Hakan Fidan için gitmek de zor kalmak da

AKP’li yetkililer, havuz medyası ve yazarları, yüksek sesle MİT müsteşarı Hakan Fidan’ın görevden alınmasını istiyorlar. Suçlamaların ortak noktası, 15 Temmuz darbe girişimindeki “istihbarat zafiyeti”. 

Oysa bugün, Hakan Fidan için uğurlama ayini yapanların da sinsi bir suskunluk ve alçak bir gamsızlıkla izledikleri onlarca MİT “zaafiyeti” var.

Roboskî Katliamı, Paris Cinayetleri, MİT TIRlarının Suriye’deki çetelere silah taşıması, Diyarbakır HDP mitingindeki patlama, Suruç Katliamı, Ankara Garı Katliamı, en son DBP Şırnak yöneticisi Hurşit Külter’in Şırnak’ta kaçırılarak kaybedilmesi olayları, MİT’in istihbarat zafiyetinden daha çok, istihbaratı nasıl, kim için ve hangi amaçla kullandığının örnekleri.

AKP medyası ve havuz yazarlarının Hakan Fidan’a bu kadar büyük tepki göstermelerinin nedeni, sahip olduğu bilgileri Tayyip Erdoğan ve Binali Yıldırım’la paylaşmaması. Tayyip Erdoğan da bu gerçeği bir kaç kez dillendirmesine rağmen, MİT ve Hakan Fidan olayında kendisinden beklenmeyen bir sabır ve tahammül içinde. 

Geçmişte Hakan Fidan ve MİT’e yönelik operasyonlar, nihai amaç olarak AKP iktidarını ve onun başındaki Erdoğan’ı hedefliyordu. Zaman zaman sıkıntılar yaşasa da, Erdoğan ve Fidan arasındaki “kader birliği” bu günlere kadar geldi. Fidan, 7 Haziran seçimleri öncesinde, yumuşak bir usulle bu ortaklığı sonlandırmak istedi, ancak Erdoğan karşı çıktı.

Fethullah Gülen teşkilatı, 2013 – 2014 yılları arasında Hakan Fidan’ı devirerek MİT’i ele geçirmek için birçok operasyon yapmıştı. Oslo görüşme kayıtlarını basına sızdırılması, özel yetkili savcı Sadrettin Kaya’nın 7 Şubat 2014 günü Fidan’ı ifadeye çağırması bu operasyonun parçasıydı.

MİT müsteşarı Hakan Fidan’ı devirme operasyonunda, Gülen cemaatinin MİT sorumlusu Murat Karabulut ve Emniyet sorumlusu Osman Hilmi Özdil(Kozanlı Ömer) aktif rol oynadılar. Bu ikilinin Paris cinayetleri sanığı Ömer Güney’le yoğun irtibatları da vardı. Hakan Fidan, bu irtibatı detaylarıyla birlikte Tayyip Erdoğan’a anlattı. 

Erdoğan devletin cinayetteki rolünü, 9 Mart 2014 günü AKP’nin Urfa mitinginde itiraf etti. Fethullah Gülen örgütünü kastederek, “bunlar istihbarat örgütümüze de sızdılar. Paris’te bilinen cinayeti de işlediler” dedi.

AKP medyası 2014 yılı başlarından itibaren, sistematik bir biçimde, istihbarat örgütüne sızdığı söylenen MİT sorumlusu Murat Karabulut ve Emniyet sorumlusu Osman Hilmi Özdil’i teşhire başladı. Gazeteler bu ikilinin boy boy fotoğraflarını bastı, haberlerini yaptı.

Hakan Fidan’ın ve MİT’in “peşinde olduğu” her iki şahıs, 4 Şubat 2014 günü, aynı uçakla İstanbul’dan ABD’ye uçtular. Hakan Fidan ve MİT, bilerek ve isteyerek “istihbarat zafiyeti” geçirmişti. Çünkü aranan kaçaklar ve Hakan Fidan eski ortaklardı. Vatan ve millet için(!) birlikte birçok iş kotarılmıştı.

Hakan Fidan 2007 yılında, Tayyip Erdoğan’ın dış politika ve uluslar arası güvenlik konularından sorumlu başbakanlık müsteşar yardımcılığı görevine getirildiğinden beri, Erdoğan’ın “sır küpü.”

Hakan Fidan sadece Erdoğan’ın görevle ilgili bilgi ve sırlarına değil, Erdoğan ve ailesinin özel ve mahrem tüm bilgi, belge ve konuşmalarına da sahiptir. 

O nedenle Hakan Fidan’ın istihbarat zaafiyeti ile, Erdoğan’ın Hakan Fidan zaafiyeti bir denge içinde bugünlere geldi.

Tepkilere rağmen, Fidan’ın görevden alınmasına “dere geçilirken at değiştirilmez” diye karşı çıkan Erdoğan, aslında derenin bittiğini de çok iyi biliyor.

Erdoğan için Hakan Fidan’ın görevden alınması sorun değildir. Sorun, Fidan görevden alındıktan sonra elindeki bilgi ve belgelerin, Erdoğan ve ailesi aleyhine kullanılamayacak duruma getirilmesidir. 

Bunun da bilinen iki yolu var: Hakan Fidan ya etkili başka bir görevle iktidarın içinde tutulacaktır ya da tüm istihbarat görevlileri gibi çok bilgiye sahip olmanın cezasını hayatıyla ödeyecektir. 

Bu bakımdan, Türkiye’de can güvenliği büyük risk altında olanlar listesinde, Hakan Fidan birinci sıradadır. 

Görevde iken ulaştığı bilgi ve paylaşmadığı tüm istihbarat, bugün Fidan’ın yaşamını risk altına sokarken, Erdoğan ve ailesi için de Hakan Fidan zafiyetine dönüşmüştür.

Hakan Fidan için gitmek de zor kalmak da…