İnsan nasıl insan oldu?

‘İnsan nasıl insan oldu?” sorusu sayısız bilim insanı ve filozof tarafından sorulmuş ve cevabı aranmış bir konudur. Bulunan cevap da biliniyor:

Genelde ve öz olarak insanın insan olması sosyalleşme-toplumsallaşma ile olmuştur. İnsan sosyal-toplumsal bir varlıktır. Çünkü toplum dışında yaşayan tekil bir insandan söz edemeyiz. Tek yaşayan insanlar cezaevleri ve tecrit hücreleri gibi zoraki hallerde görülebilir.

İnsanlık doğal yapısı gereği sosyal bir varlık iken kapitalist modernite çağında özgürlük adı altında bu toplumsallık darbelenmiş ve tam tersine bireysellik yüceltilmiştir. Özgür birey denilerek toplumdan soyutlanmış, toplum dışı, asosyal denilen sahte bir kişilik yaratılmıştır. Bu kişilik topluma egemen kılınmak istenmiştir.

Koronavirüs salgını bu hastalıklı toplum ve birey yapılanmasını sanki suçüstü yakalamıştır. Sağlık ticaret konusu yapılamayacak bir alan olmasına rağmen okulundan hastanelerine ve sigortalarına kadar tamamen kar amaçlı olarak şekillenmiş olan sistem felç olmuştur. Salgının boyutları hiçbir devletin-sigortanın kaldıramayacağı kadar ağırdır. Halk can derdine düşmüştür ama kapitalistler hala kar peşindedir. Piyasadaki karaborsa ve kıtlık haberleri bunu gösteriyor. ABD başkanı Trump ise Koronovirüsle ilgili çalışan Alman araştırma şirketlerini satın alıp bunların elde ettiği bilgileri sadece Amerika’da kullanmak istiyor. Bu tam bir ahlaksız tekliftir ama sistemin özüne uygun olan da budur.

Erdoğan ise koronovirüs salgınını da “Allah’ın bir lütfu” olarak değerlendirmek istiyor. Toplumsal bir ortak atılımın şart olduğu bu günlerde bile bu ortamı kendi diktasını güçlendirmek ve muhalefeti bastırmak için kullanıyor. Günlerce ortalıktan kaybolduktan sonra yaptığı toplantıyı ve vardığı sonuçları çare gibi gösteriyor. Zaten kendi emrindeki bürokratların katılımıyla alınan bu kararlardan halk için bir hayır çıkmaz.

“Erdoğan’dan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’na: Neşen yerinde” başlığıyla verilen haberde kararlardan patronlar aleminin memnuniyeti görülüyor. Ama halka ve toplumsal dayanışmaya yönelik hiç bir güvence yok.

Sağlık Bakanı can siparane çalışan personele teşekkür ediyor. Oysa bu kurulda Diyanet İşleri Başkanı var ama Tabip Odaları yok. Emekçilerin temsilcisi olan DİSK, KESK yok. İHD yok. Ondan sonra da bu kuruldan dua, kredi vb. kararlar çıkıyor. Bakanlığın başarılarından söz ediliyor.

Oysa piyasada gerekli hijyen malzemeleri ve kolonya bile yok.

Bakanlık hazırlık yapmış ama karantina tedbirlerini unutmuş. O zaman Umreye bu kadar insanı niye gönderdiniz? Hadi o zaman işin boyutunu anlamadınız. Umreye gidenlerin sayısı, ne zaman döneceği belli değil mi? Hani karantina yerleri nerede? Bu işleri unutan bakanlığın ihmali sonucu gelenlerin çoğu zaten memlekete dağılmış. Sonra tepkiler üzerine son gelen grupları karantinaya aldılar. Ama hazır yer olmadığı için gece yarısı öğrenciler yurtlarından atılarak yerlerine hacılar konuldu. Yurtlarından atıldığı için ağlaşan öğrenciler bir yanda, yurtları beğenmeyen, burası ahır gibi diyen hacılar diğer yanda. “Biz erkenden her türlü tedbiri aldık” diyen Erdoğan da dua çağrısı yapıyor. Haklı elbette… Hiçbir tedbir almazsan geriye sadece dua etmek kalıyor. Kendi suçunu ve sorumluluğunu gizlemenin tek yolu da bu! Hem dindar-milli-yerli olursun hem de köşeyi dönersin.

Yazıya “İnsan nasıl insan oldu” diye başladık.

Bu günlerde gerici-sömürgeci sınıflar ileride “İnsan nasıl insanlıktan çıktı” diye yazacaklara yol gösteriyor.

Biz gene de insanlıkta ve sosyalizmde ısrar etmeye devam edeceğiz. İkisinden de umudumuz kesilmeyecek.

Newroz günlerinde bunu bir daha gösterelim.

Newroz pîroz be!