İçler acısı

Gazetelerde okuduk; MHP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt, Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Amerikan mallarını boykot etme çağrısını Iphone marka telefonunu satarak destekledi. Iphone marka  telefonunu satıp söylenildiği gibi Samsung marka telefon alan Enginyurt, aslında bu eylemiyle boykot yapmış olmadı, çünkü sonuçta ticaret, yani para karşılığı bir alışveriş işlemi yapmış oldu. Bu gerçekliğin farkına varan MHP İl Başkanı Köksal Yılmaz ise kendisini tutamayarak İphone marka telefonunu ayağının altında tekmeleyerek kırdı ve şöyle dedi: “Amerika yerde sürünüyor!”

Yine “dolarları yakın” çağrısına tepki gösteren bir “hoca”, “Amerika’nın ilahlaştırdığı doları, yani ilahını elimizle yırtıp atmak geliyor içimden. Ama bu dolarda Allah’ın adı yazıyor” diyerek hepimizi bir kere daha perişan etti.

Avrupa ülkelerinde evlerde bulunan ortalama kitap sayısını ele alan bir araştırmayı inceleyen medya takip kurumu Ajans Press, elde ettiği verileri kamuoyuyla paylaştı. Kurumun OECD verilerinden ve medyada konuyla ilgili haberlerden derlediği bilgilere göre Türkiye’de üst sosyoekonomik dilimde yer alan hanelerde ortalama 179 kitap bulunuyor. Bu sayıyla Türkiye ancak araştırmanın sondan ikinci sırasında kendisine yer bulabiliyor.

Bir başka araştırma ise Türkiye’de kitapların insanların “ihtiyaç listesinde” 235’inci sırada olduğunu gösteriyor. Buna göre Türkiye’de kişi başına ortalama 8.4 kitap düşüyor.

2015 yılı verilerinin esas alındığı raporda birinci sırada 423 kitapla Lüksemburg, ikinci sırada 413 kitapla Macaristan ve üçüncü sırada 346 kitapla Almanya bulunuyor. Hanelerdeki ortalama kitap sayısının en düşük olduğu ülke 172 kitapla Hırvatistan, ardından da Türkiye geliyor. Türkiyenin önünde ise sırayla Sırbistan ve Slovakya var.

En fazla kitap okuyan ülkeler yüzde 21 ile Fransa ve İngiltere olurken, onları yüzde 14 ile Japonya takip ediyor. ABD’de bu oran yüzde 12, İspanya’da yüzde 9. Türkiye’de ise kitap okuma oranı binde 1 (yazıyla bir)!

Türk insanının bir günde kitap okumaya ayırdığı süre ise 1 (yazıyla bir) dakika!

Türkiye’de gün geçtikçe kötüleşen ekonomik koşullar nedeniyle zaten okumayı pek de önemsemeyen insanlar kitaba para vermeyi artık israf olarak görüyor. Ekonomik koşullar en çok da şu anki devlet yönetimine oy veren işsiz güçsüz, meteliğe kurşun atan kişileri etkiliyor. Bu nedenle, evine bir parça ekmek götürebilmek için insanlar harama da el uzatıyor, her türlü yalana da, dolana da bulaşıyor.

Hal böyle olunca Balıkesir’in Karesi ilçesinde satışa çıkarılan kurbanlık ineklerin ağırlıkları artsın diye günlerce dışkı içinde bekletilmesini garipsememek gerekiyor.

İnsanlar her ipte oynayan bir cambaza dönüşünce, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi için açılan kadro sınavını sadece o üniversitede görevli olan öğretim üyelerinin eş ve çocuklarının kazanmasına da bir şey diyemiyor haliyle.

Ömründe eline kitap almamış bir kesim Türkiye’de yaşanılan ekonomik krizin sebebinin bir din adamı olduğuna inanıyor hakikaten.

Madem “ekonomik savaş” var, madem Türkiye dış mihrakların hedefinde, Dersim’i ve Şengal’i neden bombalıyorsunuz diye sormuyor kimse. Dersim’de binlerce hektarlık ormanlık alan her yaz olduğu gibi bu yaz da cümle canlısıyla yok oldu. Devlet yetkilileri yangını söndürmek bir yana, gönüllü olarak yangın söndürmeye giden halkı da engelledi, engelliyor. Dersim’in dağları, ormanları, kutsalları cayır cayır yanarken, neredeyse her tepeye yaptıkları kalekollar yangını körüklüyor.    

Öte yandan tarihi dramlarla, travmalarla dolu Êzîdî halkının kendi kutsal topraklarında acısını yaşamasına, yaralarını sarmasına dahi izin verilmiyor. Yaşanılan onca soykırım dolayısıyla bütün insanlık Êzîdî halkına borçludur. Birleşmiş Milletler başta olmak üzere diğer uluslararası kurumlar Şengal’in özel statüsünü tanımalı, her an yok olma tehlikesiyle  yüz yüze olan bir halkı ve inancı korumalıdır. Êzîdî halkına karşı ihanet içinde olanlar da dönüp tarihin sayfalarına tekrar bakmalıdır. Tarih hep ihanetçilerin işbirlikçileri tarafından yok edildiğini yazar çünkü.