İsveç MİT’le ‘koordineli operasyon’ mu yürütüyor?

22 Nisan günü, Türk özel savaş medyası, elleri kelepçeli iki TC bayrağı arasında görüntülenen bir gencin fotoğrafıyla birlikte ‘MİT’ten sınır ötesi operasyon’ başlıklı haberi yaydı. Fotoğrafta görünen genç, Cizreli Resul Özdemir. 23 yaşında. 2015 yazında öz yönetim direnişi sırasında devletin saldırılarında yaralanmış, 2016’da Başûr üzerinden ailesinin yaşadığı İsveç’e geçmiş, burada iltica başvurusunda bulunmuş.

Bu sırada TC mahkemesi, yaralandığında henüz 18 yaşında olan Özdemir’e gıyabında 15 yıl hapis cezası verdi. Suçlama, ‘örgüt safında güvenlik güçlerine karşı silahlı çatışmalarda yer almak’.

Resul Özdemir’e İsveç devleti tarafından iltica hakkı tanınmadı. Gerekçe, ‘PKK’li olup savaşta yer aldığı’ – tam TC ağzıyla. Geçtiğimiz Aralık ayında farklı bir meseleden ötürü gözaltına alınıp tutuklanan Özdemir’in iltica başvurusu bu gerekçeyle reddedilip, hakkında iade kararı verildi. Avukatları buna karşı gereken hukuki prosedürü işletip, itiraz başvuruları yaptı. Derken 20 Nisan’da Özdemir, tutuklu bulunduğu Stockholm cezaevinden babasını arayıp, kendisine Türkiye’ye teslim edileceğinin söylendiğini iletiyor. Bunun üzerine avukatı yetkili makamlara durumu soruyor, ancak iadenin söz konusu olmadığı cevabını alıyor.

İki gün sonra aile TC basınından oğullarının İsveç devleti tarafından Türk istihbaratına teslim edildiği haberini alıyor. Korona salgını nedeniyle havaalanlarının kapalı olduğu İsveç’te sırf Özdemir’in MİT’e teslimi için özel uçak kaldırılıyor. Bütün bu operasyon boyu başında çuval bulunuyor, elleri kelepçeli. Gören de diyecek çok tehlikeli bir seri katili ya da bilmem hangi çetenin başı.

Ki TC’nin özel savaş medyası aynen bu şekilde duyurdu ‘İsveç devleti ile koordineli büyük operasyonu’: ‘Sözde PKK gençlik sorumlusu MİT’in girişimleri ile Türkiye’ye getirildi’, ‘Sözde PKK yöneticisi MİT’in İsveç makamlarıyla koordinasyonu çerçevesinde Türkiye’ye getirildi’ vs. vs. vs.

Son dönem açısından artan manşetler. Zira artık TC’nin Kürtlere karşı soykırım saldırılarını polis, asker veya mahkemeler değil, MİT koordine ediyor. Ve MİT Kürtlere ve onun Özgürlük Hareketine karşı dış devletlerle ‘koordineli operasyonlar’ yürütüyor! Söylenen bu. Oluşturulmak istenen algı bu. TC ve onun AKP-MHP faşist iktidarı işte bu kadar güçlü, bu kadar başarılı! Öyle ki öz yönetim direnişinde PÖH-JÖH kurşunuyla yaralanan bir genci ‘PKK yöneticisi’ yapıp, ‘koordineli operasyonla’ Türkiye’ye getiriyor, bunu muazzam bir başarı olarak sunuyor. Yersen. Bildiğimiz TC.

Ama burada esas mesele İsveç devletinin rolü ve sorumluluğu. İzaha acilen muhtaç hususlar barındıran bu iade, TC tarafından yansıtıldığı gibi MİT ile koordineli mi yürütüldü? Dolayısıyla kendini ‘demokratik hukuk devleti’ olarak tanımlayan İsveç, mahkemeler ve bakanlıklarla değil de istihbaratlarla mı iş yapıyor? Üstelik antidemokratikliği ve otoriterliği AB kurumlarınca da tescillenen faşist bir devletin, daha birkaç yıl önce Avrupa’nın göbeğinde suikast gerçekleştirmiş olan istihbarat örgütü ile mi?

Hakkında 15 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan bir genci, ağır işkencelerden geçeceğini bile bile teslim ederken, TC makamlarının ‘işkenceye ve insanlık dışı muameleye maruz kalmayacağını güvence verdiğini’ söylemek neyin kafası? İsveç devleti kiminle dalga geçiyor? TC zindanlarındaki ağır işkence haberleri bir yana, Avrupa Komisyonu’nun son Türkiye İlerleme Raporunu da mı bilmiyor İsveç?

Biliyor tabii. Çok iyi biliyor. Buna rağmen Resul Özdemir’i TC devletine iade etti. Tıpkı kendisinden önce Norveç’in Gülizar Taşdemir’i teslim ettiği gibi. Her iki durumda da gerekçe -doğru ya da yanlış- TC devletine karşı savaşmış olmak.

Dolayısıyla Avrupa’nın bu ‘en demokratik’ ve ‘en adil’ devletleri açısından Kürt’ün faşist TC devletine karşı direnme ve varlığını savunma hakkı yok. Meşru olan direniş ve savunma değil, devletin soykırım saldırılarıdır. Dolayısıyla kim ki TC’nin soykırım saldırılarına karşı direnmişse, o kişi her türlü demokratik ve insan haklarından muaf tutulabilir. Hakları çiğnenebilir. Kendi katiline teslim edilebilir. Yeter ki TC yazılı olarak işkence etmeyeceğine dair garanti versin. Sonra da istediğini yapsın. Onları artık ilgilendirmez. Resul Özdemir’in de Gülizar Taşdemir’in de TC’ye iadeleri, bu politikayı gösteriyor.

Bugün Norveç ve İsveç uygular, yarın emsal olup Avrupa çapında uygulanır bu anti-Özgür Kürt politikası. O nedenle oradaki Kürt toplumu ve demokratik kamuoyu üzerine sorumluluk düşüyor. İsveç devletinin rol ve sorumluluğu teşhir edilmeli, geliştirdiği politika ifşa edilmeli, hem sokak hem de mahkemede hesap sorulmalı, protesto edilmeli. İsveç’te yaşayan Kürt toplumu, Stockholm’ün on yıllardır üç parçadan Kürt örgütlerini liberal çizgiye çekip tasfiye etmek için uyguladığı politikayı iyi anlamalı ki buna karşı etkili bir toplumsal ve siyasal mücadele geliştirebilsin.