Halepçe vahşeti unutulmamalıdır!

Halepçe soykırımı: İnsanlık ve müslümanların tarihinde kara bir leke ve yüzkarası olarak durmaya devam etmektedir. Tarihin en büyük Kürt soykırımlarından biri olan Halepçe katliamı bugün 32. yıldönümünü geride bırakmıştır.

Ülkemizin güney parçasında 32 yıl önce gerçekleştirilen bu vahşetin, bir benzeri Hiroşima ve Nagazaki’de Japonlara karşı gerçekleşmişti. Kürt milleti bu jenosid (soykırım) ve fermanı hafızasından belleğinden asla çıkarmamalıdır. Kürtlerin gafilliklerinden ve hafızalarını böylesi katliamların tedbirlerini alamamaktan dolayı, Kürt milleti, süreklileşen bir vaziyette bu durumlara dûçar olmaktadır.

Operasyonun adı “Enfal Harekâtı”ydı: Enfal, Kur’an’da bir surenin adıdır. Zalim muktedirler meşruiyetlerini İslam’dan ve Kur’an’dan aldıklarını anlatıyorlardı. Kendine müslümanım diyenler de, iktidarlarının söyledikleri, iktidara bağlı maaşlı propagandacıların söylediklerinin aynısına inanıyor ve tekrarlıyorlardı. Müslüman devletler ve onlara bağlı cemiyetler de ‘Kürt milletinin Amerika ve Rusya kafirlerinin kışkırtmalarından dolayı, yeni bir İsrail devletinin inşa edilmekte olduğu’nun propagandasını yapmaktaydılar. Kürtlerin diğer suçları ise Rafızi İran’ın Kürtleri desteklediğini böylelikle Saddam şahsında İslam’ın yok edileceğini söylüyorlardı. Bu durumdan ötürü bütün Kürtlerin katlinin vacipliğini anlatıyorlardı.

Müslüman olduğunu iddia eden ve İslamı istismar ederek kullanan Saddam’ı, bütün iktidarlar ve özellikle İslam alemindeki devletler desteklemekteydi. Gerçeğinde ise Irak Baas rejimi, İslam’ın değil ABD, Rusya ve diğer devletlerin desteği ile kendi insani, İslami haklarını isteyen Kürtleri fermana tabi tutmuştu, Rafızi olan İran ise kendi içinde Kürt milletini öldürmeye ara vermeden devam etmekteydi. Kur’anî ve Muhammedî gerçeklik bu yaşatılanların ve yaşananların tam tersidir. Oysa Enfal suresi, mazlumların ve zayıfların inanç özgürlüğü için yaşadıkları vahşetin, sürgünün ve zorbalığın karşısına dikilmenin, zorla ellerinden alınan mal varlıklarının geri almanın yollarını anlatır. Fil hakikat Enfal süresi Ebu süfyan ve Ebu Cehil çetelerine ve zulmüne karşı, bir savunma ve direnme savaşı perspektifi idi. Oysa bu harekat, kendi toprakları üzerinde mukim olan ve binlerce yıldır barış ve kardeşlikten dolayı birçok değerini yitiren, inançlı, saf, mazlum ve hak sahibi olan Kürt halkına karşı yapılmaktaydı. Kürt milletinin köyleri, tarımı, altyapısı, yolları ve bütün yaşam alanlarına yönelik, sistematik saldırıyla batının kimyasal ve silah yardımı, kendine müslümanım diyenlerin insan ve para kaynağı ile gerçekleştirilen bir soykırım harekatıydı.

Harekat, 1986’nın başından 1989’a kadar sürdü ve hedef aldığı alanda siviller yaşadığı için çoğu kadın, çocuk ve yaşlı onbinlerce insan katledildi. 4000 köy yerle bir edildi ve en az 1 milyon insan hicret etmek zorunda kaldı.

Ardından, 1988 yılında, aynı anda fakat ayrı bir operasyon kapsamında, Halepçe ve çevresine yönelik yeni bir saldırı başlatıldı. Bu saldırı, Halepçe Güney Kürdistan’ın ve Enfal trajedilerinin sembolü oldu. Halepçe ve çevresi; hardal gazı, sinir gazları, sarin gazı, tabun, VX, kan zehiri hidrojen siyanür gibi kimyasal gazlarla ya da daha yaygın bilinen ismiyle, kitle imha silahlarıyla gerçekleştirildi. 5000 binden fazla kadın, çocuk ve yaşlı insan bir anda katledildi.

Halepçe soykırımı yapılırken Katar’da 53 İslam ülkesi toplandı. Türkiye’yi temsilen Kenan Evren katılmıştı. Orada kimse Halepçe katliamından bahsetmedi. Orada ağırlıklı olarak Bulgaristan’da yaşayan Türklerin asimilasyonunu engelleyecek kararlar almak üzerinde duruldu ama Halepçe katliamı görmezden gelindi. Bugünde ülkemizin kuzey parçasında 2014’ten beridir bir Enfal harekatı yürütülmektedir. BM verilerine göre yüzbinlerce insan yerinden yurdundan edilmiş evleri barkları yıkılmış ve yüzlerce insanımız bodrumlarda yakılmıştır. Katliam Sur’da, Cizre’de, Şırnak’ta yapılmıştır. Yeşil kemalistler de panzerlerden Enfal suresini okumaktalar. Kuzey Kürdistan’da katliam yapan PÖH ve JÖH’lerde arma olarak Enfal suresini omuzlarına takmışlardı. Katliam, tecavüz ve işkencelerini Fetih ve Enfal surelerini okuyarak sürdürmekteler. Efrîn katliamını Fetih suresi ile, Girê Spî ve Serêkaniyê’yi de beyaz fosforlar ve minarelerden okutulan salalarla gerçekleştirdiler.

Kürt milleti ve dürüst müslümanlar bu münafıklığı görüp karşı çıkmayana kadar, bu aldatma ve katliamlara ortak olmalarıda sürecektir. Ne yazıktır ki bu katliam ve jenoside maruz kalmış Kürt siyasilerin bu katliamlardan ders aldığını da söyleyemeyiz. Güney Kürdistan’da bu felaketi yaşayanlar, Kuzeyde ve Rojava’da kardeşlerine şu anda yapılan jenoside sessiz kalarak ortak olmakta ya da Kuzeyde ve Rojava’da yapılan bu jenosid ve yıkıma sessiz kalmaktalar. Ellerinde bu kadar diplomasi ve askeri olanakları olduğu halde, Kuzeyde ve Rojava’da geliştirilen bu katliam ve yıkıma ciddi bir tavır almamaktadırlar. Yeşil Kemalistler ve din boyasına batmışlarla uluslararası toplantılarda ve Türkiye’de kol kola gezmekteler. Tarihlerinden ders almayan milletler, acı çekmeye devam edeceklerdir. Bütün Kürtleri ve dürüst müslümanları birliklerini oluşturmaya ve kendi katillerinin oyunlarına gelmemeye bir kez daha davet edelim. Kürtlerin birliğine gelmeyen ve onu engellemeye çalışanlar bu katliamların ve yıkımların ortağı olarak anılacaklarını unutmamalıdırlar. Bu zulmün ve sömürünün sorumluları ve sessiz kalanları dünya ve ahirette vebal sahibidirler. Mazlum Kürt halkının kanını dökmeye devam edenlerde, şunu akıllarından çıkarmamalıdırlar. Kürt ve Kürdistan hakikati tamamına ermeden, İslam alemide barışa ve huzura asla kavuşamayacaktır.

Allah’ın laneti halkımıza Halepçeleri yaşatanların üzerine olsun.