Kara ve Akkoyunlular Türk mü? -I-

ŞOREŞ REŞİ

Siz hiç düşündünüz mü bilmiyorum ama Türk tarihinde Karakoyunlular ve Akkoyunlular diye iki büyük halk kümesi ve devlet var; peki neden isimlerden biri kara diğeri ak? İsimlendirmenin Türkler tarihçileri tarafından yapıldığı açık; Kara’nın olumsuz, Beyaz’ın da olumlu olduğunu Türk kültürünü bilenler bilir. Böyle bir isimlendirmeden şunu rahatlıkla çıkarmak mümkün, bu iki küme aynı kökten geliyor ama biri ‘kötü’nün sembolü olan kara, diğeri de ‘iyi’nin sembolü olan ak olarak temsillendirilmiş. Tarihi dikkatli okuyanlar ilginç bir şekilde görür ki Türk tarihçileri her iki kümeyi de Türk kabul eder ama daha fazla ak’ın sempatizanı olarak görünür. Bunun bir nedeni olmalı ve derin bir araştırmayla bunun sebepsiz olmadığı anlaşılır. İsimlendirmelerden başlayalım:

Türk tarihçisi Faruk Sümer, Karakoyunluların ismi üzerindeki bir değerlendirmesinde: “Bu hanedana ‘Beran-lu’ denilir, ismin nerden geldiğini ve manasını bilmiyoruz; Türkçe’de bu kelime yok. Ama biliyoruz ki onlar koyuna önem verirdi” der. Bu tarifin kesinlikle doğru olmadığını belirtebilirim. Çünkü; Sümer gibi bir tarihçinin bunu bilmemesi asla düşünülemez. Gerçeği saklama gayreti, bunu kendisine böyle yazdırtıyor. Doç İ. Yılmazçelik de Akkoyunlular için: ”Dersim Ovacık’ta ‘Pezkel’ adında bir aşiret var ve Akkoyunlu ismini bize çağrıştırır” der. Doğrudur, bu da Akkoyunlu’ların Kürtçe ismidir. İkiside koyun ile alakalı, çünkü tarih boyunca sürüleri ile yaşamış ve onlar ile geçimlerini sağlamışlar. Beranilerin bayrağında koyun resmi varken, Pezkellerin sembolü de koç başıdır. Bunların renginin de siyah ve beyazdır. Serhat bölgesindeki mezar taşlarının koç şeklinde yontulmasının sebebi de bu kültürün mirasıdır.

İsimlerden de anlaşılacağı üzere her iki aşiret federasyonu da Kürttür! ‘Berani’, koçlular anlamına gelirken, ‘Pezkel’ de boynuzlu koyunlular anlamındadır. İsimlendirmenin kesinlikle Kürtçe olduğunu belirtebiliriz. Ama şimdiye kadar Türk tarihçileri bize ve yabancı tarihçilerin kafasına bunların Türk olduğunu yerleştirmiştir. Halbuki gerçek bunun tersidir; ikiside Kürt aşiret birliğinden oluşmaktadır. İsimlendirmede etkili olan alternatifleri de şöyle sıralamak mümkün:

Birincisi, biri eski dinlerini bırakmayınca kara, diğeri de müslümanlığı kabul ettiği için ak oldu. Türklerin kendileri de müslümanlığı kabul ettiği için bununla etmeyenlerin uygun insanlar olmadığını yansıtmak istemek istiyorlar.

İkincisi; biri çıkış döneminde Türk egemenliğini kabul etmeyince kara, edenler beyaz oluyor. Bugünkü iyi Kürt, kötü Kürt ayırımı gibi. Son olarak da; sembollerindeki renklerden. Peki, madem ikiside aynı kökenden, bu ayrışma ne zaman meydana geldi?

Bunun için biraz geriye, 1300 yıl öncesine, Asya içlerine ve Ak ile Karakoyunluların tarihinin başlangıcına bir göz atmak gerekir. Ki bu aynı zamanda İslam’ın başlangıç sürecidir. O dönem, Türk kağanı İl Tiriş bir devlet kurma uğraşı içinde ama karşısındaki en büyük engel Oğuzlar! Bu arada, Oğuz isimlendirmesinin Kürt beyi Boğduz/Bığuz’dan çıkarıldığını önemle belirteyim. Oğuzlar en güçlü küme ve o dönemki liderlerinin ismi Baz. Dikkatinizi çekmek isterimki Türk tarihçileri Oğuzları Türk sayar ama burada bir Türk devletinin kuruluşuna karşı çıkarlar. Tabiki bir ulusun belli kesimleri arasında da savaşlar mümkün ama burada esas mesele Oğuzların Kürt olmasıdır. Türk tarihçilerin gizlemek istediği önemli bir nokta. Mirlerinin isminin Baz olması da ilginç, Kürtçe şahin anlamına gelir ki Kürtler arasında çok popüler bir isimdir.

Buğduz’un torunları Kürtler ile Türkler 715-716 yılları arasında tam beş kere savaşır. Yapılan bu savaşların ilki Balık Toğu şehri (Tula nehri kenarında), ikincisi Andırgu, üçüncüsü Kuş Başı’nda meydana gelir. Oğuzların Tonra (Terıkiler olabilir) aşiretinden 206, Alpavutlardan 10 kişi esir düşer. Dördüncü savaş Ezgenti Kadaze ve son savaşta Amgi Kurganş kalesi yakınlarından meydana gelir. Sonunda Oğuzlar yenilerek devletleri yıkılır ve çoğunluğu Çinlilere (717-718) sığınırken bir kesimi itaat altına girmek zorunda kalır. Bu noktanın çok önemli olduğu ve hala derin araştırmalar ihtiyaç duyduğunu eklemem gerekir. Tarihin bu bölümü de şimdilik bizim için karanlık.

Devamı haftaya.