HDP’yi büyütme zamanı

HDK ve HDP çok tarihi bir iş yapmıştır. Türkiye’deki sol demokratları ve bunların toplumsal temelleri olacak tüm ezilen toplulukları ve emekçileri ortak mücadele hattında bir araya getirmiştir. Bir araya gelmesi gerekenlerin tümü olmasa da bir kısmının HDK ve HDP çatısı altında buluşturulması bile tarihi sonuçlar ortaya çıkarmıştır. Bu buluşmanın Kürdistan ve Türkiye için tarihi bir dönüm noktası olduğu açıktır. Tarihteki Mezopotamya ve Anadolu bütünlüğünün yarattığı siyasal, sosyal ve kültürel sonuçları HDP ve HDK şahsında da ortaya çıkarılacaktır. Tarihteki bu bütünlük her iki coğrafyanın halkına da kazandırmıştır. Hurilerden Mittanilere ve Hititlere kadar bu gerçekliği görmek mümkündür. Bu ilişki ve bütünlük bugün demokratik temelde gerçekleştiğinde yaratacağı sonuçlar daha muazzam olacaktır. Ortadoğu demokratik devriminin merkezi olma rolünü yerine getirme şimdi HDK ve HDP’nin birleştirdiği Kürdistan ve Türkiye’nin devrimci demokratlarının omuzuna düşmüş bulunmaktadır. Bundan daha tarihi ve onurlu bir görev olamaz.

Şimdi yapılması gereken HDK’nin (Kürdistan’da DTK) ve HDP’nin bu seçim döneminde yarattığı ittifak, ilişki ve birliğin genişletilmesi ve yaygınlaştırılmasıdır. Çünkü dün bu ilişkiye ve ittifaka tereddütle katılanlar daha istekli katılacaktır. Dışarıdan takip edenler de bu kazandıran ilişki ve ittifak içinde olmak isteyecektir. Bu açıdan geçmişte ortaya çıkan hiçbir yetersiz, eksik ve yanlış yaklaşıma takılmadan HDP’nin barındırdığı yelpazenin genişletilmesi ve güçlendirilmesi gerekmektedir. Bu yapıldığı taktirde Türkiye’nin kaderi değişecek, yakın zamanda özgür ve demokratik bir yaşama kavuşulacaktır.

Kürtler birliğini bu seçimde pekiştirmiştir. Amed Konferansının hedeflediği sonuçlar ortaya çıkmıştır. Bu birliktelik hem Kürt sorunun çözümünde hem de Türkiye’nin demokratikleşmesinde rolünü oynayacaktır. Türkiye demokratik devrimi çok güçlü bir dayanağa kavuşmuştur. Kürdistan Türkiye’de gerçekleşecek demokratik devrimin güçlü bir müttefiki olarak yerini almıştır, HDP bunu sağlamıştır.

HDP bileşenleri daha etkin olmalı

Önder Apo’nun önerdiği Ankara Konferansı ve sonuçları bu seçimde daha kapsamlı bir biçimde gerçekleşmiştir. Hem daha fazla bileşeni içine almış hem de daha kapsamlı demokratik devrim gücünü ve mücadele düzeyini ortaya çıkarmıştır. HDP, ortaya çıkan bu zemin üzerinden dışarıda kalan tüm sosyalistleri, sol demokratları, aydınları, yazarları, sanatçıları bu çatı altına çekmelidir. Geçmişte yaşanan hiçbir sorun bu çalışma önünde engel haline getirilmemelidir. Daha büyük başarılarda yer alınması her türlü eksik ve yetersizliği aştırır. Bu açıdan Türkiye’nin demokratik devriminde yer almak isteyen her siyasi düşüncenin HDP’ye çekilmesi ve aktif bileşen haline getirilmesi çok önemlidir.

HDP içinde baskın ve hakim olan hiçbir bileşen yoktur. HDK ve HDP bu zihniyetle örgütlenmemiştir. HDP’de esas olan program ve amaçtır. Bu amaç için her şeyini ortaya koyan her güç eşittir. Eşitler içinde birilerinin üstünlüğü yoktur. Demokratik ulus, buna dayanan demokratik toplum ve bu demokratik toplumun oluşturduğu demokratik konfederal yapılar ve onun oluşturduğu demokratik özerklik sistemi içinde her siyasi güç ve toplumsal güç aynı değerdedir. Demokratik zihniyet ve demokratik konfederalizmin anlamı budur. Çünkü bu projede, bütünlüklü, birbirini tamamlayan bileşenler vardır. Birinin yetersizliği ve eksikliği bütünün yetersizliği ve eksikliğidir. Birinin varlığı tüm diğerlerinin varlığını ve rolünü anlamlı kılmaktadır. Bu açıdan her siyasi görüş, program ve örgütlü yapı bu bütünlük içinde hem kendi olacaktır hem de bütünlüğü var eden olacaktır. Kendisini anlamlandıran bütünlüktür, bütünlüğü anlamlandıran kendisidir.

