Güney Kürdistan’ı işgal saldırıları / Veysel IŞIK

Genelde Başurê Kurdistan toprakları özelde de Kandil alanı Kürt halkının mücadele tarihinde önemli rol oynadı, oynamaya devam ediyor. Bu topraklar on yıllardır Kürt direnişlerine tanıklık ediyor. Kürdistan’ın heybetli coğrafyası tüm Kürt hareketlerine ev sahipliği yapmıştır. Başurê Kurdistan sadece silahlı mücadeleye değil, toplumsal ayaklanmalara da sahne oldu.

Direnişlerin sürdüğü bu dağ silsilesindeki alanlarda yaşayan Kürdistanlılar ise en ağır bedelleri ödedi. Bölgedeki egemen güçler hava ve kara saldırılarıyla Kürtelere dönük soykırım saldırıları gerçekleştirdi. Bu saldırılar sonucu yüzlerce köy boşaltıldı, onlarca sivil bu saldırılar sonucu katledildi. Soykırımcı Türk devleti 25 Mayıs 1983’te Güney Kürdistan sınırdan 5 Km. içeriye girerek ilk kara operasyonunu düzenlerken, ilk hava saldırısını ise 12 Ağustos 1986’da yaptı.

Sömürgeci Türk devleti, 25 Mayıs 1983’te Sıcak takip, 1991’de Süpürge, 1992’de Güney Savaşı, 28 Ocak 1994’te sınır ötesi operasyon, Mart 1995’te Çelik, 1996’nın Aralık ayında da Tugay olarak Güney Kürdistan’a geçiş yaparak 1997’deki Balyoz operasyonunu yaptı. Sonraki yıllarda da aynı tekrara düşmekten itina etmeyen sömürgeci güç, 1998’den 2000’e kadar Çekiç, Murat, Sandviç operasyonlarının yanında 15 Ağustos 2000’de Lolan ve Xakurkê alanlarını havadan bombaladı.

Daha sonraki süreçlerde de zaman zaman sınır dışı operasyon girişimlerinde bulunan işgalci Türk devleti darbe üstüne darbe almaya devam etti. Bunun en barizi ise Türk devletinin Zap kırımıydı. 20 Şubat 2008’de Medya Savunma Alanları’nın Zap bölgesini hedef alan Türk devleti, havadan ve karadan süren 9 günlük savaşta büyük kayıplar vererek 29 Şubat günü geri çekilmek zorunda kaldı. Onlarca askerin donarak, 123 askerin ise öldürüldüğü bu sınır dışı operasyon Soykırımcı devlete büyük bir darbe oldu.

26. kara operasyonlarında sonuç alamayan işgalci Türk ordusu, Aralık 2007’de ABD’ye ait İHA’larla keşif uçuşları ile yeni bir dönemi başlatmış oldu. Türk devletinin soykırımcı saldırıları sonucunda ilk sivil katliam 28 Ocak 1994’te Zelê kampında yaşanırken, 15 Ağustos 2000 yılındaki Kendekolê’de çoğunluğu çocuk ve kadınlardan oluşan en az 30 kişi katledildi.

21 Ağustos 2011 yılındaki Kortek-Ranya yolu üzerinde seyir halindeki aracın hedef alınması sonucu 4’ü çocuk 7 sivil, 1 Ağustos 2015 yılında Zergelê köyünün havadan bombalanması sonucu 8 Kürt katledilirken, 10 kişi de yaralandı.

23 Ocak 2019 günü Amediye’nin Dêralok beldesine yönelik yapılan hava saldırısında 4 sivil katledildi.

Bunun üzerine Şeladizê halkı ‘düşman düşman Erdoğan, katil Erdoğan sloganları’ ile Sîrê Askeri üsse girerek, askeri araçları ateşe verip, taşladı. İşgalci Türk askerleri halkın üzerine ateş etti, biri çocuk 2 kişi katledildi, 6 kişi ise yaralandı. 27 Mayıs 2019 yılında Pençe adıyla başlatılan işgal saldırılarında da aynı Kürt kırımı devam etti. 25 Haziran 2020 yılında 1, 27 Haziran’da ise 3 Kürt hava saldırısı sonucu arabalarında seyir halindeyken katledildiler.

30 Mayıs 2020 yılında Şeladizê yakınlarındaki Kurejehro dağlarına yönelik bombardımanda Celal Nuredîn Mihyedîn ile oğlu Ehmed Celal, 19 Haziran 2020 yılında Metina’ya bağlı Golka köyünün bombalanması sonucu Emin Salah Hesen adlı genç yaşamını yitirdi. Kürt kırımına yönelen Türk devletinin Güney Kürdistan’daki son katliamı ise 26 Haziran 2020’de oldu.

Süleymaniye’ye 20 kilometre mesafedeki Şarbejê bölgesinin sayfiye alanı olarak bilinen Kunemasî’de Kürtleri hedef alan işgalci Türk devleti 2 kişiyi katlederken, 8 kişi de yaraladı. Türk ordusu, 1983’ten bu yana Başurê Kurdistan’a yönelik işgal saldırılarını sürdürürken, 20’nin üzerinde askeri üssü de Güney Kürdistan topraklarında kurmuş durumdadır.

2017’de Colemêrg’in Şemzînan ilçesinden Başûr topraklarına girerek, Helikopterlerle Geliyê Reş, Çiyayê Siro, Çiyayê Evdilkofî, Ava Hecîbegê gibi bölgelere asker indiren soykırımcı Türk devleti, Başûr’un içlerine doğru 30 kilometreye kadar bir alanı işgal etmiş durumda.

KCK tarafından yapılan açıklamalarda bu saldırıların amacının KDP, YNK ve PKK’yi çatıştırmak olduğuna dikkat çekilirken, Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih ise Türk devletinin saldırılarla Irak’ın egemenlik haklarını ihlal ettiği belirterek, askeri faaliyetlerin ve sınır ötesi saldırılarını durdurmasını istedi.

Kürdistan Yurtseverler Birliği’de (YNK) Uluslararası Güvenlik Konseyi’ne Türkiye’nin saldırılarına karşı harekete geçme çağrısı yaparken, Irak Eski Dışişleri Bakanı ve Kürdistan Demokrat Partisi’nin (KDP) Politbüro Üyesi Hoşyar Zebari ise Türkiye’nin Güney Kürdistan’a yönelik saldırılarının ciddi bir jeopolitik gelişme devam etmesi endişe verici olduğunu söyledi. Zebari, Musul Vilayetine sahip çıkılması görüşünün de Türk liderlerince gündeme getirilmesi daha da endişe vericidir, ifadelerini kullandı.

Soykırımcı Türk devletinin saldırılarına ilişkin konuşan Pêşmerge Bakanlığı Genel Sekreteri Cebbar Yaver, son yıllarda 398 hava ve 425 top atışı saldırılarından kaynaklı 288 köyün hedef alındığını ve birçok köyünde boşaltıldığını söyledi.

Güney Kürdistan’da tampon bölge kurmak isteyen işgalci Türk devleti, bu hedefi gerçekleştirmek için de Heftenîn’de intiharvari bir operasyona girmiş durumda.

Bu soykırıma karşı fedaice direnen Apocu militanlar ise ‘onlar girdiği her yerde ölmeye devam edecekler’ diyerek, gerillanın emsalsiz direnişini eylemleriyle üst seviyelere ulaştırmanın mücadelesini veriyorlar.