Irak ve Şiiler

Cihan EREN

Irak Şiileri, Kürtlerden sonra Irak’ın en büyük mazlumları sayılır. Mazlumluklarının çok uzun bir geçmişi vardır. Bu yanıyla biraz Kürtlere benzemekteler. Saddam rejimi döneminde Şiilerle Kürtler birçok defa katliam yaşamış, benzer akıbetlere maruz kalmıştır. Daha kadim geçmişte ise Türk iktidar İslam’ın Sünni politikalarının baskı ve katliamlarından çok çekmiştir.

Irak bir süredir yeni bir halk hareketiyle dünyanın gündemindedir. Dışarıdan yüzeysel bir okuma bu ayaklanmaların Irak’ta ABD ile İran arasındaki iktidar çekişmesinden kaynaklandığını sanır. Kuşkusuz Baas rejiminden sonra Irak’ta, İran ile ABD arasında çok çetin bir egemenlik mücadelesi söz konusudur. Fakat ağırlıkta Şiilerin yaşadığı Irak kentlerinde başlayan halk hareketi sadece bu hegemonya çekişmesi ile ele alınamaz. Böyle bakmak isyanı yüzeysel ve güncel gelişmelerle sınırlı ele almak olur. Irak’taki halk ayaklanmasının nedenleri daha derin ve tarihseldir.

Irak Şiileri iktidar İslam’ının mağdur ettiği ilk topluluklardandır. Emevi saltanatıyla başlayan baskı ve sindirme Abbasî döneminde imamların katledilmesinde de görüleceği gibi daha da artmış, Selçuklu Türkleri ise Sünni Arap halifelerinin tabiri caizse tetikçileri görevi ile halklara ve tabii Şiilere düşmanlık etmiştir. Osmanlı devletinde mezhepsel ayrımcılık her zaman yaşanmıştır. Dolayısıyla 20. yy’ın başında ulus devlet sürecine alınan Irak’ta Şiilerin yerine Sünni Arap egemenlerinin devlet yapılmasında Türk egemenlerinin daha önce Şiileri güçten düşürmesi, Lozan antlaşmasında ise İngiliz politikalarını benimsemesi malum sonuçlara yol açmıştır. En son DAİŞ-TC işbirliği ve Tarık Haşimi gibi DAİŞ projesi içindeki Iraklıların TC tarafından desteklenmesi, Türk devletinin bugün de Irak’ta Şiilerin güç olmasını istemediğini göstermektedir. Bunun da asıl sebebi Türk devletinin Güney Kürdistan üzerinden Irak’ı sömürmesi, İran ile Ortadoğu’daki emperyalist çekişmesidir.

Başta Türkiye olmak üzere birçok güç Irak Şiilerinin İran ile ortak hareket ettiğini düşünmektedir. Oysaki tarihsel geçmiş yanında kültürel ve mezhepsel algı anlamında da Irak Şiiliği ile İran Fars Şiiliği arasında önemsenmesi gereken farklılıklar vardır. Irak Şiiliği gerçekten de en mağdur, mazlum ve hakları gasp edilmiş Şiiliktir. Sol literatürde halk denilirken anlatılmak istenen özellikler Irak Şiiliğinde daha baskındır. Irak Şiiliği halk gerçekliği anlamında muhalif, İran Şiiliğine göre iktidar güçleri ile arasındaki mesafesi daha çoktur. İnanç ve iman noktasında da İran Şiiliğine göre daha köklü ve derindir. İslam tarihinde imam Ali halifeliğine karşı Muaviye’nin liderlik ettiği çizgi mücadelesinin imam Ali taraftarlığından doğmuş olması Irak Şiiliğini İran Şiiliğine göre daha ‘sol’ yapmış denebilir. Aşiret yapısından çok mezhepsel yakınlıkla birbirine bağlı bir topluluktur.

İran Şiiliğinin çıkışında derin amaç geçmiş İran devlet geleneğini İslam adı altında yeniden kurma olduğu için daha çok siyasidir. Bu yanıyla Fars Şiiliği Türk Sünniliğine benzer özellikler taşımaktadır. İran merkezli Şiiliğin Irak’taki Şii gelenekten en önemli farkı da budur. Bu fark İran Şiiliğinin siyasi birikim, çok güçlü entelektüel güce ulaşmasına yol açmıştır. En son Ayetullah Humeyni kişiliğinde gördüğümüz gibi İran Şiiliği her zaman daha yaratıcı olmaya çalışmıştır. Yani içtihat yapmada İran Şiiliği her zaman daha etkili olmuştur.

Daha da sıralayabileceğimiz tarihsel ve günceldeki özellikler de göstermektedir ki, Şiilik denilince her şeyi ile aynı İslami bir kesimden bahsetmiyoruz.

İran ve Irak’taki Şiilerin birbirine çok yakın olmasında Saddam politikalarının etkisi çok olmuştur. İran İslam devrimine karşı Saddam’ı destekleyen ABD, Irak Şiilerinin İran’a daha yakın durmasını sağlamıştır. Saddam rejimi yıkıldıktan sonra Irak’ta yapılanlar siyasi, ekonomik yolsuzluklar günümüzdeki öfkenin görünen nedenidir. Irak’ın zenginliklerini çıkarları için dışarıya peşkeş çeken Kürt ve Arap siyasiler Irak’taki durumun baş sorumlusudur. Örneğin Türk devleti ile KDP arasındaki anlaşmalardan Türk devletinin petrolden kazandıkları aslında Irak halklarının hakkı olanın dış güçlere peşkeş çekilmesidir ve isyanların önemli bir nedenidir.

Irak sömürülüyor. Şiiler daha çok sömürülüyor. Yüzlerce yıl Sünni iktidar İslam’ının baskılarına maruz kalmış Irak’ın çoğunluğu artık geri adım atmayacak gibi görünüyor.

Irak Şiilerinin istediklerini elde etmesi önünde bazı ciddi engeller de yok değil. Bu engellerden birincisi halen bölgemizde Erdoğan ve Arap kralları gibi gerici Sünni iktidarları destekleyerek anti demokratik cephenin arkasında duran ABD’dir.

Irak halk hareketine öncülük edenlerin ABD’nin Suriye’de Kürtlere dönük politikalarını görerek ABD’ye güvenmemeleri kazanmalarında belirleyici olacaktır. Rojava Kürtlerini Erdoğan yönetimine kurban etmek isteyen Trump yönetiminin Irak halk mücadelesini de çok kolay İran’a kurban edebilir. İkincisi Irak Şiilerinin ideolojik, siyasi durumudur. Şayet sadece dini okumalarla gidilir, mezhepçi yaklaşılır Sünniler ve Kürtler başta olmak üzere tüm Iraklıları gözeten siyasi bir açılım yapılmazsa istediğini elde etse de sonuç yeni bir Baas rejimi gibi olur ki, bu da Irak için yeni bir felaket demektir. Şiiler, Başur Kürt siyasetinin kıymetini bilmediği için fırsatını kaçırdığı Demokratik Irak çizgisinde ısrarlı olurlarsa sadece Şii dünyasının değil tüm İslam aleminin en etkili kesimi olabilir. Dolayısıyla Irak Şiilerinin demokratik Irak için ‘Yezid’leri iyi tespit etmesi çok önemlidir.