Jon Rud veda etti

Onu, bir hukukçu ve insan hakları savunucusu olarak tanıdım. 90’lı yılların sonu, Norveç’in başkenti Oslo’da tanıştıktan sonra bir daha ayrılmadık. Oslo’da başka bir adı daha vardı Jon Rud’un… “Kürtlerin dostu.”

İnsan sevgisiyle, hukukla, insan haklarıyla ve Kürt halkına duyduğu dostlukla yoğrulan bir yaşam. Ve Jon Rud’un kalbi durdu. Dün sabah büyük bir dostu yitirdik.

Jon Rud, Norveç Barosunun en tanınan simalarından biriydi. Norveç Barosunun İnsan Hakları Komitesinin başkanlığını yapıyordu. Aynı zamanda mülteciler için güvenilir bir liman. Yaşamı boyunca haksızlıklara karşı çıktı. Ezilenlerin yanında, haksızlıklara ve baskılara karşı bir duruş sergiledi. Bu nedenle birçok insan hakları örgütünde gönüllü görevler üstlendi.

Ülkesinde ve İnsan Hakları Kurumları ve demokratik kamuoyunda iyi tanınan, barış ve insan hakları için mücadele eden Jon Rud, defalarca Türkiye’yi de ziyaret etmişti. Bir eğitimci olan sevgili eşi Valeri Mercedec Rud’la birlikte, özellikle İHD ve Eğitim-Sen’in düzenlediği birçok toplantı ve seminere katılmış, Türkiye İnsan Hakları mücadelesine önemli katkılar sağlamıştı.

90’lı yılların o karanlık zamanlarında, Türkiye İnsan Hakları mücadelesinin hep yanında durdu. Bu duruşu nedeniyle, 1999 yılında Türkiye’ye girişi yasaklandı. “İstenmeyen kişi” ilan edilen Jon Rud, İnsan Hakları mücadelesinin mutlaka başarıya ulaşacağına olan inancını hep korudu. Yaşadığı İspanya’da, farklı zamanlarda yaptığım ziyaretlerde, hep bu konuyu konuştuk; Kürtleri, özgürlük mücadelesini, dostlarını. Her gün Türkiye’deki gelişmeleri takip eder, uzun notlar alır, bu notlar üzerinden uzun tartışmalar yürütürdük. Kürt meselesine olan ilgisi asla azalmadı. Kürtlerin yanında bulunmaktan büyük bir mutluluk duyardı.

Her yıl Avrupa Parlamentosunda, “Kürt Konferansını” düzenleyen EUTCC vakfının kurucusuydu. Uzun yıllar birlikte bu konferansın organizasyonunda birlikte çalıştık. Haftalar boyu konferansın hazırlık süreçlerini büyük bir heyecanla takip ederdi. Kürt sorunun barışçıl ve demokratik çözümü için büyük emek harcadı. Emeğini hiçbir zaman esirgemedi.

Türkiye’nin AB üyeliği konusunda hiçbir zaman desteğini esirgemedi. Esasında, Türkiye’nin “demokratik dönüşümü” için AB sürecinin son derece önemli olduğuna inanıyordu. Hukukun üstünlüğü, bağımsız yargı, demokrasi, insan haklarına saygı, azınlıklar sorunu gibi temel alanlarda “dönüşüm” ve “değişime” uğrayan bir Türkiye’de, Kürt sorunun, şiddet dışı yöntemlerle çözümünün daha kolay olacağını düşünüyordu.

Geçen yıl kendisini tedavi gördüğü hastanede ziyaret etmiştim. Bu son görüşmemiz oldu… Bir dileği vardı; iyileşir ve Türkiye’ye giriş yasağı kaldırılırsa, ilk uçakla İstanbul’a gitmek…

Jon, İrlanda’ya, barış adasına, gömülmeyi son isteği olduğunu bildirmişti.

Jon Rud bir bilgeydi. Bir entelektüel. Su gibi duru ve barışçıl bir kişiliği vardı. Bir hukuk ve insan hakları emekçisi, bir barış sever…

Jon Rud bir doğa severdi. Dağlara tutkundu. Yaşına rağmen uzun dağ yürüyüşleri yapmayı severdi. Yaşadığı Norveç’in dağlarını adım adım gezmişti. Sonra yerleştiği İspanya’da özellikle Sierra Nevada dağlarında günlerce yürüdüğünü büyük bir zevkle anlatırdı.

Jon Rud, 83 yıllık yaşamına; aşkı, dostluğu, insan sevgisini, doğa sevgisini sığdırmayı başarmıştı.

Jon Rud, 83 yıllık yaşamına; direnişi, mücadeleyi, dayanışmayı, en önemlisi evinin kapısını, gönül kapısını her daim ardına kadar açık tutan bir ak saçlı bilgeydi.

Kürtler bir dostunu yitirdi…

İnsan Hakları savunucuları bir yoldaşını…

Jon Rud unutulmayacak.

Işıklar içinde uyu, sevgili Jon.