Kistik Fibrozis’te endokrinolojik sorunlar

SAÐLIK

Şeker hastalığı ve D vitamini eksikliği kistik fibrozis hastalarının en çok karşılaştığı endokrinolojik sorunlardır. 

Şeker hastalığı 

Pankreas yenilen besinlerin vücuda yararlı hale gelebilmesi için çeşitli salgılar üreten bir organdır. Bu organ aynı zamanda vücuttaki şeker dengesini sağlayan önemli bazı hormonlar (insülin, glukagon) salgılamaktadır. Hastaların büyük bir bölümünde pankreas yeterli çalışmamaktadır. Bundan kaynaklı geçen haftaki yazımda belirttiğim gibi hastalarda büyüme ve gelişme geriliği ve ishaller olabilir. Bu hastalarda zaman içerisinde – bu süre hastadan hastaya değişir – şeker dengesini sağlayan hormonları salgılayan hücrelerde de hasar oluşur. Bunun sonucu olarak da insülin eksikliğine bağlı şeker hastalığı (diyabet) çıkar. Kan şekeri yüksekliği kendini çok idrar bırakma ve çok su içme ile gösterir. 

Kan şekeri herhangi bir zamanda bakıldığında 200 mg/dl’nin ve açlıkta 100 mg/dl’nin üzerine çıkmışsa şeker hastalığından şüphelenilmelidir. HbA1c ortalama kan şekerini gösteren bir testtir. Kistik fibrozis hastalarının takiplerinde tarama amaçlı önerilen bu test yıllık olarak yapılmaktadır. HbA1c düzeyinin yüzde 6.5’in üzerinde olması şeker hastalığı açısından uyarıcı kabul edilmektedir. Son yıllarda kistik fibrozis hastalarında şeker hastalığının tanısı için kan şekerini uzun süreli izleyen cihazlar kullanılmaktadır. 3 gün süreyle sürekli kan şekeri ölçümü yapılarak tanı daha erken konulabilmektedir. Şeker hastalığı genellikle 15-25 yaşlarında ortaya çıkar.

Kistik fibrozis hastalarında kan şekeri şeker hastalığı çıkmadan önce de yüksek olabilir. Bunun temel nedenleri enfeksiyon hastalıkları ve kortizonlu ilaçlardır. Bu durumda şekeri düşürmek için kısa vadeli insülin kullanımı gerekli olabilir. Şeker düşürücü haplar kistik fibrozis hastaları için şekeri düşürmediğinden dolayı uygun değildir. İnsülin tedavisi hastalarda kilo alımında artışa yol açar ve akciğer fonksiyon testlerini iyileştirir.

D vitamini eksikliği

Kistik fibrozis hastalarında hem emilim bozukluğuna hem de kortizonlu ilaç kullanıma bağlı olarak D vitamini eksikliği ve kemik erimesi görülebilir. Bu nedenle yapılan tetkik sonuçlarına göre hastaların yiyecekleri ile aldıkları D vitamini ve kalsiyuma ek olarak bazı vitamin destekleri kullanmaları gerekebilir. Bazı kan testlerinin yanı sıra hastaların kemik yoğunluğu takiplerinin yapılması da önemlidir. Bel ve kemik ağrıları olan, kırıkları olan veya ağır kemik erimesi olan hastalarda bazı özel tedavilere ihtiyaç duyulabilir.

Konuyu önümüzdeki haftalarda işlemeye devam edeceğim.