Kasım Engin bir evrendir, insanın bitmeyeceğinin kanıtıdır!

Yine “Bitirme” teranelerine başladılar! İnsan biter mi?

Türk sömürgeciliği, son dönemde ayyuka çıkardığı “savaş ve ölüm” saldırıları ve propagandalarıyla ne yapmak istiyor?

Masa başında oturmuş, maç izler gibi pozlar vermişti Türk Savunma Bakanı; aslında o gün onu “ordu ve iktidar içindeki tartışmaların bastırılması operasyonunu” yönetirken izlediniz! Bir sürü hayvan adını taktıkları operasyonlar PKK’den çok kendi içlerine dönükmüş gibi görünüyor. İsimler bile bunu ele veriyor? Neden mi?

İlginçtir şimdi kartal, kaplan gibi adları kullanıyorlar. Akıllara AKP’nin kendini tilkiye benzetmesini getiriyor. Fabl anlatmayı seven Hüseyin Çelik başta olmak üzere AKP’liler ordu karşısında kendilerini hep tilkiye benzetiyordu.

Tilki, anlaşılan şimdi de orduyu tepe tepe kullanıyor. Bir diktatörün saltanatı için ölüme gönderiliyorlar. Gerilla bu sömürgeci-işgal ordusuna acıyacak değil. Fakat savaş bile AKP’yi yüzde 30’un altına düşmekten ve MHP’yi barajın altında kalmaktan kurtaramayacak. Korona bahanesiyle milleti eve kapatma ve propagandayla ayakta kalma dönemi de bitti. HDP cesurca bir çıkış yaptı ve bu çıkışıyla her türlü algı operasyonunu yerle bir etti. Yarın ne olacağı belli değil ama bu çıkış bile kendi başına büyük bir kazanımdır. Sonuçları da önemli olacaktır.

Şimdi askeri saldırı ve propagandayla gerçekleri gizlemeye çalışıyorlar. Heftênîn’de bir yıldır zirvelerde seyreden gerilla kahramanlığına karşı yenildiler. Adeta 4. Dünya Savaşını başlatma havasını bu yüzden verdiler. Yenilgilerini başka türlü gizleyemez hale geldiler. Fakat son saldırıda da ağır darbe aldılar ki propagandasını bir günden fazla sürdüremediler.

Her il için bir hedef der gibi ilkin “81” rakamını kullandılar ama onun da propaganda değeri bir günden fazla sürmedi.

Evet ortada bir savaş var ama propaganda biçimi dünya savaşlarını aşmış durumdadır ya da en azından izleyenlerde muhtemelen 1. Körfez Savaşı’nın anıları canlanıyordur. Başka eklemelerle bu propagandayı bir süre daha yürütecekleri anlaşılıyor.

40 yıldır ‘sonuncuya dek’ diyorlar!

Lakin bu propagandanın büyüklüğü gerillanın büyüklüğünü kanıtlamaktan başka işe yaramıyor. Bir yandan bitirdik derken bir yandan da son dönemde gerilla eylemleri çok arttı da bu kadar büyük operasyonlar yapıyoruz diyorlar. Kendi dilleriyle kendilerini ele veriyorlar.

Yani dünyanın, Heftênîn ya da diğer Kürdistan sahalarındaki gerillanın kahramanlığını anlaması için Türk basınına bakması yeterlidir. Yiğitlik aynı zamanda büyük şehadetler temelinde gelişmekte, direniş şehitler çizgisinde ilerlemektedir.

Bu direnişin büyüklüğüne yaraşır tarzda, soykırım saldırılarına karşı herkesin mücadele tutumunu en ileri düzeyde ortaya koyması gerekiyor. Özellikle sivil halkın zorlu yaşam alanları olan Şengal ve Mexmûr’a yapılan saldırılar, Türk faşizminin ne derecede yerlerde süründüğünün, nasıl hayvani bir rejim haline geldiğinin göstergesidir. Bu nedenle mevcut tepkiler yeterli görülmemeli, çökmekte olan faşizmi tümden yıkacak bir halk direnişi esas alınmalıdır.

Leş kargalarını andıran bu sömürgeci faşist çete rejimi ölümler üzerinden varlığını sürdürmeye çalışıyor ama kaç yılı değil kaç ayı daha kurtarabilecekleri meçhuldür!

Heval Kasım söylemişti: “Ölsek Bile Sömürgecilerin Korkulu Rüyası Olacağız!”

Kasım Engin yoldaşı bu vesileyle anarken onun tavrını esas almalıyız. Sömürgeciliğe karşı mücadeleyi yükselterek onun anısına cevap verebiliriz.

Üzüntüsü yüreğimizdedir ama sevgisi özgür yaşam andımızdır. Onun tarihle, sanatla, edebiyatla, halkla, insanla ilişkisi bilinir; dağların, duyguların ve gönüllerin büyük komutanıydı ama aynı zamanda yeni sosyal bilim anlayışını en ileri düzeyde temsil ediyordu. Sürekli üreten, gelişen, yenilenen bir ilmin filozofik temsilcisiydi.

Onun sonsuz hareketliliğinde dile gelen gerçeklik, evrenin mükemmel bir yansıması olmuştur. Biz böylesine büyük, yeri doldurulamaz bir insanın varlığına şahitlik ettik.

Önder Apo’nun iyi bir öğrencisi olmanın nasıl olduğunu bizlere gösterdi. “Bir PKK’linin her şeyi güzel olmalıdır!” derdi. Güzelliklerin ustasıydı. Zamanın ermişi de dervişi de oydu. Bu yüzden zamana adını silinmemecesine yazdırdı.

Sevdiği efsanevi kahraman Babek’ti.

Heval Kasım bin yıldır direnen, bin yıl da geçse adı unutulmayacak çağın Babek’iydi. Onu birkaç cümleyle anlatmak mümkün değildir. Kuşkusuz ki sanatla, edebiyatla, eylemle hep anlatılacaktır. Sadece anlatmak değil, derinliğine anlamak ve yaşatmak boynumuzun borcudur.

Önümüzdeki yaşam yıldızı sürekli parıldıyor. Sonsuza dek parıldayacak!