Kobanê olmadı ama Erdoğan düştü düşecek!

Bu başlığı atarken aklıma 3 önemli yazar geldi, Aziz Nesin, Kemal Tahir ve Yaşar Kemal… Keşke, dedim kendi kendime, onlar kadar bir yeteneğim olsaydı da, bu başlığı yazarken bir ses tonu da verebilseydim, gözlerimi görebilseydiniz, yüzümdeki ifadeyi de yaşayabilseydiniz. Ya da o başlığı okuduğunuzda Erdoğan’ın Diyarbakır mitinginde pispis sırıtarak „Kobaniiii düştü düşecekkk“ diye kendinden emin bir şekilde tısladığını canlandırabilseydiniz gözünüzde…

Olmadı, Kobanê düşmedi, Kobanê’nin düşmemesi için herkes direndi. Ama dedim ya, keşke onlar gibi anlatabilseydim o günleri, genç kızların ve kadınların Kobanê için nasıl vazcaymadıklarını ve herkesi yüreklendirdiklerini yazabilseydim onların şiirsel dilinde ve sinematografik tekniğiyle…

Erdoğan “Kobaniiii düştü düşecekkk” dediğinden beri yaşananları yazsak oldukça kalın bir tarih kitabı olur sanırım. Daha doğrusu, o günden beri Erdoğan’ın yaşadıklarını senaryolaştırıp film çeksek, bir diktatörün çöküşünü anlatan güzel bir film olurdu diye düşünüyorum.

Kobanê’nin düşmemesi, seçime yansıdı, Erdoğan’a oy veren Kürtlere yansıdı, demokratik cepheyi daha da sıklaştırdı ve sağlamlaştırdı. Daha da önemlisi dünyada Erdoğan’a ve AKP’ye bakış açısı değişti. Bence en önemlisi, daha önce de referandum yapacağını söyleyen Irak Kürdistan lideri Barzani, bu etkinliği öne çekti ve yakın dostu Erdoğan’ın bütün kızgınlıklarına karşın başarıyla yapıldı.

Diktatörlerin ortak yapıları var, sadece kendi ülkelerinin içişlerine karışmak onlara yetmiyor, önce sınır ülkelerin siyasetlerine göz dikiyorlar, sonra da sınırımızın bile olmadığı ülkelerin içişlerine ve seçimlerine karışıyorlar.

Anımsayacaksınız, Hollanda seçimlerine karıştık, Irak Kürdistanı’nda yapılan halk oylamasını engellemeye kalktık, Almanya seçimlerinde halkın kime oy vereceğini biz tayin ettik.

Hollanda’ya girmeye çalışan kadın bakan sınır dışı edildi, Almanya ciddi tavır koydu, Irak Kürtleri kendi özgürlükleri konusunda karar verdiler, ABD’de Reza Zarrab’dan sonra eski bakanlardan Zafer Çağlayan hakkında da tutuklama kararı çıktı. Kendi evinde ayakkabı kutusunda paralar çıkan Halk Bankası genel müdürü ve yardımcısı hakkında da tutuklama kararı çıktı. Onunla kalmadı, ABD’deki gezisi sırasında Erdoğan’ı protesto eden Kürtleri dövmeye kalkan korumalar hakkında da tutuklama çıktı.

İlginç değil mi, Türkiye’de Yüce Divana verilemeyen bakan hakkında tutuklama çıktı, depremde, maden göçüğünde halkı döven ve elini kolunu sallayarak dolaşanlar, aynı zorbalığı dışarıda yapınca soruşturma başlatıldı ve hem tutuklama hem de giriş yasağı konuldu.

Bunlar hadi neyse de, kocaman Türkiye Rusya’ya domates satamadı, Putin’le Erdoğan ortak basın toplantısında domatesten bahsettiler. Ama olmadı, domates elde kaldı. Rusya’nın düşen uçağını kimin düşürdüğünü anlayamadık, Davutoğlu kendisi olduğunu söyleyince, Erdoğan kızdı ve “Sen kimsin leyn, ben düşürdüm” dedi, baktı domates satılmıyor, “Ben değil, Fetö yaptı örtmenim” dedi.

Erdoğan bunları atlatmaya çalışırken ABD ve İngiltere başka bir karar aldı ve Türkiye’den kalkacak uçaklarda, yolcuların cep telefonları haricindeki elektronik eşyaların bagaja konulması şartı getirdi. Bu sadece kalkan uçaklar için alınan bir karar değildi, Türkiye’den bu ülkelere gidecek transit uçaklar için de böyleydi. Bunun açıklaması şuydu: “Türkiye terör örgütlerine yardım eden ülkedir, güvenemeyiz”.

Ve sonunda olanlar oldu ve ABD Türkiye halkına ABD vizesini yasakladı… Avrupa Birliği’nin aldığı ekonomik kararlardan sonra ve hele Almanya ve kimi Avrupa ülkeleri de ekonomik yaptırımdan söz ettikten sonra alınan bu karar artık bir çöküşün başlangıcıydı. Erdoğan bu karara uydu ve son olarak Ukrayna devlet başkanıyla (Önceki yazımda Gürcistan diye yazmışım, özür dilerim ve uyaranlara teşekkür ederim) yaptığı basın toplantısında uyudu ve bence artık hakkında alınan düşme kararına da uydu. 

Evet başlıkta da dediğim gibi: KOBANÊ OLMADI AMA ERDOÐAN DÜŞTÜ DÜŞECEK!..