İktidar müslümanlarının değer yargıları

Her inanç ve ideolojinin insan yaşamını şekillendiren kuralları ve prensipleri vardır. İnanç ve İdeolojiler yaşam biçimleri ile tanınırlar. İnançlarınız ve ideolojileriniz sizlere şekil verir, yaşamınızı inandığınız değerlerler ve ölçülerle sürdürürsünüz. İnançlı ve ideolojik olduklarını söyleyen birey ve toplumlar, inandıkları değerleri hangi oranda yaşama yansıtıyorlarsa o oranda mümindirler. Musevilik, İsevilik, Müslümanlık, Budistlik, sosyalistlik, kapitalistlik ve müşrik liginde kendilerine ait değer yargıları vardır. Kendi değer yargılarına inanarak onu yaşayanlar o ideoloji ve inancın müminleridirler. Her yaşam biçimi kişiyi kendi değerlerinin mümini yapar.

Kuşkusuz İslam bir değerler bütünlüğüne sahiptir. Bu değerlerin yaşam bulduğu şahıs ve toplumlara da Müslüman denir. Değerlerin metnini okuyan fakat değerleri yaşamayanlara Kur’an münafık der. Kur’an a göre Müslüman kimdir? Hangi değer yargıları ve sıfatlara sahiptir? Müslüman zalim, zorba, fitneci, hırsız, iftiracı, gıybetçi, dedikoducu, yalancı, çıkarcı, faizci, fuhuşçu ve yıkıcı değil. Tam tersine zulme karşı koyan, zorbalığa boyun eğmeyen, fitneden uzak duran, dedikodu, hırsızlık, fitnecilik, yalancılık, fuhuş, faiz aldatma dan uzak durandır. İfsad ve yıkım gerçekleştiren değil, inşa edendir. İktidar Müslümanları ise; Münafıkça nefislerinin esiri olmuş ilkesiz ve prensipsiz yalancılardırlar. Bunlar cennet gezegenimizi yıkan, yakan ve harap edendir. Bugünkü iktidarperest Müslümanlar, gözlerimizin içine baka baka, Kürdistan’ın, Amed, Cizre, Şırnak, Serêkaniyê, Efrîn ve Girê Spî’yi harap ettiler. Binlerce köy, baraj, elektrik santralleri, zeytinlik/orman, ekili arazi ve insanların geçim kaynaklarını yakıp talan ettiler/etmeyi sürdürmekteler. Kendi propaganda ve yalan söylemlerinde ise, topluma bizler ıslah ve inşa edicileriz demekteler.

Örnek ayetler: Onlara: “Yeryüzünde fesat çıkarmayın!” denildiğinde: “Biz ancak ıslah edicileriz” derler. Dikkat edin! Onlar fesat çıkaranların ta kendileridir, fakat bunun farkında değillerdir. (Bakara 11-12)

İktidarları uğruna Allah’ın en kutsal binası olan insanı acımasızca katl edenlere Kur’an cevaben:

“Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa, sanki bütün insanları yaşatmıştır. (Maide 32)

Dikkat edilirse iktidar Müslümanları, insanları katletmekle cahiliye Arapları gibi övünmektedirler. Cahiliye değer yargıları ile iktidarcı Müslümanların değer yargıları bu manada aynıdır.

Kur’an, Allah’ın varlığına, insanlığın bir gün hesap vereceğine, insanların tek kaynaktan geldiğine, insan olmalarından kaynaklı eşit ve birbirlerine denk olduklarına, insanların mallarının ve canlarının korunması gerektiğini öğütler. Bunlarda ise insanları kategorize etmek, ırkçılık, kibir ve ayrımcılık sıfat halindedir.

Emek ve çalışmak, çalışarak kazanmak, düşünce ve artı değer üretmek Kur’an’ın ilkesidir. Emek harcanmadan ve çalışılmadan elde edilmiş her değer haramdır ve Müslüman buna tevessül etmemelidir. Kur’an, bunu şöyle ifade etmektedir: “İnsana çalışmasından başka bir şey yoktur. Onun çalışması yakında görülecektir. Sonra ona tastamam karşılığı verilecektir.” (Necm, 39-41)

Bu ayetler insanın ancak çalışmak ve artı değer üretmek suretiyle gelişip ilerleyebileceğini, dünya ve ahiret saadetinin ise ancak meşru yollarla çalışma ile sağlanabileceğini anlatır.

İktidarcı Müslümanlar ise çalışarak helal kazanmayı değil, çalarak, rüşvet alarak, ihalelere fesad karıştırarak, kamu malını gasp ederek, adam kayırarak köşeyi dönmeyi erdem ve üstünlük olarak yaşarlar.

Diğer bir önemli Kur’an ilkesi ise toplumun düzenini sağlayan adalet prensibidir. Adalet, düzgün hareket etmek, hak yememek, dengeyi gözetmek, doğruluktan ayrılmamak, doğru yoldan sapmamak anlamındadır. Kur’an mutlak adaleti emreder. Bu hususta inanan inanmayan, yakın uzak, zengin fakir, kadın erkek ayırımı yapmaz

“…Yakınınız dahi olsa söylediğiniz (uyguladığınız) zaman adaletten ayrılmayınız” (En’am,152)

İktidar Müslümanlarının ise adalet diye bir sorunları yoktur. Maddi güce göre konumlanma, zulümle ayakta ve iktidarda kalmayı değer yargısı olarak benimserler.

Kur’an’da insanlığa sunulan diğer bir prensip ise doğruluktur. Sözde, özde, yaşamda, insanlar arası muamelelerde hep doğru ve dürüst olunması istenir:

“Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. (Hud, 112)

İktidar Müslümanları ise yalan, iftira ve karalama üzerinden yollarına devam eder hayatlarını sürdürürler. Dürüstlük değeri onlar için aptallık anlamındadır. Dürüst olanlar, takkiye yapmayanlar onlara göre, dini bilmeyenler ve tanımayanlardırlar.

Kişinin verdiği söz, ister Allah’a, isterse insanlara verilmiş olsun, onda sabit olunması ve verilen sözün gereğinin yerine getirilmesidir.

 “… Verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü verilen söz, sorumluluğu gerektirir,” (İsra, 34)

Buda İslam Müminleri’nin sıfatıdır. İktidarcı Müslümanlar da söz yerini aldatma alır. Onlara göre dün dündür, bugün ise bugündür.

İktidar Müslümanlarının deger yargıları sadece üç tanedir.

Birincisi Masa: Onlar için iktidar herşeydir ve herne olursa olsun o masa bırakılmamalıdır. İktidarda kalmak için her yol mübahtır.

İkincisi Kasa: Rab‘leri paradır!.. Çünkü onlar için para iktidar masasının en önemli ayağıdır. Parasız lüks ve şatafat olamaz, lüks ve şatafat olmadan da iktidar dan haz alamazlar.

Üçüncüsü Nisa: Kadın dikkat edilirse DAİŞ’ten tutalım AKP ye, İran’daki iktidardan, Suudi Arabistan’a kadar her iktidar müslümanı en fazla kadınla bir araya gelendir, fuhuşlarına fetvalar bulmak için, etraflarına bir sürü hoca, şeyh, müftü ve ilahiyatçı satın alırlar.

Bu üç değer ve sıfat, iktidarı hedefleyen Müslümanların yegane ve vazgeçilmez değerleri durumundadır. Bunlarda iktidar müminleridirler.