Het Dictatorvirus

Bilal’in babasının ünü hızla yayılıyor.
Bütün dünya artık tanıyor onu.
2 Şubat’ta Şili’ye yaptığı ziyaret sırasında, "ülkemizi kirlettin Erdoğan, defol" sloganları ile karşılanırken Şilililer, onun Kürdistan’daki katliamlarını kınıyordu.
5 Şubat’ta gerçekleşen Ekvator gezisinde, içinde milletvekillerinin de bulunduğu bir grup, Erdoğan kürsüde konuşurken, "yaşasın Kürdistan", "katil defol" sloganları ile protesto etti, konuşmasını tamamlayamadan kürsüden indi.

Türkiye’de, Erdoğan’ın "müsvedde"mi yoksa gerçek bir diktatör mü olduğu tartışmaları süredursun, Hollandalı araştırmacı-yazar Frank Schaper onlarca diktatörü araştırarak benzerliklerini kitaplaştırdı.

"Het Dictatorvirus" (Diktatörlük Virüsü) isimli kitapta Frank Schaper, Tayyip Erdoğan’ın Hitler, Franco, Saddam ve diğer diktatörlerle ortak yanlarını araştırmış.
Erdoğan’ın da demokrasiyi kullandığını belirterek diğer diktatörlüklerle benzerlikleri sıralamış:
Yaşam boyu iktidar: Erdoğan başbakanlık ve cumhurbaşkanlığından sonra başkanlık sistemini getirerek yaşam boyu iktidarda kalmayı planlıyor.
Megalomani: Erdoğan, cumhuriyet tarihinin en uzun yöneticisi ve Atatürk’ten daha büyük lider olarak anılmak istiyor.

İhtişam: Erdoğan 2014 yılında, binlerce odası bulunan ve 540 milyon Euroya mal olan, dünyanın en büyük sarayını yaptırdı. Kaçak yaptığı bu saraya karşı çıkan herkesi susturdu, hatta "gücünüz varsa gelin yıkın" dedi.

Şiddet: Gezi Parkı olaylarında gösteri yapan kitleye karşı büyük bir şiddet kullandı.(Kitabın yazıldığı dönemde Kürdistan katliam ve yıkımlar başlamamıştı.)
Devlet terörü: Gösteri yapan halka "terörist" diyerek hedef gösterdi. Kendisine bağlı güvenlik güçlerini halka karşı kullanarak 11 kişinin ölümüne, 8 bin insanın yaralanmasına neden oldu.
İlahi Güç: Tayyyip Erdoğan, diğer insanlardan farklı olarak kendisinde doğa üstü bir güç olduğuna inanıyor.

Propaganda: Neredeyse tüm televizyon kanalları Erdoğan’ın veya yandaşlarınındır. Öyle ki aynı anda 15 TV kanalı Erdoğan’ın konuşmasını canlı yayınlıyor.

Sansür: Basın özgürlüğünü tanımıyor. Twitter ve Youtube yasakladı. Onun istemediği bir yazı yayınlandığında yazıyı yazanlar tutuklanıyor veya işten atılıyor.
Zenginlik ve servet: Diğer diktatörler gibi Erdoğan da servetini sürekli büyütüyor. Erdoğan’ın oğlu Bilal ile yaptığı telefon konuşmasında, 30 milyon Doların nereye saklanacağını tartışmışlardır.
Rüşvet yiyicilik ve ahlaki bozukluk: Erdoğan’ın oğlu Bilal’in ve yandaşlarının yolsuzlukları ortaya çıkınca, bu konuyu soruşturan tüm savcılar ve yargıçlar susturuldu, gözaltına alındı ve tutuklandı.

Kitabın yazarı Frank Schaper, Forbes Dergisi’nin yayınladığı en zengin liderler sıralamasında Tayyip Erdoğan’ın, İngiltere kraliçesi, Monaco prensi ve Norveç kralını geride bırakarak dünyanın en zengin liderleri sıralamasında 8.olduğunu atlamış.

Frank Schaper, "Erdoğan, Osmanlı mirasının kendisine teslim edildiğine inanıyor" tespitini de yapmış.
Erdoğan, kendisinden önceki diktatörler gibi "içerde ve dışarıdaki düşmanlar" vurgusunu çok sık yapmaktadır.

Erdoğan, Yahudi düşmanlığı yapıyor. Fakat "Yahudi" yerine "faiz lobisi" ifadesini kullanıyor.

O, demokrasiyi bir amaç değil bir araç gibi görüyor.

Tanınmak, şan ve şöhret sahibi olmak böyle bir şey işte. Kurulacak son Türk-İslam İmparatorluğu’nun hükümdarı(!) Recep Tayyip Han’ın ünü, Şili’den Ekvator’a ulaştı. Hollandalı yazar Frank Schaper, "Diktatörlük Virüsü" isimli kitabında Erdoğan’ı da, gelişmekte olan, önemli(!) diktatörler sınıfına koydu.