Bu çerçevede HDP içinde olan sol gruplar daha etkin hale gelmeli, dışarıda kalanlar da HDP içine çekilerek bu demokratik devrim gücünü ve mücadelesini daha fazla güçlendirmelidir. Çünkü bu durumda sadece HDP ve halklar kazanmayacak bu mücadele içinde yer alan tüm siyasi akımlar da kazanacak ve güçleneceklerdir. Bu açıdan tarihi sorumluluk şimdi HDP çatısında yer almakla yerine getirilebilir. 

Alevilerin yeri HDP’dir 

HDP çatısında yer alarak seçim başarısında önemli bir rol oynayan Aleviler de artık kendi siyasi partilerinin ve özgür yaşamlarının HDP olduğunu görmelidirler. Alevilerin, Alevi inancının ve kültürünün siyasi, sosyal ve kültürel taleplerine karşılık düşen tek parti HDP’dir. Mevcut durumda bu tartışmasız bir gerçeklik haline gelmiştir. Kendi inancını inkar etmeyen ve Türk şovenizmi ile zehirlenmemiş her Alevinin yeri kesinlikle HDP’dir. Zaten HDP’nin seçim kampanyasında savunduğu seçim bildirgesi Alevilerin tüm isteklerini karşılayan bir kapsamda olmuştur. Aleviler, ilk defa HDP içinde kendilerine güven duymuşlar; hem de kendilik olarak yerlerini alarak, tüm güzelliklerini ve güçlerini harekete geçirebilmişlerdir. Sadece HDP’ye oy veren Aleviler, kendilerine oy verdikleri hissiyle hareket ederek bunun heyecanını yaşamışlardır. HDP, Alevilerin önemli düzeyde HDP’ye yöneldiklerini görerek bunu daha kalıcı ve köklü bir birliktelik haline getirmelidir. Devletle bütünleşmiş ve ekonomik çıkar nedeniyle devlete yedeklenmiş Aleviler dışında tüm Alevileri HDP içine çekmek mümkündür. Alevi Kürtler önemli düzeyde HDP’ye yönelmiştir. Ancak bu yetmez. Hala başka partilere oy veren Alevi Kürtlerin de HDP’nin parçası yapılması gerekmektedir. Sadece Kürt Alevileri değil, Türk Alevileri de HDP’ye çekme sorumlulukları vardır. 

Aslında HDP’yi en iyi anlayacak olan Alevilerdir. Çünkü sadece HDP’nin demokratik ulus anlayışı Alevilerin özgür ve demokratik yaşamını sağlayabilir. Sadece demokratik ulus projesi Alevilerin üzerindeki inanç soykırımına son verebilir. Aleviler HDP’nin demokratik ulus çizgisini tam da kendi siyasal, sosyal projeleri olarak görürler. HDP’nin siyasi ve sosyal sistemi içinde inançlarını tam özgürce yaşayabilirler. Bu açıdan HDP Alevilerin tümünü kazanabilir. Bu konuda en küçük bir tereddüt, kendi siyasi zihniyeti ve projelerine yönelik tereddüttür. HDP zihniyetinin istisnalar dışında kazanamayacağı Alevi yoktur. Aleviler bu partiye sahiplenmeyecekler de hangi siyasi zihniyet ve partiye sahip çıkacaklardır? Asuri-Süryaniler, Keldaniler ve tüm Hıristiyanlar HDP’ye sahip çıkmayacaklar da neye sahip çıkacaklardır?

Tüm etnik kimlikler HDP’de buluştu 

Türkiye’de önemli bir nüfusa sahip olan Çerkesler eğer kendilerini inkar etmeyen bir tutum içindeyseler tabii ki kendilerini HDP’de bulup ifade edeceklerdir. Devlet içinde işbirlikçi hale getirilen Çerkesler dışında tüm Çerkeslerin yeri HDP’dir. Çerkesler, HDP’nin hiçbir siyasi düşüncesine ve sosyal projesine hayır diyemezler. Çerkesleri soykırımdan kurtarıp var edecek olan HDP’dir. Çerkesler sadece HDP çizgisi ve siyasi projesinde dirilebilirler. Yoksa ölüme yatırılmış durumdan kurtulamazlar. 

Tek tipleştirme içinde yok olmak istemeyen tüm etnik ve inanç toplulukların yeri HDP’dir. Dünya içinde en fazla ötekileştirilmiş, baskı görmüş ve yok olmakla karşı karşıya bırakılmış olanlar Êzîdî toplumudur. İki Êzîdî milletvekili olarak Türkiye meclisine girilmişse bu gerçeklik HDP’nin karakterini ortaya koymaktadır. İlk Süryani HDP çatısı altında milletvekili olmuştur. Aslında Ermeni toplumunu temsil edebilecek tek milletvekili de HDP’den seçilmiştir. Kuşkusuz AKP ve CHP’den de birer Ermeni vekil Türkiye Meclisine seçilmiştir. Ancak tek ulus zihniyetine, tek tipleştirmeye karşı olan bir partiden seçilen tek Ermeni Garo Paylan’dır. Çünkü ne AKP, ne CHP farklılıkları eritmeyi esas alan ulus-devlet anlayışını bırakmıştır. 

