevler devam edecek. Bu direniş haklı ve insan dışı bir tutumu engellemek içindir’ diyor. 135 gündür aç benim kızım ve o halde bize moral veriyor. Bizi görünce hep güler yüzlü ve güçlü duruyor ama onlar iyi değil. Yürümekte, duymakta zorluk çekiyorlar. O kötü durumuna rağmen hep görüşe çıkmaya çalışıyordu artık çıkabilir mi bilmiyoruz” şeklinde konuştu.

Kızımla gurur duyuyorum

 Reyhan’ın greve girdiğini duyunca üzüldüklerini kaydeden Coşmuşlu, şöyle devam etti: ”Ağlamamak için zorladım ama tutamadım kendimi, onun kadar güçlü olamadım. Bize girdiği bu yolda onu desteklemek düşer. Ben kızımla gurur duyuyorum. Verdiği kararlara her zaman güvenmişimdir. Asla bizi acıtacak bir şey yapmaz. Ne yaptıysa haklı bir gerekçesi vardır. Greve girmesini de destekliyorum. Ne yapması gerekiyorsa yapsın. O yolunu çizmiş, biz de elimizden geldiğince yanında olup destekleyeceğiz.”

Talepleri haklı ve meşru

 Tutsakların talebinin haklı ve meşru olduğunun altını çizen Coşmuşlu, ”Öcalan’ın da her insan gibi hakları var ve biz bunları talep ediyoruz. Ölümleri durdurmanın tek yolu tecridin son bulunmasıdır. Bizler de, onlar da rahat nefes alsın istiyoruz” dedi.


Ölsek de bırakmayız

Düzce T Tipi Kapalı Cezaevi’nde 61 gündür açlık grevi eylemini sürdüren hasta tutsak Sinan Tutmaz, Öcalan üzerindeki tecrit kalkmadan grevinden vazgeçmeyeceğini iletti.

Düzce T Tipi Kapalı Cezaevi’nde 12 arkadaşıyla eylemde olan tutuklulardan Sinan Tutmaz, sağlık sorunlarına rağmen geri adım atmıyor. Devletin koruculuk dayatması sonucu 1992’de Mardin’in Derik ilçesine bağlı Medra köyünden Mersin’e yerleşen 9 nüfuslu Tutmaz Ailesi’nin en küçüğü olan Tutmaz, 2011’de “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklanarak 25 yıl ceza verildi.

Tutmaz, 24 Nisan’da ailesine açtığı telefonda eylemini büyük bir kararlılıkla sürdüreceğini belirterek, tedavilerinin yapılmadığını, vitamin ilaçları ve sıvı alımlarının çok az olduğunu; koğuşlarının gardiyanlarca basılarak, eşyalarının dağıtılıp darp edildiklerini aktardı. Tutmaz, “Öcalan üzerindeki tecrit kalkmayana kadar bizler açlık grevi eylemini sonlandırmayacağız. Ölsek de bu eylemi bırakmayız” dedi.

Oğlunun telefonda çok kısık bir sesle konuştuğunu ifade eden baba Edim Tutmaz, oğlunu o halde görmemek için görüşüne gitmediklerini söyledi. Anne Fatma Tutmaz da eylemlere ilişkin adım atılmadığı takdirde aile olarak açlık grevi eylemi başlatacaklarını belirterek, “Biz Kürt annelerin ahını alsın Erdoğan. İnşallah bize çektirdiklerinin karşılığını bulur. Biz çocuklarımızın arkasındayız” şeklinde konuştu.


Dışarıda sahiplenin ki hükümet adım atsın

Tecridin kaldırılması talebiyle 115 gündür açlık grevi eyleminde olan tutsak Hatice Kaymak, ailesi aracığıyla gönderdiği mesajda, “Cezaevi müdüründen gardiyanına kadar herkes baskı uyguluyor. Elbette boyun eğmiyoruz, sessiz kalmıyoruz ama sadece bizimle olmaz. Direnişimiz dışarıda sahiplenilmezse hükümet asla adım atmayacak” çağrısında bulundu.

 Amed’in Dicle ilçesinde dünyaya gelen 24 yaşındaki Hatice Kaymak, Tarsus Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuluyor. Amed’de büyüyen ve lise döneminden sonra arayışları başlayan Hatice Kaymak, bu dönemde mücadeleyle tanıştı. Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’nde tarih bölümünü okuduğu yıllarda çalışmalarda aktif yer almaya başlayan Kaymak, 3. sınıftayken ailesini görmek için geldiği Amed’de gözaltına alınarak tutuklandı.  Yaklaşık 4 ay Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Kaymak, ardından Tarsus Cezaevi’ne sürgün edildi. Kaymak, 115 gündür açlık grevi eyleminde. Ailesiyle geçen hafta yaptığı telefon görüşmesinde açlık grevlerine ilişkin bilgi veren Kaymak, bu direnişin herkes tarafından sahiplenilmesi gerektiğini vurguladı.

Şeker bile verilmiyor

 Açlık grevi eylemlerinden sonra baskıların arttığını belirten Kaymak, ”Açlık grevinde olduğumuzu bildikleri halde grevle ilgili hiçbir talebimiz karşılanmıyor. Bazen şeker bile verilmiyor. Gazetelerimiz verilmiyor. Televizyonda ise sadece ATV izleyebiliyoruz. Dışarıda yaşanan olaylardan, süreçten habersiziz. Ancak gelen görüşçülerden bilgi alarak ne olup bittiğini öğreniyoruz. Tarsus Cezaevi’nde inanılmaz bir baskı politikası var. Aslında burada da tutsaklara fiili tecrit uygulanıyor. Cezaevi müdüründen gardiyanına kadar herkes baskı uyguluyor. Elbette boyun eğmiyoruz, sessiz kalmıyoruz ama sadece bizimle olmaz” dedi.

