Karakeçililer

İnkarcı sistem ve tarihçileri, geçmişimiz üzerine uyduruk bir tarih yaratmaya çalışmışlar ve şimdiye kadar bunda başarılı oldukları söylenebilir. Çünkü dünyanın en ünlü tarihçileri bile onların yaratığı yalan dağının üzerine bir soru işareti koyamamış. Halbuki durum bunun tersi! Ünlü Karakeçili aşiret federasyonunu duymuşsunuzdur; çoğunluluğunun bugün Siverek, Ruha, Suruç ve Rojava’da yaşadığını, Kürtçe’nin Kurmancî diyalektiğini konuştuğunu biliniyor. Türk tarihçilerine göre “Karakeçililer, Oğuzların Kayı boyundan ve Osman Gazi’nin babası Ertuğrul da bu aileden.”

Bütün tarihi kaynaklar Karakeçililerin Xorasan’dan geldiğini belirtir; bu doğrudur ama tam olarak ne zaman geldiklerini şimdilik araştırmadık. Aslında fazla alternatif de yok, Xorasan’dan Anadolu’ya ilk gelen Kürt kümesi olduğunu, sırasıyla Germiyanoğulları, Candaroğulları, Karakoyunlular ve Dulkadiroğulları beyliklerinin kuruluşunda yer aldıklarını kuvvetli bir şekilde iddia edebilirim. Dulkadirlilerin yıkılmasından sonra da Reqa’ya indiklerini söyleyebiliriz.

Reqa’da olduklarını ilk olarak 15 yy.’da Osmanlı kayıtları gösterir ve daha sonra Ruha ile Siverek bölgesine geldikleri anlaşılıyor. Belgelerden anlaşıldığı üzere dört gruba ayrılmışlar: Büyük grup Ruha-Siverek-Suruç’a yerleşir. İkinci grup: Yozgat ve Kırşehir’e (Bunları Osmanlılar daha sonra Ankara-Eskişehir arasına yerleştirecektir). Üçüncü grup Kırıkkale ye göç ederken diğer grupta Adana, Mersin, Antalya ve Pozantı’ya göç eder. XIX yüzyılın ikinci yarısında Karakeçililer Osmanlı Devleti’nin iskân politikası sonucunda Ankara, Ruha, Adana, Diyarbekir, Bilecik, Bursa, Aydın vb. il ve ilçelere yerleştirilmiştir. Kırıkkale ‘de aynı adla bir kasabanın olduğu ve şimdi Şeğbızın Kürtlerinin yerleşik olduğunu eklemek gerekir. Böyle olunca ya Şeğbızınlar da Karakeçililer ile beraberdi ya da kasaba boşaltıldıktan sonra Şeğbızınlar yerleşti.

Karakeçililerin orijinal ismini şimdilik bilmiyoruz, tahminlerimiz var ama kesin olan Karakeçili olmadığıdır! Rivayete göre Yavuz, Mercidabık Seferi dönüşünde ordusu ile Siverek yakınlarında dinlendiği vakit, o zamanki Karakeçi boy beyi Yavuz’un ordusuna 10 bin adet keçi keserek yemek vermiş ve Yavuz memnuniyetinden dolayı aşiret boyuna bu ismi vermiştir. Osmanlı isimlendirmesinde bu olayın mantıklı olduğunu düşünüyorum. Osmanlılar dönemindeki ismin, boy, kara keçilere sahip olduğu için bundan esinlenerek verildiği kesin. Eğer bir mantık yürütürsek:

Kayı isminin kuvvetli, güçlü anlama geldiğini ve bu ismin bugünkü Kawi (Adıyaman ve Xorasan’daki bir aşiret ismi) isminden türetildiğini söylemek mümkün. Böylece Kawi isminin, hem Kawilerin hem de Karakeçililerin eski ismi olma ihtimali yüksektir. Osmanlı nüfus memurları, bu Kürt boyunu, üçüncü kez çeşitli adlar altında kaydederek tamamen izini kaybettirmeye çalışmışlardır. Tarihçiler de bunu daha fazla karıştırarak, bazen: ”Haremmeyn-i Şerifeyn”, ”Ulu Yörük (Yüzde-Orta-Şark Pare)”, ”Harmandalı”, ”Sarı ve Kara Tekeli ile Ali Bayramoğlu” kümeleri olarak da adlandırmış. Bunlar dışında da onlarca isim bulmak mümkün ve araştırmacıların işini zorlaştıran bu durum.

Bazı kaynaklarda Siverek Karakeçelileri dört kola ayrılır; bu yukarda verdiğim yerleşme ayrılığı ile de ilgili olabilir. Bunlar: 1- Şeğkan (Hacan, Musıkan, Kutaban, Şeğmam, Kotan, Davaran, Şeğkan, Binkasım). 2- Cerabiyan (Rezan, Andari, Dupışk, Torun, Hacı Halli, Şahkolu, Berejek, Gökçe). 3- Balekiyan (Hıdıreşk, Musıkan, Kadıyan, Aliçepık, Çaput). 4- Amina (Meluyan, Dodan, Musıkan, Ubik, Habkan, Bılisok, Rutıkan)’dır. Bazı kaynaklarda ise konfederasyonu meydana getiren 24 federasyondan biri olan Karakeçi aşiretleri şöyledir sıralanır: Veliler, Poyrazlı, Kıldanlı, Softalı, Karakayalı, Tolarlı, Sazlı, Han Halilli, Hayyam Kethuda, Akça Enli, Obekli, Harmandalı’dır. Görüldüğü üzere isimler Türkçeye çevrilmiş. Konfederasyona bağlı bütün aşiretlerin toplamının yüzlerceyi bulacağını ve buna göre büyük bir potansiyel barındırdığını görmek gerekir.

Görüldüğü üzere, sadece bir Kürt aşiret konfederasyonu yakından incelenirse bunun bir devleti idare edecek kadar bir kapasiteye sahip olduğu ortaya çıkıyor. Bu konu üzerine özel bir araştırmanın yapılması kesinlikle gerekli. Bu hem Kürt tarihini aydınlatır hemde inkarcıların yalanlarını ortaya çıkarır.