Kobanê gelecektir; Kerkük geçmiş!

Ortadoğu’da bütün dikkatler Suriye’de bundan sonra ne olacağına yoğunlaşmışken; DAİŞ’in başkent ilan ettiği, bütün sistemini inşa ettiği Reqa büyük bir kahramanlıkla özgürleşirken, birileri sanki rol çalmak istercesine Güney Kürdistan’da referandum ve bağımsızlık gündemi ile bütün dikkatleri bir anda Irak ve Güney Kürdistan’a yöneletti.

Halbuki Rojava’da DAİŞ’e karşı mücadelede ortaya koydukları kararlılık ve azimle Kürtler DAİŞ’e karşı hem kendi içlerinde hem de bütün dünyada muazzam bir moral üstünlük sağlamışlardı. 

Dünyanın her yerinden binlerce barbar insan bir araya gelmiş, en gelişmiş silahlarla donanmış; Suriye ve Irak ordusunu önüne katıp kocaman korunaklı şehirleri ele geçirmişlerdi. Neredeyse herkes DAİŞ‘in yenilmez bir güç olduğuna inanacakken Kobanê’de bir avuç inançlı kadın ve erkek; azimle, kararlılıkla, ölümüne direnerek DAİŞ barbarlığının ilerleyişini durdurmayı başardılar. 

Başlangıçta kimse bu insanların DAİŞ’i durdurabileceklerine inanmıyordu, nasıl inansınlardı ki; bir tarafta Suriye ve Irak ordusundan ele geçirdikleri; modern tanklar ve diğer ağır silahlarla sadıran DAİŞ barbarlığı, diğer tarafta sadece inancı ve onuru için elinde Keleşleri ölümüne direnen kadın ve erkekler.

O zaman başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan sanki müjde verircesine miting meydanlarında “Orada ne bir direniş ne de zafer var; Kobanê düştü düşecek!“ diye bağırıyordu. Ama tam tersi oldu; bir avuç kadın ve erkek Kobanê’de tarih yazdılar. 

Bu planlanmış bir şey değildi, kimse Rojava’da işlerin buraya geleceğini önceden bilmiyordu; bu işler böyledir zaten, sonucu herşeyi önceden planlayanlar değil; kendine inanlar, mücadele edenler belirler. Ne Amerikası ne de Avrupası orada ortaya konulan iradeyi görmemezlikten gelemezdi; kimse hem ülke ülke DAİŞ karşıtı koalisyonu örgütlemeye çalışıp hem de DAİŞ’e karşı kahramanca çarpışan bu insanların ortaya koydukları mücadale azmini görmemezlikten gelemezdi. 

Başlangıçta ABD hala “Ilımlı İslam” modeli ile bölgeye müdahale etmek istiyordu; bunun için hem Suriye hem de Irak içinden ılımlı muhalifler diye bir grup oluşturulmaya çalışıldı; ancak görüldü ki; bu coğrafyanın mekaniği böyle işlemiyor. 

ABD’nin ılımlı muhalif dediği çevreler; bir süre sonra ABD’den aldığı silah ve parayı götürüp en radikal ABD karşıtı güçlere veriyordu. Hem de öyle sadece korktuğu için de değil; çünkü ılımı veya değil bütün İslami hareketler son tahlilde asıl olarak kendilerini; Batı ve ABD karşıtı olarak tanımlıyorlar.

En ılımlısı Türkiye’de AKP ve Erdoğan’dı; başta ABD olmak üzere bütün Batı dünyası AKP ve Erdoğan’a muazzam yatırım yaptı ama sonuç tam bir fiyasko oldu. Eski ABD Başkanı Barak Obama “Erdoğan benim hayal kırıklığımdır!” diyerek Erdoğan şahsında ABD’nin “Ilımlı İslam” politikasının da bittiğini ilan etmiş oldu.

DAİŞ’e silah taşıyan TIR’lar; Ilımlı İslam ile Radikal İslam arasında var olduğu sanılan ayrımı da ortadan kaldırmış oldular. Erdoğan’ın MİT TIR’ları meselesinin bu kadar üzerine gitmesi biraz da bu öfkeden kaynaklanıyor.Kobanê direnişi dünyanın geri kalanına; „Ne DAİŞ’in radikal, ne de Erdoğan ve Nursi’nin ılımlı İslamına mahkum olmadıklarını, istenirse, bu iki seçeneğin dışında; hiç bir inancı ve etnik kökeni dışlamayan demokratik bir seçeneğin de var olduğunu gösterdi.”

Kobanê bir toplum mühendisliğinin değil; inancın ve kararlılığın zaferidir. Stefanos Yarasimos “Az Gelişmişliğin Sürekliliği” adlı kitabında bütün ulusal kurtuluş mücadelelerinin aslıda dünyanın geri kalanına “eğer burada bir şey yapacaksanız, bunu benimle yapmalısınız, yoksa burada hiç kimse bana rağmen bir şey yapamaz!” iradesini ortaya koymak olduğunu” söyler.

Haklı olup olmadığınız, ülkenizde petrol olup olmadığı, bu zamana kadar kimlerle hangi ilişkileri geliştirip geliştirmediğiniz sonucu sadece bir yere kadar belirler; ama her zaman asıl belirleyici olan sizin yukardaki ifadeyi hayata geçirecek bir iradeye sahip olup olmadığınızdır. 

İki Kürtlük var; biri elindeki muazzam silahlara rağmen ülkesini savunmadan geri çekilen Kürtlük, diğeri ise ölümüne ülkesine ve insanlarına canı pahasına sahip çıkan Kürtlük. Rojava’da kazanan Kürtlük gelecek, Kerkük’te mücadele etmeden çekilen Kürtlük ise geçmiştir. 

1 Kasım Dünya Kobanê Günü başta direnen  Kürtlük olmak üzere bütün insanlığa kutlu olsun!