Halkların iradesi ve seçimler

Demokratik bir sistemde seçimler halkların iradesini ortaya koyması için yapılır. Türkiye’de ise göstermelik seçimlerle demokrasicilik oynanırken gerçekte bu perde arkasında demokrasi katledilir, halkların iradesi de gasp edilir.

Demokrasiyi sadece sandıktan ibaret sayan Türk egemen sınıfları her türlü yol ve yöntemle halkların iradesini bastırmaya, saptırmaya ve gasp etmeye çalışır. Ondan sonra da “Sandıktan çıktık” deyip demokratlık taslar. Sahte seçmen ve sayım hileleri dahil her yolla sandıktan çıkmak demokrasi sayılır.

Önce muhalif partiler yasaklanır, seçimlere sokulmaz. Yüzde 10 barajı gibi sahtekarlık ve hırsızlık yöntemleriyle halkın verdiği oylar istediği partilere değil, başkalarına gider. Yüzde 10 barajı 12 Eylül faşist diktası tarafından sistem karşıtı muhalefeti meclise sokmamak için konmuştu. Hemen hemen bütün partiler bu barajın demokrasiye aykırı olduğunu söylemesine rağmen, eline yeterli çoğunluk geçince hiç birisi bunu savunmadı. Tersine bu irade gaspından yararlandı. Örneğin 2002 seçimlerinde oyların yüzde 32’sini alan AKP meclisteki vekillerin yüzde 65’ini kazanmıştı. Bu çok karlı-tatlı ticaretten çok memnun olan AKP bir daha da yüzde 10 barajını kaldırmaktan söz etmedi. Tersine iktidarda kalabilmek için varlığını borçlu olduğu bu baraja iyice sarıldı. Ama HDP 7 Haziran 2015 seçimlerinde bu barajı yıkıp geçti. Tek parti-tek adam diktası seçim sonuçları ve geçerli hukuk kuralları içinde olanaksız hale geldi.

Erdoğan bu durum karşısında Bahçeli’ye sarıldı. O güne kadar birbirleri hakkında en ağır suçlamaları ve hakaretleri yapan bu iki siyasetçi yeni bir cephe kurmak üzere anlaştı. Eskiden akşam sabah koalisyonların kötülüğünü ve tek parti iktidarlarının faziletlerini anlatan Erdoğan sonuçta MHP ile fiili koalisyona gitti. Vesayete karşı savaş açtım diyen Erdoğan, Bahçeli’nin ve tüm ırkçıların vesayetine girdi. Hedefleri içte ve dışta Kürtler oldu. O günden beri Kürt hareketini ve sol muhalefeti ezmek için her türlü saldırı, katliam yapılıyor. Siyasi cinayetler birbirini takip ediyor. HDP’de ifadesini bulan gerçek demokrasi güçlerini ezmek, halkların iradesini tasfiye etmek için her türlü saldırı yapılıyor.

7 Haziran seçimlerinden önce anketler HDP’nin barajı rahatlıkla aşacağını gösterince önce diyalog sürecine son verildi, Dolmabahçe mutabakatı çöpe atıldı. Halkların Önderi Öcalan üzerinde ağır bir tecrit uygulaması başlatıldı. HDP’nin seçime girmesini engellemek için artık çok geçti. Ama HDP’ye yapılan saldırılarla barajın altına itilmeye çalışıldı. Ancak bunların hiçbiri kar etmeyince 7 Haziran seçimleri geçersiz sayılıp fiilen tek adam diktasına geçildi. Bu süreçte sadece MHP değil bu duruma destek olan CHP ve diğer partiler de sorumludur.

Danışıklı darbe bahanesiyle ilan edilen OHAL sonucu HDP eşbaşkanları ve birçok milletvekili, belediye eşbaşkanları, bir çok parti yöneticisi zindanlarda. Halk bu zulme karşı direniyor.

Bu kadar cinayet, tutuklama ve zulme rağmen halk muhalefeti bastırılabilmiş değil. Kürdistan ve Türkiye halkları faşist-ırkçı diktaya boyun eğmedi. Tam tersine direniyor, direnişi yükseltiyor.

Muhalefetin önü yasalar ve yasaklarla, katliamlarla kesilirse halk muhalefeti o barajları da aşar. Halklar teslim olmaz, iradesini yeni yollarla ortaya koyar.

İşte tam bu aşamada Leyla Güven’in açlık grevi eylemiyle başlayan süreç yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Kısa sürede diğer cezaevlerine, yurtiçi ve yurtdışında birçok yere yayılan bu direniş halkın iradesini ortaya koymasıdır.

Halkın verdiği oyları geçersiz sayan işgalci-faşist zorbalara karşı halk da iradesini ortaya koyar. Bu, seçilmişleri zindanlara dolduran, demokratik bir seçim ihtimalini ortadan kaldıran, yaşama, seçme ve seçilme hakkı başta olmak üzere en temel insan haklarını hayasızca çiğneyen bir diktatörlüğe karşı halkın meşru direnme hakkını kullanmasıdır.

Gündemde yerel seçimler olmasına rağmen iktidarı kaybetme korkusuna kapılmış olan Erdoğan-Bahçeli çetesi bir beka hikayesi uydurup her gün sabahtan akşama HDP’ye ve demokrasi güçlerine saldırıyor. Çünkü gerçek korkuları ve hedefleri HDP’de birleşmiş olan özgürlük ve demokrasi güçleridir. HDP seçim barajlarını aştı. Ne yaparlarsa yapsınlar halkların direnişi tüm engelleri de aşarak bu faşist diktayı da yıkıp aşacaktır.