Hadım edilmiş kediler ve sosyalizm

Vakfın yıl sonu hesapları, raporlar, seçim kampanyası, yarım kalan kitap çalışmaları, toplantılar derken, bir hayli bunalmış olarak kendimi okumaya vermeyi düşünüyordum. Sabah 4:30-6:30 mesaisi yapayım, nasıl olsa kimse bu saatte aramaz deyip, masa başına geçtikten kısa bir süre sonra telefon zırlamaya başladı. Ahizenin öbür ucunda Willy hoca, hınzırca, "Ne yani, belediye başkan adayı oldun diye, seni arayamayacak mıyız?" diye homurdandı.

Şaşkınlığım gidince, "Ya hocam, kusuruma bakma. Zaten ne diye bu işe kalkıştım diye hayıflanıyordum. Bir de sabahın köründe telefon çalınca…" Hoca gürledi, "Ne o öyle pısırık gibi, seçimi küçümsüyor musun yoksa?" Hayda, buyur burdan yak. "Hocam ne küçümsemesi, olur mu öyle şey? Ama biz ki sosyalizm ısrarında olanların Kedileri Hadım Etme Yönetmeliği, imar planları, trafik gürültüsünü azaltma tedbirleri gibi meselelerden daha fazlasını söylememiz gerekmez mi? Hem kapitalizm koşullarında…" Eyvah ki eyvah, burnundan soluyordu.

"Bak genç adam" dedi, "bir kere hadım etme sahipsiz kedileri korumakla ilgilidir, yani hayvan koruması alanına girer. Veterinerler, bilim insanları ve hayvan severler on yıllardır bunu savunuyorlar. Kaldı ki…" Araya gireyim dedim, bırakmadı. "Sus ve dinle! Kaldı ki insanların tüm sorunlarının her gün vücut bulduğu kent ve kasabalardaki her alan sistem sorunu alanıdır. Çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesine, sosyal ve ödenebilir konut yapımına, ekolojik ve demokratik kent anlayışına, cinsiyet eşitliğine, engellerin ve ayrımcılığın kaldırılmasına yönelik bir kent politikasının nasıl gerçekleştirilebileceğini göstereceğimiz, insanlarla bire bir ilişki kurabileceğimiz bir yaşam alanıdır kent. Ve böylelikle sınıf savaşımının en önemli muharebe alanlarındandır".

Aldık mı başımıza belayı. "İyi hoş da hocam, yani seçimle ve parlamentarizmle ne olabilir ki, yani ne bileyim, zaten sol olarak şansımız az…" Güldü, "Masa başından kahrolsun edebiyatı yapmak kolay, di mi? İşte asıl mesele, burjuva seçimlerinde şansın az olsa bile, orayı haklarını savunduğun kesimler için bir kürsü olarak kullanmak, parlamenter ve parlamento dışı mücadeleyi örmenin aracı hâline getirebilmektir. Anımsa, KPD faşizm koşullarında üyelerini Nazi kitle örgütleri içerisinde örgütlenmeye çağırmıştı. Mücadele alanının küçüklüğü büyüklüğü değil, mücadelenin kendisi önemlidir. Hem Rosa’nın şu lafını da unutma: Devrimin devrimciliği biçiminde değil, içeriğindedir. Seçim çalışmanın devrimci içeriğini öne çıkartmak, önce senin görevindir. Pısırık olma!"

İnsan verecek yanıtı olmayınca kekelermiş. Ben de kekelemeye başladım, "e, ya..ni, ya hocam… ne.. e.. bileyim…", hoca sesini yumuşatarak, "Bak" dedi, "komünistler için, sabah sekiz, akşam altı olmaz. Komünist her an, yaşamın her alanında burjuvaziye karşı verilen sınıf savaşımının bilinçli bir neferi olarak davranır. Ezilen ve sömürülen sınıfların çıkarları için mücadele eder. Sınıfın içinde, güneşli dünyaya olan sarsılmaz inancıyla, bugün ve burada ilerlemeler için uğraş verir. Sen kendini bildikten sonra, mücadele alanının küçüğü büyüğü olmaz. Hadi, kapatıyorum, bildiri dağıtmaya adam lazımsa ara, gelirim". Ahize elimde öyle kalakaldım.