Araplar, Azeriler, Abazalar, Gürcüler, Terekemeler ve daha başka etnik ve dinsel topluluklar da kendilik olarak ancak HDK-HDP çatısı altında var olabilirler. Bu açıdan tüm bu etnik ve dinsel toplulukları bu somut ve gerçek seçim başarısından sonra kesinlikle HDK ve HDP içine çekmek gerekir. Çünkü HDP onların yeridir. Sadece HDP onların ötekileştirilme durumlarına son verebilir. 

Tüm sol gruplar HDP çatısı altında buluşuyorsa; tüm ezilen, sömürülen emekçi halkların yeri de HDK ve HDP’dir. HDP bugün hem programı hem de siyasi gücüyle emekçilerin haklarını savunacak ve bunun için mücadele edecek tek partidir; siyasi harekettir. Yine kamu emekçilerinin partisi de HDP’dir. 

HDP çizgisi Türkiye’nin tek ilacı 

Tüm bu gerçekler HDP’nin genişleme ve büyüme potansiyelinin çok yüksek olduğunu göstermektedir. HDP hala potansiyelinin yarısını bile ortaya çıkarmış değildir. Kaldı ki Türkiye’nin tek ilacı HDP çizgisidir. Bu karakteriyle şu anda Türkiye’nin büyük çoğunluğunun ihtiyacı olan bir siyasi projeye sahiptir. Bu açıdan HDP’nin derhal kendisini genişletme ve büyütme çabası içine girmesi şarttır. Kendilerini herkese anlatabilirler. Anlattıklarında herkes kendilerine hak verir. Şimdiye kadar HDP gibi partilerin üzerinde bir özel savaş yargısının yarattığı örtü vardı. HDP hakkında yürütülen kara propagandalar etkili oluyordu. Ancak 7 Haziran seçimleriyle birlikte bu örtü atılmıştır. HDP gerçek karakteriyle görünür hale gelmiştir. Psikolojik barikatlar kırılmıştır. HDP’nin önüne dikilen setler önemli oranda sökülüp atılmıştır. 

Şu anda en verimli ve en etkili çalışmayı yapacak parti HDP’dir. HDP, Yunanistan’daki SYRIZA partisinden de İspanya’daki PODEMOS hareketinden de daha fazla potansiyele sahiptir. Şu anda HDP kadar topluma seslenen ve sorunlarına çözüm gücü olacak başka bir parti ne Türkiye’de ne de başka bir ülkede vardır. Öyle ki, sadece Kürtler ve Türkiye’nin değil, tüm Ortadoğu’nun ilacı HDP’de vardır. Kapitalist modernist dünyanın çürümüşlüğüne ve dibe vurmuşluğuna da tek çare HDP’dir. 

Şu an HDP’nin genişleme zamanıdır. Bunun dışında bir yaklaşım HDP’yi anlamamak olur. HDP’nin tarihsel rolünü kavrayamamak olur. HDP, kendi çizgisinde tutarlı yürürse kazanamayacağı toplum yoktur. Zaten HDP en başta da toplumun dağıtılmasına ve bireyciliğe karşı savunma gücüdür. Özcesi HDP tüm ezilenlerin imdadına yetişen Bozatlı Xıdır’dır.  

HDP, büyük mücadelelerle, zorluklarla, acılarla bugünlere geldi. Önüne ne engeller çıkarılmadı ki! Ortaya çıkan mevcut başarıdan sonra tüm bunlar çalışma azmi haline gelmeli; HDP Türkiye’nin temel yeni kurucu partisi haline getirilmelidir. 

Kuşkusuz HDP’nin gücü demokratik toplumdan gelmektedir. Bu nedenle örgütlü toplulukların içinde yer alacağı HDK (Halkların Demokratik Kongresi) geliştirilip yaygınlaştırılmadan HDP’yi kalıcı ve güçlü hale getirmek mümkün değildir. Kaldı ki HDK sadece HDP’nin toplumsal gücü değildir, aynı zamanda egemen sınıfların ve çizgisini saptırmak isteyenlerin önüne geçecek olan da HDK’dir. Emekçiler ve ezilen topluluklar örgütlü olarak HDK içinde yer alırlarsa hiçbir güç HDP’nin ideolojik ve politik çizgisini saptıramaz; liberal sistemin içine çekemez. Bu açıdan ezilenlerin ve halkların özgürlük çizgisini savunmak da örgütlü toplulukların HDK içinde var olmasıyla sağlanır.