İleri demokrasi yalanı ve gerçek darbecilik

‘İleri demokrasi” vaadiyle iktidara gelen Erdoğan, ekonomide ve siyasette tıkandıkça gericileşti. Üstüne her türlü hırsızlık-yolsuzluk suistimaller de ortaya çıkınca iktidarını sürdüremez hale geldi. Ama Erdoğan ve Bahçeli bir beka sorunu bahanesiyle saldırıya geçti. 15 Temmuz darbe teşebbüsü de onlar için “Allah’ın bir lütfu” oldu. O günden beri Erdoğan-Bahçeli darbesi adım adım bütün devleti ele geçirdi. Devletin bütün kanatları, kurumları beka sorunu bahanesiyle Erdoğan’ın arkasında birleşti. CHP bile bütün kritik adımlarda Erdoğan’a destek verdi. HDP ilk hedefleri oldu. Bugün önde gelen HDP liderleri, belediye eşbaşkanları ve birçok HDP üyesi hatta seçmenleri bile zindanda. Erdoğan diktasına en büyük darbeyi vuran HDP böylece cezalandırıldı.

Erdoğan diktası sistem değişikliğiyle meclisi işlevsiz hale getirdi. Yargıyı kendisine bağladı. Akademisyenleri zindana atarak üniversiteleri susturdu. Medyayı büyük ölçüde satın alarak besleme-Erdoğan borazanı bir medya oluşturdu. Ama bunlara rağmen iflası ve yıkımı gizlemek olanaksız. Çünkü onlar ne yazarsa yazsın, ne söylerse söylesin tirajları düşüyor ve iflas ediyorlar. Çünkü, halk gerçek durumu her an, her saniye etinde kemiğinde yaşıyor.

Bir tane siyah kuğu “Bütün kuğular beyazdır” iddiasını çökertmeye yetermiş.

Çocuğunun cenazesini kargoyla alan anne, o medyanın yalanlarını hakaret olarak anlıyor.

Açlık grevinde insanlar ölürken haktan, hukuktan söz etmek insanlarla dalga geçmektir.

Doların tırmanışını herkes görürken bir yandan para basıp bir yandan da ekonominin iyiye gittiğini-gideceğini iddia etmek iktidarın kendisini de çürütmektedir. İnsanlar açlıktan- işsizlikten sokakta kendisini yakmaktadır.

Erdoğan hiç seçim yapmadan iktidarını sürdürmenin yolunu aramaktadır. Bu nedenle hukuk içinde görüşlerini ifade eden hiç bir kişiye ve kuruma tahammülü yoktur. Son dönemde baroları ve tabip odalarını hedefe koymuştur. Koronavirüse karşı canını ortaya koyup mücadele eden sağlık personeline cepheden saldırmaktan çekindiği ve korktuğu için şimdilik tabip odalarını ertelemiştir. Ama barolara yönelik saldırı sürmektedir. Barolar zaten düzenin sınırları içindedir ama Erdoğan diktasına tamamen bağlı olmaları istenmektedir.

Erdoğan’ın yapılacak bir seçimi kazanma şansı yoktur. Bu nedenle seçim yasalarını değiştirip gene de iktidarını sürdürmek derdindedir. Zaten Erdoğan bugüne kadar hiç bir zaman aynı seçim yasasıyla iki seçim kazanmamıştır. Her seçimde son anda yaptıkları değişikliklerle kazanacağı biçimde yeni bir yasayla seçim yapmıştır. Ama 2015 seçimlerinde bu oyun bozulduktan sonra iniş dönemi başlamıştır. O günden beri yıkılma ve hesap verme korkusu paçalarını tutuşturmuştur.

Bu nedenle Erdoğan bir darbe paranoyasına kapılmıştır. Her köşede bir darbe teşebbüsü görmektedir. Ağaçlar ve elektrik direkleri bile gözüne bir darbeci gibi görünmektedir. Son günlerde yeni bir darbe söylentisi daha çıktı ve deyim yerindeyse ortalık gene karıştı ya da karıştırılıyor. CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’ndan ve İYİP Genel Başkanı Meral Akşener’den sonra Gazeteci-yazar ve yayıncı Ragıp Zarakolu dostumuz da bir yazısı nedeniyle darbeci suçlamasıyla hedefe kondu. Bu ciddiyetsiz iddialarla, Erdoğan hem ortalığı karıştırıyor hem de bütün muhalifleri susturmaya çalışıyor. Muhaliflerini linç ettirmeye teşebbüs eden ve her gün tehdit eden Erdoğan şimdi de darbe paranoyasıyla herkesi darbeci ilan edip safdışı etmeye kalkışıyor.

Bu çatışmanın sürmesi ve şiddetlenmesi sonucu Erdoğan-Bahçeli diktasının yıkılması kaçınılmazdır. Ama demokrasi güçleri bu mücadelenin öncülüğünü yapmaya ve yeniyi kurmaya hazır mı? Esas sorun buradadır.