KDP mültecileri silahlandırarak suç işliyor

Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Şengal’e yönelik saldırılarına haklılık kazandırmak için bir taraftan kendi yaptıklarını Kürdistan bölge hükümetine mal etmeye, diğer taraftan da PKK karşıtı bir dizi klasik söylemini dillendirmeye çalışıyor. Ama ifade ederken de eksik ve yanlış bir anlatım yaptığı kadar işlenen bir suçu itiraf ettiğinin farkında değil. 

Nasıl mı? 

Eksik anlatımlardan bir tanesi KDP’nin "PKK Şengal’den çıksın” söyleminde. Zaten PKK de Şengal’den çıkmayacağını söylememiş. Aksine, bunu KDP’li yetkililerle yaptığı birçok görüşmede ve kamuoyuna yaptığı açıklamalarda da dile getirmişti. Ama PKK, ‘Şengali ne PKK ne de KDP yönetsin, Şengali Şengalliler yönetsin ve savunsun’ diyor. KDP’ye açıkça Şengal’de YBŞ-YJŞ güçleri ile Êzîdî peşmergelerden oluşan ortak bir savunma gücünün oluşturulmasını ve ortak bir yönetimin kurulmasını teklif ediyor. Ama KDP, PKK’nin Şengal’den koşulsuz çıkmasını ve bölgenin her türlü kontrolünü kendisine bırakmasını dayatıyor.  

Bir diğeri, KDP’nin söylemlerinden ‘sanki Şengal daha önce Kürdistan Bölgesi’ne, KDP’ye bağlıymış da PKK gelip zorla almış’ izleniminin çıkmasıdır. Ama gerçeklik çok daha farklı. DAİŞ’ın Şengal saldırısını bir tarafa bıraksak dahi, Şengal zaten 2014 öncesine kadar Kürdistan Bölgesi’ne bağlı değildi. Bağdat hükümetine bağlıydı. Statüsünün 140’ncı madde kapsamında yapılacak referandumla belirlenmesi gerekiyordu. Tıpkı Kerkük, Maxmûr ve Duzxormato gibi. Bu bölgelerde Kürtler çoğunlukta olduğu için eskiden de Kürtler tarafından idare ediliyordu, ama resmi statüsü belli değildi. Şimdi KDP’nin kalkıp Şengal’in statüsü sanki eskiden belliymiş de PKK şimdi gelip onu Kürdistan Bölgesi’nden ve KDP’den zorla koparmaya çalışıyormuş gibi bir izlenim yaratmasının gerçeklikle alakası yok. 

KDP güçlerinin Şengal saldırısı sonrası izlediği en önemli taktik kendi yaptıklarını Kürdistan hükümetine mal etme çabasıdır. Fakat Kürdistan bölge hükümeti bir koalisyon hükümetidir ve bu koalisyon 2015 yılından beri işlemiyor. KDP silahlı gücünü kullanarak 2015’te hükümete karşı darbe yapmış ve hükümetin ikinci büyük partisi Goran Hareketi’ni koalisyondan atarak hükümete el koymuştu. Şu an hala devrede olan bu darbe hükümeti kâğıt üstünde bir koalisyon hükümeti, ama fiiliyatta KDP diktatörlüğüdür. Yaptığı her şeyi halkın seçtiği hükümet adına yapıyor, ama hükümet ortaklarının bundan haberi olmuyor. En son Şengal’de Êzîdî halkına karşı yapılan saldırıda böyle. KDP, Kürdistan Bölgesi Bakanlar Kurulu adına açıklama yaparak Şengal’de yaşananı ‘Kürdistan Bölge hükümeti ile PKK arasında bir savaş’ diye niteledi. Ama hükümetin diğer önemli ortağı Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (YNK) Politbüro üyesi ve sözcüsü Sadi Ehmed Pire, KDP’nin bu açıklamasından hemen sonra yaptığı açıklamada, "Şengal’deki çatışma PKK ve KDP arasındadır. Bu Kürdistan Bölge Hükümeti ile PKK arasında değildir. Çünkü bizde dahil hükümet içerisinde yer alan hiçbir taraf bu çatışma hakkında bilgilendirilmemiştir” diyerek tepkisini açıkça ortaya koydu.  

Gel gelelim KDP dünyanın gözü önünde işlediği suça, ‘Roj Peşmergeleri’ meselesine. 

KDP’nin ‘Roj Peşmergeleri’ ismi verdiği silahlı çete grubunun bir kesiminin daha önce Cephet El Nusra gibi çete grupları içinde Rojava’da Kürtlere karşı savaştığı birçok kez basına yansımıştı. Bu gerçeği KDP eskiden olduğu gibi şimdi de inkar edecek, kabul etmeyecektir. Olabilir, etmeyebilir. Ben de zaten inkar ettikleriyle değil itiraf ettikleriyle ilgileniyorum.  

KDP ‘Roj Peşmergeleri’ ismini verdiği bu çete grubunun diğer yarısının Rojava’dan göç edip Güney Kürdistan’a sığınmış Rojavalılar olduğunu birçok kez itiraf etti. Yani mültecilerden… Sanırım KDP buna karşı çıkmayacaktır. Çünkü bunların Rojavalı olduklarını kendisi söylüyor. Hatta silahlandırdığını ve birçok yerde savaştırdığını dahi itiraf etti. Bunu yapmasındaki asıl amacı ‘Roj Peşmergeleri’ diye adlandırdığı çete gurubunun içindeki El Nusra bağlantılı çeteleri kamufle etmek. Ama bunu yaparken farkında olmadan bu silahlı çete grubunun mültecilerden oluşturduğunu da itiraf ediyor. KDP önünü kapatmaya çalışırken, arkasının açıkta kaldığının farkında değil. Dünyanın hiçbir yerinde mültecilerden resmi bir silahlı güç oluşturulduğu görülmemiştir, bu suçtur da. KDP Rojava’dan göç edip Güney Kürdistan’a sığınan ve maddi imkansızlıklar içinde yıllardır burada yaşamını sürdürmeye çalışan mültecilere biraz maddi imkan sunarak eline silah veriyor ve başkalarına karşı savaştırıyor. Üstelik bunu açıkça söylüyor. Fakat mültecileri silahlandırıp savaştırmak BM sözleşmelerine aykırıdır ve suçtur. 

KDP de böylesi bir silahlı grup oluşturmakla suç işlemiştir, işlemeye de devam etmektedir. BM bu konuda hızla harekete geçmeli, mültecilerin bu şekilde kullanılmasını engellemelidir.