HDP iktidarı neden GDO’lu ürünlerin satışını engellemedi?

‘Ekolojik Demokrasi’ ilkesinin temel programında yer aldığı HDP iktidarları, 106 belediye, GDO’lu ürünlerin satışını mutlaka durdurması gerekiyordu. Özellikle çocukların sağlığını doğrudan etkileyecek, GDO’lu mısır nişastası ile üretilen, gofretler, bisküviler, meşrubatlar ve benzerlerini kendi yerel yönetim sınırları içine sokmama hakkı vardı.

Hatta bu sadece bir yerel yönetimin ‘Hakkı’ değil ‘Görevi’ydi de. Yani ‘halkın sağlığını’ korumayan bir belediye olabilir mi? Nasıl ki mesela hamam böcekleri hamur tezgahının üstünde dolaşan küçük bir lahmacuncu dükkanı, zabıtalar tarafından geçici ya da sürekli olarak kapatılabiliyorsa GDO’lu ürünlerin içinde olduğu, etiketlerinde bile yazan, Türkiye’nin en büyük çikolata – bisküvi markalarının, yerel yönetim sınırları içinde, zabıtalarıyla engelleme, sattırmama hakkına sahipti ve vurgulamak için bir daha söylemeliyiz ki bu konu göreviydi. Çocuklarımızın sağlığına zararlı olabilecek bir gıdanın yerel yönetim sınırları içinde satılabilmesine, özellikle temel programında ‘Ekolojik Demokrasi’ olan bir partinin, belediye başkanının müsade etmesi kabul edilebilir mi?

Tabii ki merkezi iktidar, ‘Gıda kodeksi’ne uygun bu gıdaların, 106 belediye sınırları içinde satılmasını, tekrar serbest kılmak için, hemen harekete geçecekti. Kankası şekerlemeci sermaye kuruluşlarının, koca bir pazarı kaybetmesine nasıl göz yumabilirdi ama bir sürü zaman, meşruiyet, sadece pratiğe geçirdiklerinizden değil her şeye rağmen yapılamayanlar da oluşuyor. Her şey bir yana bu durum, GDO’lu ürünlere karşı olağanüstü bir duyarlılığın ortaya çıkmasını sağlayacaktı. Yani 106 halkın belediyesinin, kendi çocuklarına yedirmek istemediği, GDO’lu ürünlerin ne olduğuna dair doğacak olan bilinç, ‘Ekolojik Demokrasi’ ilkesinin yaşama geçirilmesinin bir pratiği ve simgesi haline dönüşecekti.

Bütün bunların üstüne batı da bir kaç belediye, uyup ekolojik belediyelerin iğvâsına, kendi sınırları içinde de bu yasağı uygulamaya kalktığında seyredecektik o zaman gümbürtüyü.

Ve ne olursa olsun, değmez miydi çocuklarımızı, kanserojen, GDO’lu ürünlerden korumak için yapılacak herşeye?

***

Geçen haftaki ‘HDP iktidarı neden kreş açmadı?’ Yazısına; ‘açılmıştı ama kayyumlar tarafından kapatıldı’ diye haklı itirazlar geldi. Doğrusu ‘Dünyanın Sokakları’nda olduğu için duymadıklarımı da içine katınca ‘yapılmayanlar’ arasında en çok yapılanlar arasında, kreşler ve anaokuluları. Özellikle ‘Anadilde eğitim’e ilişkin duyarlılık ile sürdürülen bu çalışma, kendisini yeterince pek duyurmasa da, yerel yönetim programlarında yeniden ‘herkese ücretsiz, çok dilli anaokulu-kreş’ vaat etmeyi zorunlu kılan bir pratik. Emeği geçenlere saygıyla…