Herkese af, Kürtler hariç

AKP-MHP hükümeti, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ‘ülkücü mafya’nın salınması için hazırladığı af tasarısını, uyuşturucu tacirlerini bile kapsayacak şekilde genişletip çoğunlu Kürt siyasi tutsakları dışında bırakan düzenlemeyi Meclis’e getiriyor. Kürt kentlerindeki barolar, ‘infazda eşitlik’ ilkesi yönünde bir düzenleme yapılması çağrısında bulundu.

İnfaz indirimiyle ilgili düzenlemeleri içeren 3. Yargı Paketi ile birlikte 100 bin kişiye tahliye yolu açılırken, siyasi tutuklular kapsam dışı bırakılacak. Düzenlemeye göre, 1 Mart 2020’den önceki suçlarda infaz kurumunda geçirmesi gereken süreden yarı oranın indirim yapılacak ve denetimli serbestlik de bir defaya mahsus olmak üzere üç yıl uygulanacak. Adıyaman, Ağrı, Batman, Bingöl, Bitlis, Dersim, Amed, Hakkari, Mardin, Muş, Siirt, Urfa, Şırnak ve Van baroları, infaz düzenlemesinin yer aldığı yargı paketine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Türkiye cezaevlerinde yaklaşık 300 bin tutuklu ve hükümlünün bulunduğunun hatırlatıldığı açıklamada, söz konusu rakamın yüksekliğinin ana etkenin Türkiye’nin ceza adalet sistemindeki sorunlu yaklaşımdan kaynaklandığı belirtildi.

Yargı krizini ağırlaştıracak

İnfaz düzenlemesinde öngörülen değişikliklerin yargı krizinin yarattığı ağır sonuçları kısmen hafifletmek yerine daha da ağırlaştıracağı vurgulandı. Açıklamada, şunlar belirtildi: ”Yeni bir başlangıç yapmanın yolunun; özellikle devlete karşı işlenen suçlar ve düşünceleri nedeniyle cezaevlerinde bulunan mahpuslar için de infaz rejiminde düzenleme yapılmasından geçtiğine inanmaktayız. Gerek Anayasa’nın 10. Maddesi ile düzenlenen kanun önünde eşitlik ilkesi, gerek temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşme ve belgelerde yasa önünde eşitlik, ayrımcılık yasağını da içeren bir yaklaşımla evrensel bir ilke olarak ele alınmış ve kabul edilmiştir. Devletin yasa önünde eşitlik ilkesi karşısındaki konumu Anayasa’nın 10. Maddesinde düzenlenmiş, 11. Maddesi ile de anayasal bağlayıcılık pekiştirilmiştir. Bu ilkeyi uygulama, uyma ve uyulmasını sağlama yükümlülüğü öncelikle devlete yüklenmiştir. İlkenin temel yükümlüsü olan devletin, her düzey ve nitelikteki tüm organ ve görevlileriyle yasa önünde eşitlik ilkesine uygun davranması gerekir. Devlet organları ve idare makamları için öngörülen bu yükümlülüğün, ilkenin ayrım gözetmeme boyutunu da kapsadığı kuşkusuzdur.

İnfaz rejiminde yapılacak olan düzenlemede; devletin, eşitlik ilkesine ve ayrımcılık yasağına uygun davranarak, suç ayrımına gitmeden ‘infazda eşitlik’ ilkesi yönünde bir düzenleme yapmasının hukuki ve vicdani yönden elzem görmekteyiz. Unutulmamalıdır ki devleti güçlü kılan güç değil adalettir.”

Cezaevinde tutmak öldürmektir

Koronavirüs tehdidine rağmen tahliye edilmeyen yüzlerce hasta tutsaktan Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan Gülser Özbay ve Fatma Özbay kardeşlerin amcası Baki Özbay, “Bu insanları içerde tutarak ölümlerine sebep oluyorlar” dedi.

21 yıldır cezaevinde olan 59 yaşındaki Gülser Özbay, gözaltında kaldığı 18 gün boyunca ağır işkenceye maruz kalır. Tutuklanarak Nevşehir Cezaevi’ne gönderilen Özbay, ardından müebbet hapis cezası verilerek Bayburt Cezaevi’ne sürülür. Bayburt Cezaevi’ndeyken rahim kanseri teşhisi konulan Özbay, ameliyat edilir. Ameliyat sonrası gerekli ve yeterli tedavisi yapılmayan Özbay, daha sonra İzmir-Aliağa Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’ne sevk edilir. Özbay’ın gerekli tedavisinin yapılması için tahliye edilmesi gerekiyor.

Yaklaşık 23 yıldır cezaevinde olan 55 yaşındaki Fatma Özbay’a ise bulunduğu Erzurum E Tipi Kapalı Cezaevi’nde bir yıl önce göğüs kanseri teşhisi konuldu. Defalarca ertelenen tedavi sonrası 3. evreye giren kanser sonucu ameliyatla bir göğsü alınan Özbay, kontrol altında tutulması gerekirken, cezaevine geri konuldu. Tek başına ihtiyaçlarını karşılayamayan Özbay, kelepçeli bir şekilde kemoterapi tedavisi gördü. Erzurum E Tipi Kapalı Cezaevi’nden Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’ne sürgün edilen Özbay, şimdi ablasıyla aynı cezaevinde kalıyor.

Cezaevinde bulunan hasta tutuklu kardeşlerin hijyen koşullarından uzak, hayati tehlikelerinin olduğunu belirten amca Özbay, yeğenleri için endişe duyduklarını söyledi. 3. Yargı Paketi’nde siyasi tutukluların kapsam dışı bırakılmasının hukuki ve insani hiçbir yönünün olamayacağını vurgu yapan Özbay, “Devlet denilen bu yapının herkese eşit davranması gerekiyor. Bu insanları içeride tutarak ölümlerine sebep oluyorlar. Bu insanlar 20 yıldan fazladır cezaevindeler ve bu koşullarda hayatta kalma mücadelesi veriyorlar. İkisinin de kalan geri hayatlarını en azından ailelerinin yanında geçirmesi gerekiyor” dedi.

Yaşam kutsallığını hiçe sayan bir tasarının insani ve vicdani hiçbir yanının olamayacağına işaret eden Özbay, “Devletin tutuklulara eşit davranmaması ilkesizliktir. Devletin biran önce bu eşitsizliği ortadan kaldırması gerekiyor” diye konuştu.

Ailelerden dilekçe

Tutsak aileleri, CİMER ve Adalet Bakanlığı’na dilekçe kampanyası başlattı.

Med Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonun (MED TUHAD-FED) koronavirüsün cezaevlerinde tehlikeli bir aşamaya gelmesi üzerine kampanya başlattı. Tutuklu aileleri, kampanya kapsamında hazırlanan dilekçeleri Adalet Bakanlığı ve Meclis İnsan Hakları Komisyonu’na gönderiyor. Yapılacak düzenlemenin herkesi kapsaması gerektiğine dikkat çekilen dilekçede, önlemlerin artırılması ve tüm tutukluların serbest bırakılması talep ediliyor.