Hitler gazla Erdoğan kaybederek

Erdoğan, savaş pilotlarına emrederek, JÖH ve PÖH’lü katilleri görevlendirerek, Kürdistan’daki gerilla mezarlarını bombalattı. Dahası mezarlardan gerilla naaşlarını binlerce kilometre uzağa kaçırarak beton kaldırımın altına gömerek kaybetti. Yalnızca Garzan mezarlığını bombalayarak kaçırdığı ve Kilyos mezarlığı kaldırım betonu altına gömdürdüğü gerilla naaşı 282.

Faşist ikiz kardeşler, Hitler ve Erdoğan, devrimcilere ve hedef aldıkları “bölücü” halka, naaşları yok ederek korku salma yöntemine sahip. Biri dün Almanya’da ve işgal ettiği ülkelerde yaptı. Diğeri bugün Kuzey Kürdistan’da ve savaşla yeni işgal ettiği Rojava, Kuzey Suriye’de yapıyor.

Yakın tarihte Hitler faşizmi, değişik biçimlerdeki yoketme saldırılarının yanı sıra, toplama kamplarında komünistlere, Yahudilere, Romanlara ve işgal ülkelerinden tutsak direnişçilere gazla öldürerek ve fırında eriterek kaybetme yöntemini uygulamıştı.

Dehşet saçarak ortadan kaldırmanın en dehşet saçan yolu Auschwitz, Treblinka, Buchenwald ve diğer toplama kamplarındaki tutsakları gaz odalarında öldürmek ve naaşlarını fırınlarda eritmekti. Gaz ve fırın… Fakat kaybetmenin başka yolu da vardı. Örneğin toplu mezarlara gömmek ile Kiev’in Babi Yar uçurumundan yaptığı gibi atarak yoketmek de kaybetmenin bir biçimiydi.

Erdoğan da, Hitler gibi kaybederek yoketmeyi gerçekleştiriyor. Bu yolla devrimcileri ve Kürt halkı ile devrimci evlatlarını, dehşet ve travmayla korkutmak, boyun eğdirmek istiyor.

Erdoğan bugünün dünyasında gaz ve fırını kullanamadığı için hayıflanıyor. Fakat mezarları, uçakla, savaş helikopterleriyle bombalayarak, gerillaların naaşlarını binlerce kilometre öteye kaçırıp kaldırım altına gömerek aynı şeyi yapıyor. Kaybettirerek, travma, korku ve özgüven yıkımı yaratmaya çalışıyor.

Erdoğan, idolü Hitler gibi, doğrudan veya IŞİD ve diğer çetelerle işgal ettiği Rojava, Kuzey Suriye, Şengal’de binlerce kadını cinsel köle yaptırarak, insan kaçırarak, sivil halkı bombalayarak da elbette korku, özgüven yıkımı yaratmaya çalışıyor ama yetinmiyor. Mezarları bombalayarak yoketmek ve naaşları kaybetmek gibi ağır savaş ve insanlık suçlarını işlemesi biraz da direniş karşısında başarısızlığından geliyor.

Erdoğan kaybederek özgüven yıkımı yaratma işini yalnızca “dış” diktatörlerden değil, “yerli, milli ve ümmetsel” geçmişten de alıyor. Ateş kuyularına, Fizan ve Taif zindanlarına atarak yok emek ve kaybetmek, bu geçmişin, Osmanlı’nın dehşet saçarak yıldırma yöntemiydi. Meydanlarda seyrettirerek idam da öyle. Baş keserek, yakarak öldürmek geçmişte ve bugün seleflerinin ve Erdoğan’ın yaptığı ve yaptırdığı korku salma suçunun biçimleri. Madımak’ta yakarak katledenlerin liderleri Erdoğan ve arkadaşlarıdır. Katillerin avukatları, Erdoğan’ın partisinde ve devletinde yüceltildi ve yükseltildi.

1990’lı yılların kaybederek yoketme saldırganlığının baş temsilcisi Çiller ve Ağar, Erdoğan’ın mitinglerinin şeref konuklarıdır. Ayrıca Mustafa Suphi’lerden Sabahattin Ali’lerden 90’lı yılların kayıplarına uzanan bu dehşet yaratan geçmiş elbette bugün faşist Erdoğan’ın diktatörlüğünde yaşatılmakta, sonuç alma hedeflenmektedir.

Erdoğan, yakın tarihin bütün faşist ve despotik diktatörleri, Hitler, Mussolini, Humeyni gibi, elindeki militarist gücün küstahlığıyla da, direnişi yenememenin gözü dönüklüğüyle de işlese, mezar ve naaşları yoketmesi insanlık suçudur. Mutlaka hesabı sorulmalıdır.

Fakat, hesabını sormak tümüyle yarına bırakılacak bir mücadele değil. Nasıl ki 90’lı yıllarda kayıplara karşı kampanyalar yürütüldüyse, bu mücadelelerin sonucu olarak ICAD’ın oluşturulmasına ve Mayıs’ın 17-25’ini Kayıplara Karşı Mücadele Haftası olmasına yolaçan mücadeleler yürütülebilir. Kayıplara Karşı Mücadele Haftası bu mücadeleler için değerlendirilebilir. Direniş ve kitle eylemlerinde mezarların bombalanmasına ve naaşların kaybedilmesine karşı da sloganlar yükseltilebilir, dövizler taşınabilir.

Yarın Erdoğan diktatörlüğünü tarihe gömecek mücadele, bugünden inşa edilebilir.

Ayrıca, Kürt halkının özgüveni, işçi sınıfı ve Türk emekçilerin ise güvenverici enternasyonalizmi ancak bugünkü mücadeleler içinde, Erdoğan faşizminin her türden talanı ve sömürgeci vahşetine karşı mücadeleler içinde inşa edilebilir, edilmelidir.