Heftenîn direnişçilerine selam olsun /  Nedim SEVEN

Aralık 2019’da Çin’de başlayan koronavirüs salgını, İran ve peşi sıra tüm kıtalara hızla yayılarak günümüze kadar milyonlarca insanın efekte olmasına, yüzbinlerce insanın da ölümüne yol açtı. Salgın hala ciddi oranda kontrol edilmiş değil ve tüm dünya gündemdeki birinci yerini koruyor.

TC’yi yöneten AKP–MHP faşist iktidarı koronavirüs hastalığını önleyici tedbirler alması gerekirken tam aksine R.T. Erdoğan liderliğinde siyasi ve ticari rant alanına dönüştürüldü.

Tüm dünya, devlet hazineleri ve stokladıkları koronadan korunma ve bu hastalığı önleyici, giderici tedbir ve politikalar yürütürken AKP–MHP faşist iktidarı halktan, fakir–fukaradan para topladı. Kendisine ait aile şirket ve holdinglerini de palazlandırdı. Koronavirüs gerekçeli başta BM ve birçok uluslararası kuruluş çatışmalı taraflara ateşkes ve çatışmasızlık önerirken AKP–MHP faşist iktidarı tam gaz muhaliflere ve özellikle Kürt kurumlarına, temsilcilerine baskı ve işkencelerini yaygınlaştırdı.

Bununla da yetinmeyen AKP–MHP faşizmi, 2015’ten beri Kürt halkına yönelik soykırım amaçlı saldırılarını sürdürüyor. Cilo, Çarçella hattında başlayıp, Şemdinli, Gever, Çukurca, Uludere, Beytüşşebap ilçelerinin güneye sınır olan tüm alanlarında saldırılarını adım adım işgale dönüştürerek arazide üs kurmayı hedefledi.

Xakurkê, Bradost, Basya, Avaşîn, Çemço, Zap, Metina ve son 15 Haziran’dan bu yana Heftenîn alanlarında işgal saldırılarını sürdürmeye devam ediyor. Medya Savunma Alanlarına dönük yapılan bu saldırıların yanı sıra 2018’de Rojava’da Efrîn kantonuna saldırarak işgal etti. 2019’da ise Girê Spî ve Serêkaniyê ilçelerini işgal etti. Daha önce de Cerablus, Bab, İdlib gibi bölgeleri de askeri zorla işgal etmiştir. Bu işgal saldırılarının tümünde Kürdistan gerillası ve Kürt halkı büyük bedeller vererek direnmiş ve direnmeye devam ederek savunma savaşını geliştirmektedir.

Saldırıların son halkasını işbirlikçilerin desteği ile Heftenîn hattında 15 Haziran’dan bu güne kadar yoğunlaştırmıştır. On günlük savunma savaşında işgalci Türk ordusuna nefes aldırmayan  özgürlük gerillaları Sinehten Mergeşiş, Pirbila, Deryê Davetî, Xantur, Bektorya alanlarında muazzam ve üstün bir performansla TC işgalcilerine karşı etkili vuruş tarzı ile düşmanı bertaraf etmektedir.

Türk generalleri Heftenîn’deki başarısızlıklarını gizlemek için psikolojik savaş yöntemlerini yaygınlaştırarak, hava tekniği ile sivilleri, sivil yerleşim alanlarını bombalayarak, hiçbir savaş kuralını tanımıyorlar. Köyleri bağı bahçeyi bombalayarak halkı paniğe sokma ve halk ile gerillayı karşı karşıya getirme, PKK ile diğer Kürt örgütlerini birbirine vurdurtma alçaklığını uygulamaya koymuş durumda. Son süreçte önce Mexmûr’da bombalama sonucu üç kadının katledilmesi, ardından Kobanê-Helincê köyünde suikast sonucu üç kadının katledilmesi, 27 Mayıs’taki Asos-Sefre bombalaması, Rekan alanında dört sivil, Metina alanında bir sivilin katledildiği bombalama, son olarak da Süleymaniye Şarbajêr alanı Kunemasî piknik alanına yapılan bombalamanın hedefi bu olmaktadır.

Bir taraftan halkı ürkütmeyi, köyleri boşaltmayı, gerillayı yalnızlaştırmayı hedefleyen Türk ordusu, diğer taraftan adım adım Başûr’un tüm stratejik arazilerini işgal ediliyor. TC’nin stratejik planında Misak-i Milli sınırlarında yeniden Türk işgalini gerçekleştirme hülyası yürürlüktedir. Behdinan alanları askeri anlamda 1992’den bu yana Zaxo, Amediye, Duhok, Hewlêr boyu 20’nin üzerinde üs kurarak işgal edilmiştir.

