Kimden yanasın?

Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en önemli günlerinden geçiyor!

AKP/MHP bloğunun Mecliste 330’u aşması sonrası; Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı tek adamlığa götürecek referandum süreci de başlamış oldu.

Önümüzdeki iki ay boyunca aslında sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tek adamlığını değil; bundan sonra bu ülkede nasıl yaşayacağımızı; veya yaşayamayacağımızı da konuşacağız! 

Her ne kadar tartışmalar tek adam rejimi üzerinde yoğunlaşsa da referandumda aslında aynı anda birden çok şeyi oylayacağız!

AKP/MHP bloğu referandum kampanyasını daha şimdiden; topluma sürekli iç ve dış düşman hatırlatan, toplumu biz gidersek, iç ve dış düşmanlar bu ülkeyi bölerler, parçalarlar üzerinden kurmaya başladı bile…

MHP, bütün anayasa tartışmaları boyunca yeni anayasanın Türkçü karekterinin öne çıkacağını vurgularken, AKP cephesinden buna hiç bir itiraz gelmedi.

Öyle anlaşılıyorki bu toprakların en kötülerini bir araya getiren bu koalisyon bütün kampanya boyunca topluma Türklüğünü ve Sünniliğini hatırlatacak.

Tek adamlığı, onun arkasında gizli gerici, despotik rejimi toplumun gözünden kaçırmak için toplum sürekli “Sen Kimsin?” sorusuyla meşgul edilecek.

Topluma; Türk ve Sünni olmayan sözde iç düşmanların ve zaten ezelden beri Türklere ve Sünnilere düşmanlık yapan dış düşmanların gazabından korunmak için oyunu tek adam rejiminden yana kullanması teklin edilecek!

Bir, eğer referandum sonucunda ‘Evet’ oyları ‘Hayır’ oylarından daha fazla çıkarsa; her şeyden önce “Kemalist Laiklik” tamamen karşılıksız kalacak.

İki, eğer referandum sonucunda ‘Evet’ oyları ‘Hayır’ oylarından daha fazla çıkarsa; sadece Başkalığın önü açılmayacak, aynı zamanda AKP Hükümetleri döneminde zirve yapan; rüşvet, yolsuzluk, adam kayırma benzeri ahlaksızlıklar da çok uzun bir süre toplumun gündemi olmaktan çıkacak. Kimse artık bir daha bunları gündem etme moralini, cesaretini kendinde bulamayacak.

Üç, eğer referandum sonucunda ‘Evet’ oyları ‘Hayır’ oylarından daha fazla çıkarsa; MHP ve AKP’nin milliyetçi vurgularla sürdürecekleri “Evet Kampanyası” sonrasında; başta Kürt Sorunu olmak üzere toplumun birikmiş problemlerinin demokratik metodlarla çözümü neredeyse imkansız hale gelecek.

Dört, eğer referandum sonucunda ‘Evet’ oyları ‘Hayır’ oylarından daha fazla çıkarsa; başta Aleviler olmak üzere diğer azınlıklar kendi kimlikleri ile kendilerini bu topluma daha az ait hissedecekler. Tıpkı bu yüzyılın başında katliamdan kurtulmuş kimi Ermeni, Süryani ve Rumlar gibi kimliklerini gizlemek zorunda kalacaklar.

Beş, eğer referandum sonucunda ‘Evet’ oyları ‘Hayır’ oylarından daha fazla çıkarsa toplumsal çeşitlilik ağır bir darbe alacak; toplum bundan sonra ya AKP/MHP gericiliğinin ya da Türkçü/Laik CHP gericiliğinin yanında pozisyon almaya zorlanacak.

Halbuki gelinen noktada Türkiye’nin temel meselesi “Türklük ve Sünniliğe” indirgenemez! 

Bizim yürüteceğimiz HAYIR kampanyası bize dayatılan bu gündemi tamamen red etmeli; buna karşılık AKP/MHP gericiliğinin bize dayattığı “Türklük ve Sünniliğe”; Türkleri ve Sünnileri de dışlamayan “Kimden Yanasın!” kampanyası ile karşılık vermeliyiz!

Bizim kampanyamız topluma “kimden yana” olması gerektiğini hatırlatmalı. 

İnsanlara oyunu kullanırken; zalim ve muktedir olandan yana mı, yoksa bu toplumun demokrasiye, barışa, refaha, adelete ihtiyacı olan çoğunluğundan yana mı oyunu kullanması gerektiğini hatırlatacak bir kampanya yürütmeliyiz.