Kolombiya FARC kongresi

Siz bu yazıyı okurken Kolombiya’ya doğru yola çıkmış olacağım. FARC-EP’nin 10. kongresine bir başka deyişle barış kararını onaylayacakları kongreye katılmak için gideceğim. Bir anlamda FARC için, silahlı mücadelenin son kongresi, yasal olarak politik mücadelenin ilk adımı olacak bu kongre. Sizin kafanızda olduğu gibi benim kafamda da birçok soru var. Özellikle El Salvador ve Guatemala mücadele ve barış süreçlerini yakından bilen birisi olarak oldukça endişeli sorular bunlar. Aynı zamanda başından beri izlediğim bu müzakere sürecinde, gerilla komutanlarıyla tartıştığım bir sürü şey ne kadar değişti ve ne kadarı karşılanabiliyor? Bir kısmına doğrudan tanık olacağım ya da en azından bu başlangıca ilişkin doğrudan gözlemlerim olacak. Bu yüzden bundan sonraki yazdıklarımı aslında sadece size değil kendime de yazıyorum…

El Salvador gerilla komutanlarından Shefik diyordu. „Gerillanın esas dağı halktır. Onu koruyan, besleyen var eden halktır. Dolayısıyla halk bir şey istediğinde gerilla bundan ayrı bir şey yapamaz. Halk barış istediğinde gerilla barış istemiyorum diyemez.“

El Salvador gerilla komutanı Roberto Canas diyordu. „Silahlı mücadele politik araçlardan sadece biridir. Devrimciler silahlı mücadeleyi tabulaştırmaz. Silahlı mücadeleyi sürdürmemek  politik mücadeleden vazgeçmek değil politik mücadeleyi bir başka biçimde sürdürmektir.“

FARC Komutanlarından barış delegesi Ricardo Teles müzakerenin henüz başında söylüyordu. „Dün geceden bugüne bile bir değişiklik var. Dün bize terörist diyenler bugün FARC’ın politik-askeri bir örgütlenme olduğunu kabul etmiş oluyorlar.“

Bununla birlikte özellikle paramiliterlerin, sivil faşist çetelerin, uyuşturucu çetelerinin saldırılarına karşı halkın kendisini koruması nasıl mümkün olacak? El Salvador ve Guatemala pratiğinden sonra politik bir savaşın her gün daha çok insanın öldüğü sosyal bir savaşa dönüşmesi nasıl engellenebilecek? Özellikle ABD’nin ve egemenlerin barışı istemesinin en önemli nedenlerinden biri kuşkusuz Kolombiya’nın olağanüstü doğal zenginliklerinin, ekolojik alanların talan edilmesi gerçeği. Bu yaşam alanları nasıl korunabilecek? Henüz 3 gün önce maden şirketlerinin, ekolojik mücadele sürdüren halkın liderlerini öldürttükleri gibi, Kolombiya’nın adeta karekteri olmuş saldırılar karşısında ne yapılabilecek?  

Fakat bunları söylerken tabii ki ‘zafer’ ile ‘barış’ı karıştırmıyorum. Barış zafer değildir ve dolayısıyla güçler yenişemedikleri için ve yenişemeyecekleri için bir masaya oturup, güçleri oranında bir uzlaşmaya varırlar ama en azından bu uzlaşmanın geçerli olması barışın başarılı olması manasına gelir. Peki bu olabilecek mi?  

Bir barışa kim hayır diyebilir?

Bir barış nasıl gerçekten barıştır?

Yani Kolombiya deneyiminden, -olumlu ya da olumsuz- öğreneceğimiz daha çok şey var…