Yeni saldırı konseptinde de İran’a ve ABD’ye rağmen adım adım yeşil bölge olarak bilinen YNK hükümranlığındaki alanları işgal etmeye başlamış durumda. Nihayetinde Musul, Kerkük ve Halep coğrafyalarına kadar tüm bu alanların 2023’e kadar TC ordusunun ve TC’yi yönetenlerin hükümranlığına alınması, işgal edilmesi yürürlüktedir.

Saldırıların özel anlamı

AKP–MHP faşizmi için hiçbir fark koymaksızın Kürt’ün ve Kürt özgürlük iradesinin tasfiyesi edilmesi, bu başarılamıyorsa teslim alınması tek hedef olmaktadır. Ayrıca kimi saldırılarla verilmek istenen mesajları da doğru okumakta yarar var. 25 Haziran’da Kobanê-Helincê köyüne yapılan saldırıda Mazlum Ebdî’ye yani Rojava devriminin ordu komutanlığına özellikle de Rojava’daki Kürtler arasındaki diyaloglara ve görüşmelere bir tehdit içermektedir. Hatta kimi duyumlara göre ABD çekilirse Rojava’nın tümden kalan bölgelerinin işgalini yapacaklarını Türk yetkilileri belirtmiştir.

Süleymaniye Şarbajêr alanı Kunemasî turistik bölgeye yapılan hava saldırısında da Mazlum Ebdî ve Lahor Şêx Cengiye tehdit mesajı içermektedir. Biliyorsunuz bir gün öncesi Lahor Şêx ve Mazlum Ebdî’nin fotoğrafları basına yansıdı. Mazlum Ebdî Rojava devrimine desteklerinden dolayı YNK’ye teşekkür eden bir beyanı paylaşmıştı.

Bu sözünü ettiğim her iki olay öncesi Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun hem Rojava’daki Kürtler arası görüşmeyi hem de Süleymaniye’deki Kürt duruşunu hedefleyen tehdit içeren beyanları vardı. TC’nin saldırıları PKK gerekçeli olsa da esasta Kürt birliğine, Kürtlere ve Kürt ulusal birliğine yapıldığı son hava saldırılarında net olarak anlaşılmıştır.

TC’yi yöneten AKP–MHP faşist yönetimi tüm Kürtlere ve Kürdistan’a saldırmaktadır. Ancak Heftenîn’e yapılan işgal saldırısının önü alınmazsa tüm Kürdistan’ın yeniden askeri, siyasi, ekonomik, her açıdan işgal edilmesi yaşanacaktır.

Peki bu konuda ve böylesi silahlı -sivil ayrımı yapılmaksızın yapılan saldırıları sadece kısa açıklamalar, protestolar durdurabilir mi? Hayır durduramaz. Peki yapılması gereken ne olmalıdır?

1. Irak devleti eğer tutumunda dürüst ise öncelikle aldığı Parlamento kararına göre tüm yabancı güçleri Irak’tan çekilmesini yürürlüğe koymalı. Nasıl ki ABD’nin Irak’ta çekilmesini istemiş ise TC ordusunun Irak sınırları içerisinden çekilmesini dayatmalı, bununla da yetinmeden Irak-Başûrê Kurdistan hava sahasını uçuşa kapatmalıdır.

2. Kürdistan Bölge Hükümeti, Parlamentosu Türk ordusunun Kürdistan’dan çekmesi için 2005 yılında aldığı kararı pratikleştirmeli. Bunun için Türk üslerini daraltan Peşmerge güçlerini sevk ederek baskı oluşturmalı.

3. Kürdistan Bölge Hükümeti özellikle KDP alanında halkı serbest bırakmalı. Şayet Peşmerge gücü ile orduyu çıkarmaya cesaret edemiyorsa halkın örgütlü gücü Şeladizê serhildanı gibi tüm işgalci orduları Kürdistan’dan söküp atacaktır. Halkın önünde set oluşturmamalı.

4. HPG gerillası bir savunma savaşı ve direnişi içerisindedir. Yıllardır tüm Kürdistan’da olduğu gibi Başûrê Kurdistan’ın her karış toprağında büyük bedeller vererek işgalcilere nefes aldırtmıyor. O halde tüm Kürt partileri ve Kürdistan halkı çekinmeden gerillaya her türlü desteği vereceğini kamuoyuna beyan etmelidir. Bu her yurtseverin ve adı sanı ne olursa olsun her Kürt partisinin asli ve hayati görevi olmaktadır.

5. Heftenîn işgaline karşı tüm Kürtler, Kürt kurum ve partileri seferberlik içinde olmalı. Kimin gücü ne ise gücünden feragat ederek Heftenîn’in yiğitlerini sahiplenilmeli, bunun için bir an önce harekete geçilmelidir.

Ve Heftenîn direnişçilerine selam olsun. Türk işgalci ordusu Kürdistan’dan kovulsun diyorum.