Yalnızca tutsaklar olmaz 

Açlık grevinde olan bazı tutsakların kan kusmaya başladığına dikkat çeken Kaymak, kan kusan tutsakların durumunun kritik olduğunu vurguladı. Kaymak, şöyle devam etti: ”Arkadaşlarımızın durumu kritik ama moralleri çok yüksek. Cezaevinin tüm baskısına rağmen direniyorlar. Halkımızın da dışarıda direnmesi gerekiyor. Bu yük yalnızca tutsakların omzuna bırakılmamalı. Bu talep hepimizin talebidir, bu talep Kürt halkının, Ortadoğu halklarının, Türkiye halkının talebidir. ecrit kalkmalıdır, Sayın Öcalan özgürleşmelidir. Kürt halkı üzerindeki baskı son bulmalıdır. Direnişimiz dışarıda sahiplenilmezse hükümet asla adım atmayacak. Ailelerin bu direnişi ne kadar sahiplendiği çok önemli. 8 arkadaşımız fedai eylem yaparak yaşamına sona verdi, elbette başka can yitirmek istemiyoruz ama bunun önlemini alacak olan halkımızdır.”


Yaşadığını bilmek yetiyordu

Elazığ T Tipi Cezaevi’nde açlık grevinde olan Lokman Aslan, ailesine “Eylemimizi sürdüreceğiz, sizin de tek göreviniz dışarıda sesimizi duyurmak olsun” dedi.

Elazığ T Tipi Kapalı Cezaevi’nde 1 Mart’ta açlık grevine başlayan Lokman Aslan’ın ailesi durumuna ilişkin bilgi verdi. Lokman’ın 21 yıldır cezaevinde olduğunu söyleyen anne Hızar Aslan, “Yokluğuna alıştık fakat acı çekmelerine alışamayız” diyerek konuşmasına başladı. Hızar, “Cezaevi’nde yaşadığını biliyorduk, bu bize yeterdi fakat başlatılan açlık grevlerinden kaynaklı hepimiz çok endişeliyiz. Ağrı Patnos L Tipi Kapalı Cezaevi’nden Elazığ T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sürgün edildi. 1 Mart’tan bu yana arkadaşlarıyla birlikte açlık grevinde ve durumları hiç iyi değil. Görüşlerine gidemiyoruz. Sadece telefonla konuşabiliyoruz. Fakat konuşmasından da hiçbir şey anlaşılmıyordu. Çok halsiz ve bitkin geliyordu sesi. Oğlum bana ‘Sonunda ölüm bile olsa biz bu mücadeleye devam edeceğiz. Sizin de dışarıdaki tek göreviniz sesimizi duyurmak olsun’ dedi” diye kaydetti.

Her sabah korkuyla uyandığını söyleyen Hızar, “Ya oğluma bir şey olmuşsa ya yaşamını yitirmişse korkusuyla uyanıyorum. Ne gündüzümüz gündüz ne gecemiz gece. Bir an önce adım atılmasını istiyoruz” dedi.

Lokman’ın Kardeşi Kübra Aslan da yetkililerin ısrarla büyük bir sessizlik içinde olduğuna işaret ederek, “Ülkede her türlü eylemlere engellemeler oluyor ve konuşmak isteyenler susturuluyor. Biz sonuna kadar bu eylemi sürdürenlerin arkasındayız, susmayacağız, sesimizi duyuracağız” şeklinde konuştu.


Bizi yalnız bırakmayın

Tekirdağ F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Aydın Atalay, 60 gündür açlık grevinde. Atalay’ın Adana’da yaşayan ailesi 40 yıl önce ekonomik sıkıntılarından dolayı Mardin’in Nusaybin ilçesinden Adana’ya göç etmiş. 1996’da Şırnak’ın Uludere ilçesinde gözaltına alınan Atalay, 2 ay boyunca İl Jandarma Komutanlığı’nda işkenceye maruz kalmış bir isim. Sonrasında çıkarıldığı mahkemece tutuklanan Atalay’a “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla 36 yıl hapis cezası verildi. 23 yıldır cezaevinde olan Atalay, bu güne kadar onlarca cezaevinde kalıp son olarak Tekirdağ F Tipi Kapalı Cezaevi’nde sürgün edildi. Atalay, burada tecridin kaldırılması talebiyle binlerce tutuklu arkadaşı gibi eylemde.

Annesi Zekiye Atalay, her Cumartesi kendisini telefonla arayan oğlu ve eylemdeki diğer tutukluların ailelerinden daha fazla ses çıkarmalarını istediğini ifade ederek, “Bize ses olun, yalnız bırakmayın. Tecrit kırılana kadar eylemimizi bırakmayacağız” dediğini aktardı.

Oğlu Aydın’ın bazı sağlık problemleri olmasına rağmen binlerce tutsak gibi tecridin kaldırılması talebiyle açlık grevine girdiğini ve eyleminde kararlı olduğunu ifade eden anne Atalay, bu nedenle gözüne uyku girmeyip, sürekli gözyaşı döktüğünü ve yemek yiyemediğini belirtti. Cezaevlerinde tabutların çıkmaması için hükümetin adım atmasını isteyen anne Atalay, “Yaralının uykusu gelir, açın uykusu gelmez. Ölümler olmasın. Tek isteğimiz talepleri kabul edilsin” diye konuştu.