Kaftancıoğlu’nun demeci Papazın üç küçük hatası

CHP’nin sol kanadı, sert konuşuyor, iyi konuşuyor, hatta çok güzel konuşuyor, ama ne kadar doğru konuşuyor?

Alalım ele CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun demecini. Erdoğan ve tayfası onu “darbe çağrısı” yapmakla suçlamış. O da “asıl darbeci sizsiniz” mealinde bir karşılık vermiş. Çok sert, çok iyi, çok güzel.

Öyle de, sonra ve bitirirken ne demiş? Şöyle demiş:

“Tekrar ediyorum: erken, baskın ya da geç hiç fark etmez; ilk yapılacak seçimde Gİ-DE-CEK-LER! Çünkü YÖ-NE-TE-Mİ-YOR-LAR!”

Bu cümle dışında mükemmel olan demeçte “üç küçük” hata var: (Bu “küçük” sözcüğünü yazının sonunda izah etmeye çalışacağım).

Birinci “küçük hata”, “erken, baskın ya da GEÇ hiç fark etmez” cümlesindeki GEÇ sözcüğü.

“Geç seçim” ne demek? Şu demek: “Vaktinden sonra yapılacak seçim” demek. Yani 2023’ten sonra.

İyi de o zamana kadar ne olacak? Erdoğan değerli kardeşimiz Kaftancıoğlu’na “madem fark etmez, seçimleri 2033 yılında yapayım, siz de 2033 yılında seçimleri kazanın” dediği zaman buna CHP ne der bilemem ama, Nasreddin Hoca mezarından doğrulup, “ölme eşeğim ölme, yaz gelecek, yonca bitecek, karnın doyacak” der.

Aslında “ister erken, ister baskın ya da ister geç seçim” faşist rejim söz konusu olduğunda gerçekten “fark etmez”. Erken, baskın, geç seçimler ya hiçbir zaman yapılmaz, ya da “terörle iltisak”, “paralel devlet”, “darbecilik” iddialarıyla CHP de, HDP de seçime giremez hale getirildikten sonra yapılır.

Böyle dedikten sonra gelelim ikinci “küçük hata”ya… Hatalı cümle şöyle:

“İlk yapılacak seçimde Gİ-DE-CEK-LER!” Hatanın hata olduğunu anlamak için soralım: “Düşeceği ilk seçimi kim yapacak?”

Erdoğan ve etrafındaki faşist ekip.

İyi de tepeden tırnağa suça bulaşmış, iktidardan düştüğü gün kodesi boylayacak bir diktatör ve ekibi, intihar anlamına gelen bu seçimi neden yapsın?

“Kendin pişir, kendin ye” sloganını anlıyorum da, “kendin seçim yap, kendin devril” sloganından hiçbir şey anlamıyorum. Faşist rejim seçimle gitmez. Sen gittiğini sanırsın, bir bakmışın Erdoğan gitmiş, oğlu, damadı ya da Kalın’dı bilmem neydi birisi gelmiş. AKP devrilmiş, Ergenekon dikelmiş. Yapacağın bir şey kalmaz, 12-0 mağlup olan takım kaptanının ağzıyla “önümüzdeki maçlara bakacağız” dersin. Nasreddin Hoca da sana güler.

Sırada üçüncü “küçük hata” var. Hatalı cümle şöyle: Gidecekler, çünkü YÖ-NE-TE-Mi-YOR-LAR!”

İtiraz ediyorum: Bal gibi yönetiyorlar. Başta CHP’yi yönetiyorlar. Yerinden kıpırdayamıyor. HDP’yi felç ediyorlar. Az sonra ortada tek bir muhalif BARO ve ODA kalmayacak. Bir iki muhalif TV az sonra RTÜK tarafından iflasa sürüklenecek. Zindanları yönetiyorlar. Peş peşe Grup Yorumcuların, önce canlı cenazeleri, sonra tabutları çıktı. Zindanlardan haydutlar, mafya şefleri, uyuşturucu tacirleri, fuhuşçular, tecavüzcüler çıktı, Koronavirüsü girdi. Savaşları yönetiyorlar. CHP buna ne diyor? “Savaşları biz daha iyi yönetiriz” diyecek değil her halde… ”Doları yönetemiyor” mu denecek? Yönetiyor. Ninemin bankadaki dövizi beş on kuruş değer kazanıyor ama, Erdoğan ve mahdumlarının milyarlık dolarları milyar kere büyüyor. Kaftancıoğlu’nun emekli maaşını yönetebildiğini sanmıyorum. Tıpkı milyonlarca emekçi ve emekli gibi.

Şu hale bakın: Sokaklar bomboş. PKK’yi saymazsak, ortada direnen var mı? İşte buna “yönetmek” denir.

Özetle “seçimle” gitmezler; gitmedikleri sürece de “YÖ-NE-TİR-LER”…

“İlk seçimde gidecekler, çünkü yönetemiyorlar” cümlesindeki “hatalar”, bu rejime karşı halkın, her türlü bedeli göze alarak örgütlenmesini, “bir iç darbeye” karşı, sokağı, alanları zapt edecek, grevlerle, gösterilerle, rejimin şiddetine aynıyla karşılık vermeye hazırlanmasını zayıflatacağı için “küçük” değil, “büyük” bir hatadır.

Tıpkı fıkrada olduğu gibi: Genç papaz, ihtiyar papazdan görevi teslim almadan önce, “Muhterem Peder, demiş, yarın ilk va’zımı vereceğim, lütfen izleyin ve hatalarımı söyleyin”. “Olur evladım” demiş ihtiyar Peder. Va’az bitmiş. Genç papaz “nasıldım muhterem Peder” diye sormuş. İhtiyar “mükemmeldin evladım demiş, yalnız ‘üç küçük hata’ yaptın.” Genç papaz heyecanla “lütfen hatalarımı söyleyin peder” demiş.

“Birinci küçük hatan sevgili oğlum, demiş Peder, kürsüde konuşurken sakız çiğnenmez.”

“İkinci küçük hatan, İsa Mesih, Meryem anamızın oğludur, O… çocuğu değil.”

“Üçüncü küçük hatan ise, seviliği oğlum, va’az bitince merdivenlerden inilir, trabzandan kayılmaz.”

İnsan genç papaza yine de sempati duyuyor. Tıpkı benim Kaftancıoğlu’na duyduğum gibi…